GİRİŞ/KAYIT

Türkiye Cumhuriyeti İnkilâp Tarihi ve Atatürkçülük 1

Açıklama
* Ders notunun uzun olmasının en büyük nedeni kitabının 160 sayfalık bir kitap olması.
*160 sayfalık kitapdan çıkartığımız özet ortalama 40 sayfadır

  • UNİTE 1
  • 1. Dünya Savaşı Sonunda Osmanlı Devleti’nin Durumu
  • UNİTE 1 - 1. KONU
  • Mondros Ateşkes Antlaşması

Osmanlı’nın Ateşkes’i İmzalama Sebepleri:
1.Bulgaristan’ın savaştan çekilmesi sonucunda Osmanlı ile Almanya’nın kara bağlantısının kesilmesi
2.Osmanlı’nın savaşacak gücünün kalmaması
3.Wilson Prensiplerinden cesaret alınması
4.Güney cephelerinin çökmesi
5.Savaş taraftarı olan İttihat ve Terakki Partisi liderlerinin (Cemal Paşa, Enver Paşa, Talat Paşa) ülkeyi terk etmesi sonucunda başa barış isteyen Hürriyet ve İtilaf Fırkası’nın gelmesi.

Mondros Ateşkes Antlaşması, 30 Ekim 1918’de Osmanlı adına Bahriye Nazırı Rauf Orbay ile İtilaf Devletleri adına İngiliz Amirali Calthrope arasında Limni adasının Mondros limanında Agamemnon zırhlısında imzalanmıştır.

Ateşkes Antlaşması’nın Şartları

(Tümü 25 maddedir):
1.Anlaşma devletleri güvenliklerini tehdit edecek bir durum ortaya çıktığında istedikleri stratejik bir bölgeyi işgal edebilecektir. (7. madde)

Açıklamalar:
· Mütarekenin en önemli maddesi 7. maddedir.
· Bu madde itilaf devletlerinin Anadolu’da yaptıkları işgallerin hukuki dayanağı olmuştur.
· İtilaf Devletleri bu maddeyi ateşkese koyarak Wilson ilkelerine ters düşmekten kurtulmuşlardır.
· Bu madde Osmanlı ülkesini işgale açık hale getirip ülke bütünlüğünü bozmuştur.

2.Doğu Anadolu’da altı ilde (vilayat-i sitte: Erzurum, Van, Elazığ, Sivas, Bitlis, Diyarbakır)bir karışıklık çıktığında itilaf devletleri bu illerin herhangi birini işgal edebilecektir. (24. madde)

Açıklama: Bu madde anlaşma devletlerinin Doğu Anadolu’da bağımsız bir Ermeni Devleti kurma projelerinin en önemli göstergesidir.

3.Sınırların korunması ve iç güvenliğin sağlanması dışındaki Osmanlı orduları terhis edilecek; ayrıca orduya ait cephane, taşıtlar ve donanma anlaşma devletlerine bırakılacaktır.

Açıklama: Böylece Osmanlı Devleti yapılacak işgaller karşısında savunmasız hale getirilmeye çalışılmıştır. Bu madde Anadolu’nun işgal edileceğini gösterir.

4.İran ve Kafkasya’daki Osmanlı birlikleri geri çekilecek. Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da bulunan Osmanlı askerî birlikleri en yakın itilaf devletine teslim olacaktır.

5.Ermenilerle itilaf devletlerinden alınan esirler serbest bırakılacak; Türk esirler itilaf devletlerinin denetiminde kalacaktır.

Açıklama: Bu durum devletlerin eşitliği ilkesine aykırıdır.

6.Haberleşme ve ulaşıma ait bütün araç ve gereçler anlaşma devletinin denetiminde bırakılacaktır. Bu Konu www.theinek.com dan alınmıştır

Açıklamalar:

· Böylece, işgalci devletlere karşı topyekûn bir mücadelenin Türkler tarafından başlatılması engellenmeye çalışılmıştır.
· Bu durum bölgesel direniş hareketlerinin vatanın bütününe yönelik hale getirilmesini kısa bir için de olsa geciktirmiştir.
· Bu madde işgallerin başlayacağını gösterir.

7.Limanlar, Toros tünelleri, tersaneler ve demir yolları anlaşma devletlerine bırakılacak

8.Anlaşma devletleri akaryakıt ve kömür ihtiyaçlarını Osmanlı Devleti’nden karşılayacak ve bu maddeler ihraç edilmeyecektir.

Açıklama: Anlaşma devletleri bu tür maddelerle Osmanlı Devleti’nin ekonomik bağımsızlığını ortadan kaldırmış ve Osmanlı’yı ekonomik bakımdan kendilerine bağımlı hale getirmeye çalışmışlardır.

9.Boğazlar İtilaf Devletleri’nin işgalinde olacaktır.

Açıklama: Bu madde Osmanlı’nın boğazlar üzerindeki egemenliğini sona erdirdiği gibi; İstanbul’u güvenliksiz hale getirdi ve Anadolu ile Rumeli’nin bağlantısını kesti.

10.Batum işgal edilecektir.

Açıklama: İngiltere bu madde ile Kafkasya’yı işgal ederek Osmanlı ile Rusya’nın bağlantılarını kesmek istemiştir.

11.Osmanlı ittifak grubu ile ilişkilerini kesecektir.

Mondros Ateşkes Antlaşması’nın Önemi:

1.Osmanlı Devleti İtilaf devletlerine teslim olmuştur.
2.Osmanlı Devleti fiilen sona ermiştir.
3.Gizli antlaşmaların uygulama safhası başlamıştır.
4.Milli cemiyetler kurulmuştur.
5.Mütarekeyi imzalayan Rauf Orbay gözden düşmüştür.

Açıklamalar:
· Mütarekenin imzalandığı tarihte Mustafa Kemal, Suriye’dedir.
· Gizli antlaşmaların var olması mütarekenin ağır şartlar taşımasında etkili oldu.

Ateşkes Antlaşması’nın Osmanlı Devleti’ne Etkileri
· Ateşkes’in imzalanmasının ardından İtilaf Devletleri, 7. maddeyi bahane ederek, Osmanlı topraklarını işgal etmeye başladılar.

  • UNİTE 1 - 2. KONU
  • Ateşkes Anlaşmasından 19 Mayıs 1919’a kadar meydana gelen önemli olaylar.

• İtilaf Devletleri, antlaşma şartlarına uymayarak 7. maddeyi istedikleri gibi yorumlamışlar ve yurdumuzu işgale başladılar.
• Bu işgaller, Birinci Dünya Savaşı sırasında imzalanan gizli paylaşım antlaşmalarının uygulamasından başka bir şey değildi.

İşgaller
İngiliz İşgalleri:
• İngilizler, 3 Kasım 1918’de Musul’a, 9 Kasım 1918’de İskenderun’a girdi.
• 1919 başlarında da, Urfa, Antep ve Maraş’ı işgal ettiler.
• Zamanla, Samsun ve Merzifon da işgal edildi.

Fransız İşgalleri:
• Fransızlar, Adana ve çevresini işgal ederek buradaki Ermenileri harekete geçirdiler.

İtalyan İşgalleri:
• İtalyanlar, Konya, Antalya, Söke, Kuşadası, Bodrum ve Marmaris’i işgal ettiler.
• 3 Kasım 1918’de İtilaf donanması, İstanbul’u işgal etti.
• İtilaf kuvvetleri, Mondros Ateşkes Antlaşması’nı uygulaması konusunda Osmanlı Devleti’ne baskı yapmaya başladılar.
• Bu işgaller karşısında Türk milleti, vatanını ve bağımsızlığını korumak amacıyla mücadele kararı aldı.

İşgallere Karşı Neler Yapıldı?
• Mitinglerle Türk milletinin haklı davası dünya kamuoyuna duyurmaya çalışıldı.
• Yurdun dört bir yanında teşkilatlanarak, silahlı güçler oluşturulmaya başlandı.

  • UNİTE 1 - 3. KONU
  • Osmanlı Devleti’nin paylaşılması tasarıları

Birinci Dünya Savaşı’nın devam ettiği yıllarda İtilaf Devletleri, aralarında yaptıkları gizli antlaşmalarla Osmanlı topraklarını paylaştılar.
Gizli Antlaşmalar
Gizli Antlaşmaların Yapılma Sebepleri:
1.Şark meselesi (Osmanlı ülkesini paylaşma mese¬lesi)’ni halletmek.
2.İtilaf bloğunun birlik ve istikrarını sağlamak
3.Savaştan sonra Osmanlı’yı paylaşma konusunda anlaşmazlığa düşmemek
4.İtalya’yı İtilaf bloğuna katmak.
5.Rusya’yı İtilaf bloğunda tutmak

Gizli Antlaşmalar:
1.Boğazlar Antlaşması (Mart-Nisan 1915)
Çanakkale Savaşı esnasında Rusya boğazlar konu¬sunda tedirginleşince; İngiltere, Fransa ve Rusya arasında imzalanan antlaşma ile boğazlar ve çevresi Rusya’ya bırakılmıştır.

Antlaşmanın Önemi:
1.Rusya’nın Almanya tarafına geçmesi önlendi
2.Gizli antlaşmalar başladı
3.İngiltere ve Fransa ilk defa Rusya’nın boğazlar konusundaki isteklerini kabul etti.
Not: Rus Çarlığı yıkıldıktan sonra; tekrar yapılan gizli antlaşmalar sonucunda boğazlar bölgesinin yönetiminin İtilafların ortak kontrolünde olmasına karar verildi.

2.Londra Antlaşması (26 Nisan 1915)
Bu antlaşma İngiltere, Fransa ve İtalya arasında imzalandı.
İtalya’ya On İki Ada ve Antalya bırakıldığı gibi; İtalya’ya, Osmanlı’nın Libya üzerindeki halifelik haklarının da kaldırılacağı vaat edildi. Bu antlaşma sonucunda İtalya İtilaf Grubu’na geçti.

3.Sykes-Picot Antlaşması (1916)
Bu antlaşma, İngiltere ile Fransa arasında imzalan¬mıştır.
1.Musul hariç, Irak İngiltere’ye bırakıldı
2.Adana, Antakya, Lübnan ve Suriye kıyıları Fransa’ya bırakıldı.
3.Musul, Ürdün ve Suriye’nin bir kısmında Arap krallığının kurulması ve bu devletin Fransa ile İn¬gil¬tere’nin ortak denetiminde olması kararlaştırıldı.
4.Filistin’de, Rusya, İngiltere, Fransa, İtalya ve Şerif Hüseyin tarafından kararlaştırılarak, uluslararası bir yönetimin kurulması kararlaştırıldı.
5.Hicaz’ın serbest bölge olması kararlaştırıldı.
Önemi:
1.Arap bölgeleri (Orta Doğu) paylaşıldı

4.Petrograt Protokolü
Bu antlaşma Rusya, Fransa ve İngiltere arasında imzalandı. Rusya’ya, İngiltere ve Fransa’nın Orta Doğu çıkarlarını kabul etmesine karşılık boğazlar bölge¬sine ek olarak Trabzon’a kadar Doğu Karade¬niz, Erzurum, Van ve Bitlis verildi. Kaynak : www.theinek.com

5.Mc Mahon Antlaşması (1916)
İngiltere’nin Mısır valisi ile Şerif Hüseyin ara¬sında imzalanmıştır. Şerif Hüseyin’e bağımsız bir Arap devleti vaat edilmiştir. Arapları Osmanlı’ya karşı savaştırmak isteyen İngilizler bu tür gizli antlaş¬malarla amaçlarına ulaşmıştır.

6.Saint Jean de Maurienne Antlaşması
• Bu antlaşma, İngiltere, Fransa ve İtalya arasında imzalanmıştır.
• Oniki Ada, Antalya, İzmir, Aydın ve Muğla İtalya’ya bırakılmıştır. İngiltere; İzmir’in İtalya’ya verilmesini Rusya istemeyeceğinden dolayı; bu antlaşmanın geçerli olabilmesini, Rusya’nın ant¬laşmayı imzalamasına bağlamıştır. Rusya kısa bir süre sonra savaştan çekildiği için bu antlaşma Rusya tarafından imzalanamamıştır.
• Paris Konfe¬ransı’nda İzmir’i Yunanistan’a bırak¬mak isteyen İngiltere’ye İtalya karşı çıkınca; İngil¬tere Saint Jean de Maurıenne Antlaşması’nın geçersizli¬ğini ileri sür¬müş¬tür.

Gizli Antlaşmaların Önemi:
1.İtilaf Devletleri aralarında çıkar birliği sağlamış¬lardır.
2.Savaş daha bitmeden, Osmanlı toprakları payla¬şılmıştır.
3.Bu antlaşmalar, Mondros Mütarekesinin ağır şartlar taşımasında etkili olmuştur.
4.İtilaf Devletleri aralarındaki birlik ve bütünlüğü güçlendir¬mişlerdir.
5.Gizli antlaşmalar İtilaf devletlerinin zaferden emin olduğunu göste¬rir.

Gizli Antlaşmaların Özellikleri:
1.Şark meselesini halletmeye yöneliktirler
2.Osmanlı toprakları paylaşılmıştır.
3.İtilaf Devletleri çıkar birliği sağlamıştır.
4.Osmanlı’nın savaşa girmesinin bir sonucu olarak gündeme gelmiştir.

Açıklamalar:
• Yunanistan gizli antlaşmalara katılmadığı halde; savaştan sonra toplanan Paris Konferansında İzmir ve civarını alarak Osmanlı’nın paylaşımına açıkça katılmıştır.
• Rusya gizli antlaşmalara katıldığı halde; savaştan çekildiğin¬den dolayı; savaştan sonra Osmanlı’nın paylaşımına katılama¬mıştır.
• İtalya gizli antlaşmalara katıldığı halde; savaştan sonra ant¬laşmalardan umduğunu bulamamış ki bu durum İtalya ile İngiltere ve Fransa’nın arasını açmıştır.
• Gizli antlaşmaları dünyaya ilk defa Çarlık Rusyası’nı, İngiltere, Fransa ve İtalya’yı dünya kamuoyuna kötü göstermek isteyen Bolşevikler duyur¬muştur.
• Wilson İlkeleri, gizli antlaşmaları hukuken geçer¬siz saymıştır.
• İngiltere ve Fransa, ABD ile çelişkiye düşmeden gizli antlaş¬maları uygulayabilmek için, Paris Konfe¬ransı’nda mandater sistem düşüncesini ortaya attılar. Mondros Ateşkes Antlaşması’na 7 ve 24. maddeleri koydular. Azın-lıkları Osmanlı’ya karşı kışkırttılar.
• Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan sonra başlayan işgaller, genelde, gizli antlaşmalar doğrultusunda oldu
• Rusya’nın savaştan çekilmesi üzerine; Doğu Anadolu’da Ermeni Devleti ku¬rulmasına; Ermenile¬rin koruyuculuğunun ABD’ye verilmesine ve Bo¬ğazlar üzerinde ortak yönetim kurul¬masına karar verildi.
• Mondros Ateşkes Antlaşması’nın imzalanması ile gizli antlaşmalar uygulamaya girdi.
• İşgal güçleri gizli antlaşmaları daha rahat uygula¬yabilmek için Mondros Ateşkes Antlaşması’nı işlerini ko-laylaştıracak şekilde hazırladılar.

  • UNİTE 1 - 4. KONU
  • Wilson Prensipleri ve Paris Barış konferansı

· ABD Cumhurbaşkanı Woodrow Wilson Birinci Dünya Savaşı sonrasında yapılacak barışın esaslarını yayınladığı on dört ilke ile açıklamış, İtilaf devletleri de ABD’yi yanlarında tutmak istediklerinden dolayı bu ilkeleri kabul ettiklerini bildirmişlerdir.

· ABD başkanı Wilson, savaştan sonra barışın devam etmesini bir daha böyle büyük savaşların çıkmamasını istiyordu.

İlkeler:
1.Galip devletler yenilen devletlerden toprak ve savaş tazminatı almayacak.

Açıklama:
· Bu madde yeni sömürgeler oluşmasına karşıdır.
· Mağlup devletlerin mütareke imzalamasını hızlandırmıştır.
· Savaştan sonra imzalanan antlaşmalar, bu maddeye uymamıştır.

2.Devletlerarası antlaşmalarda açık diplomasi esası uygulanacak.

Açıklama: Gizli antlaşmalar hukuken geçersiz sayılmıştır.

3.Karasuları dışındaki denizlerde tam serbestlik sağlanacak
4.Uluslar arası ekonomik engeller kaldırılacak ve devletlerarasında eşitlik sağlanacak
5.Silahlanmanın azaltılması yolunda karşılıklı güvenceler verilecektir.

Açıklama: İlk silahsızlanma çağrısıdır.

6.Rusya, Belçika, Romanya, İtalya, Sırbistan, Karadağ ve Romanya’nın sınırları tekrar saptanacak
7.Devletlerarası anlaşmazlıkları barış yoluyla çözecek uluslararası bir örgüt kurulacak

Açıklama: Milletler Cemiyetinin kurulması istenmiştir. Bu cemiyet Paris Konferansı’nda kurulmuştur. Bu madde Wilson Prensipleri’nin uyulan tek maddesidir. Savaş uluslararası meselelerin çözülmesinde araç olmaktan çıkarılmak istenmiştir.

8.Boğazlar bütün ulusların ticaret gemilerine açık olacak.
9.Osmanlı İmparatorluğu’nda Türklerin oturduğu bölgelerin egemenliği sağlanacak; diğer bölgelerdeki uluslara da kendilerini geliştirme hakkı verilecektir.

Açıklama: Osmanlı Devletinin devam edeceği, fakat parçalanacağı vurgulanmıştır. Bu madde Mondros mütarekesinden sonra Anadolu’da başlayan işgallerin hukuk dışı; bu durum karşısında Türk Kurtuluş Savaşının ise hukuka uygun olduğunu gösterir. Bu madde azınlıklar için ilham kaynağı olmuştur.

10.Alsas-Loren Fransa’ya geri verilecektir.

Açıklama: Bu madde “savaştan sonra mağlup devletlerden toprak alınmayacaktır” maddesi ile çelişmektedir.

Wilson Prensipleri’nin Önemi:
1.İttifak grubu mütareke imzalama konusunda cesaretlendi. (Savaşın bitişi hızlandı). Kaynak : www.theinek.com
2.Çok uluslu imparatorlukların parçalanması ön görüldü
3.Wilson ilkeleri itilaf devletlerinin çıkarlarına ters düşmüştür. Bu nedenle kabullenmiş gibi göründükleri bu ilkeleri kendi çıkarları doğrultusunda yorumla-mışlardır. İttifak devletleri ise bu ilkeleri barışın anahtarı olarak görüp benimsemişlerdir.
4.Savaştan sonra prensiplerine uyulmadığını gören ABD belli bir dönem Avrupa siyasetinden çekildi.
5.İmzalanan antlaşmalarda prensiplere uyulmadı
6.Kurtuluş Savaşı ve II. Dünya Savaşı’nın çıkması Wilson Prensiplerinin amacına ulaşmadığını gösterir.

Paris Konferansı (18 Ocak 1919)
· İtilaf Devletleri yenilen devletlerle imzalanacak barış antlaşmalarının şartlarını tespit etmek ve bozulan dengeleri kendi lehlerine kurmak için Paris’te bir barış konferansı toplamıştır.
· Bu konferansa 32 devlet katılmıştır.
· Konferans, İngiltere ve Fransa’nın etkisi altında kalmıştır.
· Paris’te ilk olarak Milletler Cemiyeti’nin kurulması kararlaştırılmıştır.
· Ancak ABD diğer konularla fazla ilgilenmemiş ve yalnızlık politikasına geri dönmüştür.
· En fazla tartışılan mesele Osmanlı ile imzalanacak olan antlaşma olmasına rağmen; aralarında çıkar çatışmasına düşen galipler, Osmanlı ile imzalanacak olan antlaşmayı karara bağlayamamışlardır.
· Batı Anadolu’nun kendisine bırakılması için çaba harcayan Yunanistan, konferansa Batı Anadolu’da Rumların çoğunlukta olduğunu gösteren ve İzmir civarında Rumların Türkler tarafından katledildiğini ileri süren sahte raporlar ile geldi.
· Güçlü bir İtalya’nın Batı Anadolu’da varlığını istemeyen İngiltere, Yunanistan’ın verdiği sahte raporları kullanarak İzmir ve civarının Yunanistan tarafından işgal edilmesini konferansa kabul ettirdi. İtalya ise bu durumdan dolayı konferansı terk etti.
· İtilaf Devletleri arasında ilk çatlak oluştu.
· Osmanlı ülkesini milletler prensibine göre bölerek; ilgilendiği bölgeleri mandater sistem aldatmacası ile sömürü sınırları içine almak isteyen İngiltere, konferansa Kürt, Ermeni, Rum ve Arapları da davet etti. Bu milletler konferansa İngiliz çıkarlarına hizmet edecek şekilde sahte raporlarla geldiler.
· İlk defa bu konferansta Doğu Anadolu’da bir Ermeni devletinin kurulmasına karar verildi.
· Wilson Prensipleri’nde kurulması istenen Milletler Cemiyeti (Cemiyet-i Akvam) kurulmuştur.
· Görevi uluslararası anlaşmazlıkları çözümleyerek dünya barışının devamını sağlamak olan bu cemiyet, İngiliz çıkarlarına hizmet etmekten başka bir işe yaramamıştır.
· Kurtuluş Savaşı ve İkinci Dünya Savaşı’nın çıkması bu durumu açıkça göstermektedir. Bu cemiyetin iç tüzüğü Birinci Dünya Savaşı sonucunda imzalanan bütün antlaşmalara konulmuştur.
· Bu cemiyetin kurulması Wilson Prensipleri’nin kısmen uygulandığını gösterir.
· İngiltere ve Fransa, ABD ve dünya kamuoyuna dürüst görünerek sömürgeciliklerini devam ettirebilmek için; yeni kurulan bir devletin büyük bir devlet tarafından Milletler Cemiyeti adına yönetilmesi esasına dayanan Mandater Sistem düşüncesini konferansa kabul ettirdiler. Bu sistem sömürgeciliğin şekil değiştirmiş halidir

  • UNİTE 1 - 5. KONU
  • İzmir’in İşgali (15 Mayıs 1919 )

Yunanlılar, Paris Konferansı’na verdirttikleri karar doğrultusunda İzmir’i işgal etmişlerdir.
İşgalin Önemi:
1.Kuva-yı Milliye ortaya çıkmaya başladı
2.Milli bilinç uyandı
3.Halkı Milli Mücadele için örgütlemek kolaylaştı Diğer Ders Notlarını GÖrmek İçin theinek.com u ziyaret edin
4.Mitingler düzenlendi
5.Redd-i İlhak Cemiyeti kuruldu
6.Halk, işgalcilere güvenilemeyeceğini anladı.

Amiral Bristol Raporu:
İzmir’in işgali dünya kamuoyunda büyük bir yankı ve kınamaya sebep olunca; olayın sorumlusu duru¬munda olan İtilaf Devletleri kamuoyunu yatıştırmak ve İzmir bölge¬sindeki durumu öğrenebilmek için bölgeye Amiral Bristol önderliğinde bir he¬yet göndermişler¬dir.

Bristol Raporu’nun İçeriği:
1.Bölgedeki olayların sorumlusu Türkler değil; Rumlardır.
2.Bölgede Türkler çoğunluktadır.
3.Yunanlıların bölgeyi işgali ilhaka yöneliktir. Böl-genin güvenliğini sağlamaya yönelik değildir.
4.Bölgeden Yunanlılar çekilerek; bölgeye İtilaf devletlerinin güvenlik birlikleri yerleşmelidir.

Bristol Raporu’nun Önemi:
1.Yunanlıların Paris Konferansına sahte rapor ver¬diği ortaya çıkmıştır.
2.Yunan işgalinin niteliği dünyaya duyurulmuştur.
3.İşgalin gereksiz ve haksız olduğu belirtilmiştir.
4.İlk defa uluslararası bir belge Türk Milli Müca¬delesi’nin haklılığını göstermiştir.

  • UNİTE 1 - 6. KONU
  • Memleketin İç Durumu ve Cemiyetler

· Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşı’ndan çok ağır bir güç kaybı ile çıktı.
· Savaş sonunda imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması şartları daha da ağırlaştırdı.
· Devleti, savaşa sürükleyen İttihat ve Terakki’nin lider kadrosu yurt dışına kaçtılar.
· İtilaf Devletleri ise, antlaşmanın 7. maddesine dayanarak işgal bölgelerini genişlettiler.
· İstanbul Hükümeti’nin çaresizliği ve acizliği karşısında Türk milleti örgütlenmeye başladı.
· Kuvay-ı Milliye ve Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri şeklinde olan bu örgütlenme tüm Anadolu’ya yayıldı.
· Bu arada İtilaf Devleri’nin kışkırtmaları ile harekete geçen azınlıklar da örgütlendiler.

Amaçları yönünden bu cemiyet örgütlenmeleri üç gruba ayrılır:
1. Azınlıkların Kurduğu Cemiyetler,
2. Millî Varlığa Düşman Cemiyetler,
3. Millî Cemiyetler

Azınlıkların Kurduğu Cemiyetler
1. Mavri Mira Cemiyeti
Özellikleri:

1.Fener Rum patrikhanesi tarafından kuruldu
2.Bizans İmparatorluğunu yeniden canlandırmayı ve Ege’de ilerleyen Yunanlılara yardım ederek Batı Anadolu ve Trakya’yı Yunanistan’a katmayı amaçlıyordu. (Megali idea/Büyük İdeal)
3.Yunan Kızılhaçı, Göçmenler Komisyonu ve Rum izcilik kuruluşları bu cemiyetin alt kollarıydı

2. Pontus Rum Cemiyeti
Özellikleri:

1.1904’de Merzifon’da Amerikan Koleji’nde kuruldu
2.Batum’dan Sinop’a kadar uzanan ve merkezi Samsun veya Trabzon olabilecek bir Rum devleti kurmayı amaçlıyordu.

3. Kardos Cemiyeti
Özellikleri:
1.Bu cemiyet Rum göçmenlerine yardımcı olmak görüntüsü altında Pontus Cemiyetine yardımcı oluyordu.

4. Etnik-i Eterya Cemiyeti
Özellikleri:

1.Bu cemiyet bağımsız Yunanistan’ı oluşturmak için 1814 yılında, Filiki Eterya adıyla kurulmuştur.
2.I. Dünya Savaşından sonra ise Yunanistan’ı büyütmek ve Bizans Devleti’ni kurmak için çalıştı

5. Hınçak ve Taşnak-Sütyun Cemiyetleri
Özellikleri:
1.Doğu Anadolu toprakları, Çukurova toprakları ve Kara Deniz bölgesinin bir kısmını Ermenistan’a katmak için çalıştılar.

6. Makabi-Alyans İsrailit Cemiyetleri
Özellikleri:
1.Yahudi devleti kurmak için çalışmışlardır.
2.Ekonomik çıkarlarının korunması ön planda olmuştur.

7. Rum-Ermeni Birlik Komitesi
Özellikleri:
1.Rum ve Ermeni cemiyetleri arasındaki koordinasyonu sağladı.

Azınlık Cemiyetleri’nin Özellikleri:

1.Wilson Prensiplerinden ilham aldılar
2.Mondros Mütarekesi, azınlıkların çalışmaları için uygun zemin oluşturdu
3.Azınlıklar Osmanlı ülkesini sömürmek isteyen işgalciler tarafından kullanıldılar
4.Kiliseleri ve yabancı okullarını üs edindiler
5.İşgal devletlerinden yardım gördüler
6.Çıkardıkları olaylar ile TBMM’yi meşgul ettiler

Milli Varlığa Düşman Cemiyetler

1. Sulh ve Selamet-i Osmaniye Cemiyeti
Özellikleri:
1.Kurtuluşun padişahın emirlerine bağlı kalmakla mümkün olacağını savunmuştur.

2. Teali İslam Cemiyeti
Özellikleri:

1.Kurtuluşun halifenin emirlerine ve İslâm’ın prensiplerine uymakla mümkün olacağını savunmuştur.

3. İngiliz Muhipleri Cemiyeti
Özellikleri:

1.Kurtuluşun İngilizlerin himayesi ile mümkün olacağına inanıyordu
2.Bu cemiyet, Damat Ferit Paşa hükümeti tarafından da desteklenmiştir.

4. Wilson Prensipleri Cemiyeti
Özellikleri:

1.Bu cemiyetin taraftarları Wilson ilkelerinden ilham almıştır
2.Kurtuluşun ABD mandasına girmekle mümkün olacağına inanmışlardır. Bu Ders Özeti www.theinek.com sitesinden alınmıştır

5. Kürt Teali Cemiyeti
Özellikleri:

1.Bu cemiyetin taraftarları Wilson Prensiplerine dayanarak; halifeye bağlı olarak bir Kürt devleti kurmayı planlamışlardır.

6. Hürriyet ve İtilaf Fırkası
Özellikleri:

1.1911 yılında İttihat ve Terakki Partisi’ne karşı kuruldu
2.1918’den itibaren yönetimde etkili olmaya başladı
3.Anadolu hareketini İttihatçıların hareketi olarak gören parti Kurtuluş Savaşına karşı gelişin liderliğini üstlendi.

Milli Cemiyetler

1. Trakya Paşaeli Cemiyeti
Özellikleri:
1.Mavri Mira Cemiyetinin Trakya’ya yönelik ola¬rak yürüttüğü bölücü faaliyetlere karşı kurulmuştur.
2.İstanbul ve boğazların işgal edilmesi bu cemiyetle Anadolu’nun bağlantısını kesmiştir.
3.Bu cemiyet Osmanlı Devleti’nin yıkılması halin-de Trakya’da bir cumhuriyet kurmayı planlamakta¬dır.
4.Edirne Kongresini düzenlemiştir.

2. İzmir Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti
Özellikleri:
1.Ege Bölgesinde Yunanlıların bölücü faaliyetle¬rine karşı çalıştı.
2.2.9 Mart 1919 tarihinde İzmir’de Müdafaa-i Hu¬kuk Kongresi’ni düzenledi.

3. Kilikyalılar Cemiyeti
Özellikleri:
1.Adana ve civarının Ermeni ve Fransızlara karşı bütünlüğünü korumak için kuruldu

4. Redd-i İlhak Cemiyeti
Özellikleri:
1.İzmir’in işgaline tepki olarak kuruldu
2.Balıkesir ve Alaşehir kongrelerini düzenleyerek Ege Bölgesi’ni örgütledi
3.Kuvay-ı Milliye’yi harekete geçirerek silahlı dire¬niş başlattı.

5. Trabzon Muhafaza-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti
Özellikleri:
1.Orta ve Doğu Karadeniz’deki Rum ve Ermeni faaliyetlerine karşı kuruldu.
2.Erzurum Kongresi’nin toplanmasına yardımcı oldu.
3.Erzurum Kongresi’nde Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ile birleşti.

6. Milli Kongre Cemiyeti
Özellikleri:
1.İstanbul’da kuruldu
2.İlk defa Kuvay-ı Milliye tabirini kullandı
3.Milli mücadele için birleşmeyi savundu Bu Ders Özeti www.t h e i n e k.com sitesinden alınmıştır
4.Genelde basın yayın yoluyla propagandayı ilke edindi.
5.16 Mart 1920’de İstanbul’un işgaliyle bu cemiyet dağıldı.

7. Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti
Özellikleri:
1.Doğu Anadolu’nun Ermenilere karşı bütünlüğünü korumak için kuruldu.
2.XV. kolordunun Erzurum’da dağılmamış halde olması bu cemiyeti daha da etkin hale getirdi.
3.Erzurum Kongresini düzenledi
4.Le Pays Gazetesi’ni çıkardı.
5.Cemiyet; Türkleri azınlıklara göre daha güçlü tutmak için şu kararları aldı:
¨İşgallere karşı dilenilecektir.
¨Basın yayın yoluyla propaganda yapılacaktır
¨Bölge dışına göç edilmeyecektir.
¨Bilim, iktisat ve din teşkilatları kurulacaktır.

Milli Cemiyetlerin Özellikleri
1.Türk halkının Mondros Mütarekesi’ne ilk tepkisi¬dir.
2.Basın yayın faaliyetlerinin elverişli olmasından, elçiliklerin varlığından ve merkez durumunda ol¬masından dolayı İstanbul’u merkez edindiler
3.Milli Mücadele’ye örgütsel zemin hazırladılar
4.Halk arasında milli bilinci uyandırdılar
5.İşgalleri ve azınlıkların bölücü faaliyetlerini ön¬lemeye çalıştılar
6.Bölgesel niteliklidirler
7.Mustafa Kemal gibi birleştirici bir liderden yok¬sun oluşları en büyük eksiklikleridir.
8.İstanbul hükümetine, bağlı olmadıkları gibi; karşı da değillerdir.
9.Sivas Kongresi’nden önceki en büyük eksiklikleri tek elden idare edilmemeleridir.
10.Milliyetçilik ve vatanseverlik duyguları ile kurulmuşlardır.
11.Önce basın yayın yoluyla propagandayı ilke edin¬diyseler de; kanlı işgallerin başlamasıyla silahlı mücadeleyi başlattılar.
12.Programları, bölgesel kurtuluşa yöneliktir. Bü¬tünü, tüm yurdu kapsayan plan ve programları yoktur.
13.Sivas Kongresi’nde Anadolu ve Rumeli Cemiyeti adı altında birleştiler

İşgaller
İşgalcilerin İşgallere Hazırladığı Zemin
1.Mondros Mütarekesi’ne 7 ve 24. maddeler kondu.
2.Osmanlı ordusu terhis edildi.
3.Osmanlı’nın savaş araç ve gereçleri kontrol altına alındı.
4.Haberleşme ve ulaşım kontrol altına alındı.
5.Osmanlı yönetimi denetim altına alındı.
6.Boğazlar denetim altına alınarak Anadolu ile Rumeli’nin bağlantısı kesildi.
7.Azınlıklar kışkırtıldı.
İşgaller Mondros Ateşkes Antlaşması’na dayanılarak başlamıştır. 3 Kasım 1918’de Musul’u işgal ederek İngilizler işgal faaliyetlerini başlattılar. 13 Kasım 1918’de ise Yunanlılar da içinde olmak üzere İtilaf donanması İstanbul’u filen işgal etti.

İşgal edilen Yerler:
İngilizlerin İşgalleri: Çanakkale, Musul, Batum, Antep, Maraş, Konya, Bilecik, Samsun, Merzifon
Fransızların İşgalleri: Adana, Dörtyol, Mersin, Osmaniye, Afyon, Antep, Maraş, Urfa
İtalyanların İşgalleri: Antalya, Kuşadası, Fet¬hiye, Marmaris, Bodrum

İtilaf Devletleri’nin İstanbul’a Gelişi (13 Kasım 1918)
• Mondros Ateşkesi’nin imzalanmasından sonra 13 Kasım 1918 günü İtilaf kuvvetleri donanması İstanbul’a geldi.
• Donanmanın İstanbul’a geliş amacı; Osmanlı Hükümeti’ni baskı altına alıp işgalleri kolaylaştırmaktı.
• İstanbul’a gelen İtilaf kuvvetleri, önemli yerleri ve devlet kurumlarını işgal ettiler. Hazırlayan theinek.com

Padişahın ve Osmanlı Devleti’nin Duruma Bakışı
• Mondros Ateşkesi’nden sonra başlayan işgaller karşısında İstanbul Hükümeti, çaresiz kaldı.
• 8 Ekim 1918’de İttihat ve Terakki liderleri ülkeden kaçınca Ahmet İzzet Paşa Hükümeti kuruldu. Fakat bu hükümet, uzun ömürlü olmadı.
• 11 Kasım 1918’de Tevfik Paşa Hükümeti kuruldu. Tevfik Paşa Hükümeti, İngilizlerin baskısıyla meclisi kapattı, bir süre sonra da istifa etti.
• 4 Mart 1919’da Damat Ferit Paşa Hükümeti kuruldu.
• Damat Ferit Paşa, padişah Vahdettin’de ayrı hareket ederek, ülkede iki başlı bir yönetim oluşturdu. İngiliz yanlısı politikalar izledi.

Mustafa Kemal’in İstanbul’a Gelişi ve Duruma Bakışı
• Birinci Dünya Savaşı’nın son günlerinde Mustafa Kemal, Suriye’de VII. Ordu Kumandanıydı.
• Mondros Ateşkesi’nden sonra Alman subayı Liman von Sanders’in yerine Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığı’na getirilen Mustafa Kemal, Mondros Ateşkes Antlaşması’nın hükümlerine karşı çıkarak işgaller konusunda hükümeti uyardı.
• Mustafa Kemal, İstanbul’un işgal edildiği gün İstanbul’a geldi (13 Kasım 1918).
• Boğazda İtilaf donanmasını gören Mustafa Kemal o gün; “Geldikleri gibi giderler!” dedi.
• Mustafa Kemal, İstanbul’da yurdun nasıl kurtarılabileceği ile ilgili arayışlar içindeydi. Bu aşamada Padişah Vahdettin ile de görüştü.
• O, bu görüşmeler sonrasında memleketin içinde bulunduğu durumdan kurtulması için İstanbul’dan çıkıp milletin içine girmek ve orada çalışmak olduğuna karar verdi.

  • UNİTE 2
  • Mustafa Kemal’in Hayatı
  • UNİTE 2 - 1. KONU
  • Atatürk’ün Hayatı

Öğrenim Hayatı
• Mustafa Kemal Atatürk, 1881 yılında Selânik’te Kocakasım Mahallesi, Islâhhâne Caddesi’ndeki üç katlı pembe evde doğdu.
• Babası bir gümrük memuru olan Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde Hanım’dır.
• aba tarafından dedesi Hafız Ahmet Efendi XIV-XV. yüzyıllarda Konya ve Aydın’dan Makedonya’ya yerleştirilmiş Kocacık Yörüklerindendir.
• Annesi Zübeyde Hanım ise Selânik yakınlarındaki Langaza kasabasına yerleşmiş eski bir Türk ailesinin kızıdır.
• Milis subaylığı, evkaf kâtipliği ve kereste ticareti yapan Ali Rıza Efendi, 1871 yılında Zübeyde Hanım’la evlendi.
• Atatürk’ün beş kardeşinden dördü küçük yaşlarda öldü sadece Makbule (Atadan) 1956 yılına kadar yaşadı.
• Küçük Mustafa öğrenim çağına gelince Hafız Mehmet Efendi’nin mahalle mektebinde öğrenime başladı, sonra babasının isteğiyle Şemsi Efendi Mektebi’ne geçti.
• Ancak Mustafa Kemal babasını çok küçük yaşlarda kaybetti (1888).
• Bu nedenle okuldan ayrılmak zorunda kaldı. Mustafa ve annesi dayıları ile birlikte yaşamak üzere taşraya Rapla Çiftliği’ne gittiler. Onu annesi büyüttü.
• Selânik Mülkiye Rüştiyesi’ne kaydoldu.
• Kısa bir süre sonra 1893 yılında Askeri Rüştiye’ye girdi. Bu okuldaki Matematik öğretmeni Mustafa Bey adına “Kemal” i ilave etti. Askeri Rüştiyeyi 1895 yılında bitirdikten sonra, Mustafa Kemal, Manastırdaki Askeri İdadiye girdi.
• 1899 yılında Manastır Askeri İdâdi’sini bitirip, 3 Mart 1899′da İstanbul’da Harbiye’nin hazırlık sınıfına kaydoldu. 1902 yılında teğmen rütbesiyle mezun oldu.
• Harp Akademisi’ne devam etti. 11 Ocak 1905′te kurmay yüzbaşı rütbesiyle Akademi’yi tamamladı.

Atatürk’ün Okuduğu Okullar:
¨ Mahalle Mektebi,
¨ Şemsi Efendi İlkokulu,
¨ Mülkiye Rüştiyesi,
¨ Selanik Askeri Rüştiyesi,
¨ Manastır Askeri İdadisi,
¨ İstanbul Harp Okulu
¨ Harp Akademisi

Askerlik Hayatı
• 1905-1907 yılları arasında Şam’da V. Ordu emrinde görev yaptı.
• Arkadaşları ile Şam’da “Vatan ve Hürriyet” adında bir dernek kurdu.
• 1907′de Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı) oldu. Manastır’a III. Ordu’ya atandı.
• 19 Nisan 1909′da İstanbul’a giren Hareket Ordusu’nda Kurmay Başkanı olarak görev aldı.
• 1910 yılında Fransa’ya gönderildi. Picardie Manevraları’na katıldı.
• 1911 yılında İstanbul’da Genel Kurmay Başkanlığı emrinde çalışmaya başladı.
• 1911 yılında İtalyanların Trablusgarp’a hücumu ile başlayan savaşta, Mustafa Kemal kendi isteğiyle bir grup arkadaşıyla birlikte Trablus’a gitti; Tobruk ve Derne savunmalarında görev aldı. Mustafa Kemal henüz Libya’da iken Balkan Savaşı başladı.
• Mustafa Kemal Gelibolu ve Bolayır’daki birliklerle savaşa katıldı. Dimetoka ve Edirne’nin geri alınışında büyük hizmetleri görüldü.
• Balkan Savaşı’nda (1912-1914) başarılı bir kumandan olarak hizmet verdi.
• Balkan Savaşı sonunda, Mustafa Kemal Sofya’ya askeri ataşe olarak atanmıştır.
• 22 Aralık 1911′de İtalyanlara karşı Tobruk Savaşını kazandı. 6 Mart 1912′de Derne Komutanlığına getirildi.
• 1913 yılında Sofya Ateşemiliterliği’ne atandı. Bu görevde iken 1914 yılında yarbaylığa yükseldi. Ateşemiliterlik görevi Ocak 1915′te sona erdi. Bu sırada Birinci Dünya Savaşı başlamış ve Osmanlı İmparatorluğu savaşa girmek zorunda kalmıştı. Mustafa Kemal 19. Tümeni kurmak üzere Tekirdağ’da görevlendirildi.
• 18 Mart 1915′te Çanakkale Boğazını geçmeye kalkan İngiliz ve Fransız donanması ağır kayıplar verince Gelibolu Yarımadası’na asker çıkarmaya karar verdiler. 25 Nisan 1915′te Arıburnu’na çıkan düşman kuvvetlerini, Mustafa Kemal’in komuta ettiği 19. Tümen Conkbayırı’nda durdurdu. Mustafa Kemal, bu başarı üzerine albaylığa yükseldi.
• İngilizler 6-7 Ağustos 1915′te Arıburnu’nda tekrar taarruza geçti. 8 Ağustos 1915 tarihinde Anafartalar Grup Kumandanlığına getirildi. Hazırlayan theinek.com
• Birinci Dünya Savaşı esnasında, Anafartalar’daki Türk kuvvetlerine kritik bir zamanda kumanda etti. Bu sırada Çanakkale Boğazı’na çıkarma yapılmış ve Mustafa Kemal bu durumu kişisel gayretiyle kurtarmıştır. Savaş esnasında, Mustafa Kemal’in kalbinin üzerine bir şarapnel parçası isabet etmiş, ancak göğüs cebinde bulunan saati onun hayatını kurtarmıştır.
• Anafartalar Grubu Komutanı Mustafa Kemal 9-10 Ağustos’ta Anafartalar Zaferini kazandı. Bu zaferi 17 Ağustos’ta Kireçtepe, 21 Ağustos’ta II. Anafartalar zaferleri takip etti.
• Çanakkale Savaşlarında yaklaşık 253.000 şehit veren Türk ulusu onurunu İtilâf Devletlerine karşı korumasını bilmiştir. Mustafa Kemal’in askerlerine verdiği “Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum!” emri cephenin kaderini değiştirmiştir.
• Mustafa Kemal Çanakkale Savaşları’ndan sonra 1916′da Edirne ve Diyarbakır’da görev aldı.
• 1 Nisan 1916′da tümgeneralliğe yükseldi. Rus kuvvetleriyle savaşarak Muş ve Bitlis’in geri alınmasını sağladı.
• Daha sonra Kafkaslarda ve Suriye’de hizmet etti. Şam ve Halep’teki kısa süreli görevlerinden sonra 1917′de İstanbul’a geldi.
• Veliaht Vahdettin Efendi’yle Almanya’ya giderek cephede incelemelerde bulundu. Bu seyahatten sonra hastalandı. Viyana ve Karisbad’a giderek tedavi oldu.
• 15 Ağustos 1918′de Halep’e 7. Ordu Komutanı olarak döndü. Bu cephede İngiliz kuvvetlerine karşı başarılı savunmalar yaptı.
• Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından bir gün sonra, 31 Ekim 1918′de Suriye’de bulunan Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığına getirildi. Bu ordunun kaldırılması üzerine 13 Kasım 1918′de İstanbul’a dönüp Harbiye Nezâreti’nde göreve başladı.
• Mondros Mütarekesi’nden sonra İtilâf Devletleri’nin Osmanlı ordularını işgale başlamaları üzerine Mustafa Kemal 9. Ordu Müfettişi olarak 19 Mayıs 1919′da Samsun’a çıktı.
• 22 Haziran 1919′da Amasya’da yayımladığı genelgeyle “Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararının kurtaracağını” ilân edip Sivas Kongresi’ni toplantıya çağırdı.
• 23 Temmuz -7 Ağustos 1919 tarihleri arasında Erzurum, 4 - 11 Eylül 1919 tarihleri arasında da Sivas Kongresi’ni toplayarak vatanın kurtuluşu için izlenecek yolun belirlenmesini sağladı.
• 27 Aralık 1919′da Ankara’da heyecanla karşılandı.
• 23 Nisan 1920′de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması yolunda önemli bir adım atılmış oldu. Meclis ve Hükümet Başkanlığına Mustafa Kemal seçildi.
• Türkiye Büyük Millet Meclisi, Kurtuluş Savaşı’nın başarıyla sonuçlanması için gerekli yasaları kabûl edip uygulamaya başladı.
• Türk Kurtuluş Savaşı 15 Mayıs 1919′da Yunanlıların İzmir’i işgâli sırasında düşmana ilk kurşunun atılmasıyla başladı.
• 10 Ağustos 1920 tarihinde Sevr Antlaşması’nı imzalayarak aralarında Osmanlı İmparatorluğu’nu paylaşan Birinci Dünya Savaşı’nın galip devletlerine karşı önce Kuvâ-yi Milliye adı verilen milis kuvvetleriyle savaşıldı.
• Daha sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi düzenli orduyu kurdu, Kuvâyi Milliye ile ordu bütünleşmesini sağlayarak savaşı zaferle sonuçlandırdı.

Siyasi Hayatı
• Mustafa Kemal, Harp Akademisi’ndeyken siyasi konulara ilgi duydu.
• Osmanlı Devleti’nin tarihi ömrünü tamamladığı ve milli egemenliğe dayalı yeni bir devlet kurmak gerektiği düşüncesini benimsedi.
• Şam’da görevliyken arkadaşlarıyla Vatan ve Hürriyet Cemiyeti’ni kurdu.
• Daha sonra Selanik’e geçerek İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne katıldı. Ancak bir süre sonra görüş ayrığı yaşayarak ayrıldı.
• Mondros Ateşkesi sonrası, işgaller başlayınca Mustafa Kemal, Anadolu’da Kurtuluş Savaşı’nı başlattı. Örgütlenme aşamalarında olan kongrelere başkanlık yaptı.
• TBMM2nin ilk meclis başkanı, cumhuriyetin ilanından sonra ilk cumhurbaşkanı oldu.

  • UNİTE 2 - 2. KONU
  • Atatürk’ün Kişiliği ve Özellikleri

Vatan ve Millet Sevgisi
Atatürk, kendi milletini ve bütün insanları samimî duygularla seven, iyi kalpli bir insandı. Bütün milletleri bir vücut, her milleti de bu vücudun bir organı olarak görürdü. Dünyanın herhangi bir yerinde bir rahatsızlık varsa ilgisiz kalamazdı. “İnsanları mesut edecek tek vasıta, onları birbirlerine yaklaştırarak, onlara birbirlerini sevdirerek, karşılıklı maddî ve manevî ihtiyaçlarını karşılamaya yarayan hareket ve enerjidir” derken insanlar için ne kadar iyi duygular beslediğini açıklıyordu.

Atatürk, çocukları ve gençleri çok sever, onların en iyi şartlarda yetişip yükselmesini isterdi. Çünkü bir milletin ancak iyi nesiller yetiştirebilirse yükseleceği düşüncesini taşıyordu.

Önder Oluşu
İşgal günlerinde, toplumu olaylar karşısında yönlendirecek bir öndere ihtiyaç vardı. İşte o karanlık günlerde Atatürk, milletine rehber oldu. Anadolu’ya geçerek kongreler topladı. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasını sağladı. Millî Mücadele, Atatürk’ün önderliğinde başarıya ulaştı. Türk Milleti’nin her alanda çağdaşlaşmasını hedef alan inkılâplar onun önderliğinde gerçekleşti. O’nun ilke ve inkılâpları, Türk milletine günümüzde de rehber olmaya devam etmektedir. Mustafa Kemal Atatürk, askerî zaferlerini ve başardığı inkılâpları kendisine mal etmemiştir. Büyük eserlerin, ancak büyük milletle başarılabileceğine inanan bir önderdi.

Çok Yönlülüğü
Mustafa Kemal Atatürk, çok yönlü ve üstün kişiliği olan bir liderdir. Birinci Dünya Savaşı sonunda imzalanan Mondros Ateşkes Anlaşması’yla ortaya çıkan tehlikeli durumu ilk olarak görüp milletin dikkatini çeken odur. Mustafa Kemal, Amasya Genelgesi’nde, vatanın bütünlüğünün ve milletin istiklâlinin tehlikede olduğunu söyledi. Erzurum Kongresi’nde, millî sınırlar içinde vatanın parçalanmaz bir bütün olduğunu bütün dünyaya ilân etti. Kurtuluş Savaşı’nı bunun için başlattı. Bu konuda hiçbir taviz vermedi. Vatan savunmasını her şeyin üzerinde tuttu. Sakarya Savaşı sırasında “Vatanın her karış toprağı, vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz” diyerek bu konudaki kararlılığını gösterdi.

İleri Görüşlülüğü
Mustafa Kemal Atatürk, daha Birinci Dünya Savaşı devam ederken Osmanlı Devleti’nin hızla felâkete doğru sürüklendiğini görüp çareler aramaya başlamıştır. Ülkemizin içinde bulunduğu durumu en doğru şekilde tespit etmiş ve ilerisi için en doğru kararları almıştır.
Atatürk’ün gençlere söylediği “Yolunda yürüyen bir yolcunun yalnız ufku görmesi kâfi değildir. Muhakkak ufkun ötesini de görmesi ve bilmesi lâzımdır” sözü, onun ileri görüşlü bir lider olduğunu açıkça ortaya koymaktadır

Açık Sözlülüğü
Mustafa Kemal Atatürk, doğru bildiği şeyleri açıkça söylemekten çekinmezdi. Şu sözleri bunun en güzel örneğidir: “Ben düşündüklerimi sevdiklerime olduğu gibi söylerim. Aynı zamanda lüzumu olmayan bir sırrı kalbimde taşımak iktidarında olmayan bir adamım. Çünkü ben bir halk adamıyım. Ben düşündüklerimi daima halkın huzurunda söylemeliyim”.

Öğreticiliği
Atatürk, kararlı ve mücadeleci bir liderdi. Güçlükler karşısında yılmayan, ümitsizliğe düşmeyen kişiliği onun Millî Mücadele’nin lideri olmasını sağlamıştır. Samsun’a çıktıktan sonra, Kâzım Karabekir Paşaya çektiği bir telgrafta, o günlerdeki ağır durumu belirttikten sonra “Bununla beraber bütün umutlar kaybolmuş değildir. Memleketi bu durumdan ancak Türk milletinin mukavemet azmi kurtarabilir” diyordu. Eskişehir-Kütahya Savaşları’ndan sonra Yunanlılar, Ankara’ya doğru ilerlemeye başladıkları zaman, Mustafa Kemal, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından başkomutanlık görevine getirilmişti. Başkomutan olarak yaptığı ilk konuşmasındaki “Milletimizi esir etmek isteyen düşmanları, behemehal (ne yapıp edip) yeneceğimize dair güvenim bir dakika olsun sarsılmamıştır” sözleri onun hiçbir zaman ümitsizliğe yer vermediğini ve mücadelesindeki kararlılığı gösteren başka bir örnektir.

Planlılığı
Atatürk, bütün çalışmalarını bir plân dahilinde yapardı. Bir işe karar verdiğinde; bu kararı bütün yönleriyle inceler, en iyi sonucu alacak şekilde uygulamaya geçerdi. Mustafa Kemal, yapacağı inkılâpları önceden düşünmüş, kamuoyunu bu değişiklikler konusunda aydınlattıktan sonra inkılâplarını yapmıştır. Kurtuluş Savaşı’nın plânını, İstanbul’dan Anadolu’ya geçmeden önce yapmış ve bunu yakın arkadaşlarıyla tartışmıştı. Zamanı geldikçe düşündüklerini uyguladı. Uygulamaya başladıktan sonra hiç taviz vermedi. Bütün hayatı boyunca metotlu çalışmayı hiç bırakmadı. İçerik Sahibi www.theinek.com

Tarihine Bağlılığı
Atatürk, tarihte büyük devletler kuran ve yüksek bir medeniyet meydana getirmiş olan Türk Milleti’nin büyüklüğüne inanan ve bununla gurur duyan bir insandı. Atatürk; kahramanlık, vatan sevgisi, çalışkanlık, bilim ve sanata önem verme gibi değerlerin, Türklüğün yüksek vasıflarından olduğunu ifade etmiştir. O, milletinin bu özelliklerini her fırsatta dile getirip insanlık ailesi içinde lâyık olduğu yeri almasına çalıştı. Milletimizin yüksek karakteri, çalışkanlığı, zekâsı ve ilme bağlılığı ile millî birlik ve beraberlik duygusunu geliştirmeyi başlıca ilke kabul etti. Ona göre: “... Türklüğün unutulmuş büyük medenî vasfı ve büyük medenî kabiliyeti, bundan sonraki gelişmesi ile geleceğin yüksek medeniyet ufkundan yeni bir güneş gibi doğacaktır”.

Birleştirici ve Bütünleştiriciliği
Atatürk’ün birleştirici ve bütünleştirici özelliği sayesinde, Millî Mücadele başarıya ulaşmıştır. Atatürk, Millî Mücadelenin karanlık günlerinde, değişik fikirlere sahip insanları bir mecliste, kendi etrafında toplamayı başardı. Kısacası, Atatürk’süz Millî Mücadele düşünülemezdi. Atatürk’ün birleştirici gücü, kişisel özelliğinden ve karakterinden geliyordu. O, yalnız askerlerin değil, sivil halkın da güvenini kazanmıştı.

İnkılapçılığı
Atatürk, milletimizi çağdaş medeniyet seviyesinin üstüne çıkaracak ileri bir zihniyetin yerleşmesi çabasındaydı. Bu yolda birtakım inkılâplar yaptı. İnkılâpların amacı, modern bir devlet, çağdaş bir toplum meydana getirmekti. Atatürk, Türk Milleti’nin çağdaş milletlerin seviyesine çıkartmak için siyasal, toplumsal, ekonomik alanlarda inkılâplar yapmıştır. O’nun şu sözleri inkılâpçı karakterini ortaya koyar:
“Büyük davamız, en medenî ve en müreffeh millet olarak varlığımızı yükseltmektir. Bu yalnız kurumlarında değil, düşüncelerinde de temelli inkılâp yapmış olan büyük Türk Milleti’nin dinamik idealidir. Bu ideali en kısa zamanda başarmak için, fikir ve hareketi beraber yürütmek mecburiyetindeyiz”.

Devlet Adamlığı
İyi bir yönetici, milletinin huzur ve saadetini sağlamak için çalışır. Mustafa Kemal Atatürk, bütün hayatı boyunca bunu yapmaya çalıştı. Milleti için çalışmayı bir görev saydı. “Millete efendilik yoktur. Hadimlik vardır. Bu millete hizmet eden, onun efendisi olur” sözü ile yöneticilerde bulunması gereken özelliği belirtmiştir. Mustafa Kemal, hayatı boyunca Türk devletinin ve milletinin çıkarlarım kendi çıkarlarının üstünde tutan, ender devlet adamlarından birisidir. Savaştaki kahramanlığı kadar, devlet kurup yönetmedeki ustalığı, ileri görüşlülüğü ve barışseverliği ile Atatürk, tarihte eşine az rastlanan bir yöneticidir.

Sanatseverliği
Atatürk, Türk milletinin manevî ihtiyaçlarının da karşılanması gerektiğini biliyor ve bu nedenle kültürel kalkınmaya büyük önem veriyordu. Atatürk, Türk kültür ve sanatını dünyaya tanıtmak için çok çalıştı. Bu konuda araştırmalar yapılmasını, sergiler açılmasını ve kültürle ilgili kongreler düzenlenmesini teşvik etti. Sanat ve sanatçılar hakkında takdir ve teşvik edici sözler söyledi. Bunlardan bazıları:
“Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.”
“Hepiniz mebus olabilirsiniz, vekil olabilirsiniz, hatta cumhurbaşkanı olabilirsiniz fakat bir sanatkâr olamazsınız.” ”’
“Bir millet, sanat ve sanatkârdan mahrum ise tam bir hayata malik olamaz.”
Atatürk, sanatçı yetiştiren kurumlar açtı. Çağdaş Türk sanatını geliştirmek amacıyla Avrupa’ya resim, heykel ve müzik öğrenimi için gençler gönderdi. Bu durum, onun sanata ve sanatçıya ne kadar önem verdiğini gösterir.

  • UNİTE 3
  • Kurtuluş Savaşı
  • UNİTE 3 - 1. KONU
  • Hazırlık Dönemi

Kuva-yı Milliye Hareketi’nin Başlaması
Kuva-yı Milliye’, işgaller karşısında, halkın harekete geçerek kendi bölgelerini korumaya çalışması hareketidir.

Kuva-yı Milliye’nin Özellikleri
1.İşgallere tepki olarak ortaya çıktılar.
2.Bölgesel olarak hareket ettiler.
3.Düzenli ordu kurulana kadar düşmanı oyaladılar.
4.Düzenli ordunun temelini oluşturdular.
5.TBMM’ye karşı oluşan isyanları bastırdılar.
6.Desteğini halktan aldılar.
7.Tutarsız davranışları halk ile Kuva-yı Milliye’’nin vurucu gücü olan milislerin arasını açtı.
8.Ortaya çıkışında işgaller ve işgaller karşısında Osmanlı Devletinin tepkisizliği etkili oldu
9.Milli cemiyetlerin silahlı koludurlar.
10.Disiplin ve birlikten yoksun oluşları en büyük eksiklikleridir.

Mustafa Kemal’in Samsun’a Çıkışı (19 Mayıs 1919)
· Orta ve Doğu Karadeniz Bölgesi’nde Pontus Rum Cemiyeti’nin çalışmaları sonucunda bölgedeki Rum halkı karışıklıklar çıkarıyor ve olayın sorumlusu olarak da Türk halkı gösteriliyordu. Bu durum karşısında İngilizler, Osmanlı hükümetine bölgede güvenliğin sağlanmasını; aksi takdirde, bölgeyi işgal edeceklerini bildirdiler.
· Rumların da zaten beklentisi, bölgenin İngilizler tarafından işgal edilerek Rumların işlerinin kolaylaştırılmasıydı.
· Bölgede güvenliğin sağlanması için İstanbul yönetimi IX. Ordu Müfettişliği’ne getirerek Mustafa Kemal’i görevlendirdi. Mustafa Kemal bölgede hareket edebilmek için IX. Ordu Bölgesindeki sivil makamlara da emir verme yetkisini aldı. İçerik Sahibi www.theinek.com

Mustafa Kemal’in Görevi:
1.Görev bölgesindeki orduları terhis etmek
2.Asayiş ve güvenliği sağlamak
3.Halkın elindeki silah ve cephaneyi toplamak
4.Halka silah ve cephane dağıtan kuruluşları ortadan kaldırmak

Samsun’a Çıkışın Önemi:
1.Mustafa Kemal, milli mücadeleyi başlattı
2.“Ya istiklal! Ya ölüm!” parolasını benimsendi.
3.Kurtuluşun millî olacağı vurgulandı.

Havza Genelgesi (28 Mayıs 1919)
· Samsun bölgesini, İngiliz ve Rumların varlığından dolayı, milli mücadele çalışmalarının başlaması için uygun görmeyen Mustafa Kemal; Samsun’dan Havza’ya hareket etti.
· Anadolu’daki komutanlarla da irtibat kurarak orduların terhis edilmemesini sağlamaya çalışan Mustafa Kemal; Havza’da, milli bilincin uyanması ve İtilaf devletlerinin Türk halkının tepkisini görmesi için İzmir’in işgalini protesto eden bir miting düzenledi. Bu tür mitinglerin tüm yurtta da yapılmasını istedi.
· Mustafa Kemal yurdun çeşitli yerlerinde başlayan halk heyecanını ortak bir çizgi üzerinde birleştirmek istiyordu. Ferdi bilinçten ulusal bilince ulaşılmasını istiyordu.

Açıklamalar:
· Mustafa Kemal İzmir’in işgalini halkın uyarılması ve birleştirilmesi için kullanmak istemiştir.
· Mustafa Kemal’in isteği üzerine bundan sonra mitingler düzenlenmesi, Mustafa Kemal’in lider olarak benimseneceğini göstermektedir.
· Mustafa Kemal’e Havza’daki faaliyetlerinin sonucu olarak; İngilizlerin baskısıyla, 8 Haziran 1919’da İstanbul hükümetinden, kendisini İstanbul’a geri çağıran bir telgraf geldi.

Amasya Genelgesi / Tamimi (22 Haziran 1919)
Ülkenin içinde bulunduğu durumu millete duyurarak milleti bağımsızlık ve egemenlik için mücadeleye çağırmak.

Genelgenin Hazırlayıcıları:
Mustafa Kemal, Refet Bele, Ali Fuat Cebesoy, Rauf Orbay, Kazım Karabekir (Erzurum’da)

Genelgenin Maddeleri:
1.Yurdun bütünlüğü ve milletin istiklali tehlikededir.
2.İstanbul’daki hükümet baskı altında olduğundan dolayı, üzerine almış olduğu sorumluluğun gereklerini yerine getirememektedir. Bu durum milletimizi yok olmuş gibi gösteriyor.
3.Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.
4.Milletin durum ve davranışını göz önünde tutmak ve haklarını dile getirip bütün dünyaya duyurmak için her türlü etki ve denetimden kurtulmuş milli bir kurulun varlığı gereklidir.
5.Anadolu’nun her yönden güvenli yeri olan Sivas’ta milli bir kongre toplanmalıdır.
6. Kongreye her sancaktan milletin güvenini kazanmış üç delege katılmalıdır. Delegeleri, Müdafaa-i Hukuk cemiyetleri ve belediyeler seçmelidir. Delegelerin kongreye geliş güzergâhları ve zamanları milli bir sır olarak saklanmalıdır.
7.Doğu ileri adına 10 Temmuz 1919’da Erzurum’da bir kongre toplanacaktır. Bu tarihe kadar diğer illerin temsilcileri de Sivas’a gelebilirlerse; Erzurum kongresine katılmış olan delegeler Sivas’a hareket edecektir.

Amasya Genelgesi’nin Önemi:
1.Kurtuluş Savaşı’nın gereği (ülkenin bütünlüğü ve milletin bağımsızlığı tehlikededir); amacı (vatanın bütünlüğünün ve milletin bağımsızlık ve egemenliğinin sağlanması) ve yöntemi (mücadeleyi halk yapacaktır)
2.İşgalciler ve İstanbul hükümetine bir tepkidir.
3.Milli mücadelenin programıdır.
4.Mustafa Kemal’in millete ilk çağrısıdır.
5.Türk inkılâbının ihtilal safhası başlamıştır.
6.Kurtuluşun tek elden yürütülmesi için ortam hazırlanmaya çalışılmıştır.
7.Milli bağımsızlık hukuki yönden belgelere bağlanmıştır.
8.Evrensel haklar dile getirilmiştir.
9.Mustafa Kemal bu genelgeyi yayınlayarak ilk defa İstanbul’un verdiği yetkileri aşmıştır.

Erzurum Kongresi (23 Temmuz - 7 Ağustos 1919)
Erzurum Kongresi Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ile Trabzon Muhafaza-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti tarafından Rum ve Ermenilere karşı Doğu Anadolu ve Karadeniz Bölgesi’nin bütünlüğünün korunması için toplanmıştır.

Kongrede Alınan Kararlar:
1.Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür bölünemez
2.Her türlü yabancı müdahalesine karşı millet, birlik olarak kendisini müdafaa edecektir.
3.Vatanın ve istiklalin muhafaza ve teminine İstanbul Hükümeti muktedir olamadığı takdirde; gayeyi temin için Anadolu’da geçici bir hükümet kurulacaktır. Hükümeti milli kongre seçecektir. Kongre toplantı halinde değilse; bu işi temsil heyeti yapacaktır.
4.Kuvay-ı Milliye’yi âmil, irade-i milliyeyi hâkim kılmak esastır.
5.Hıristiyan azınlığa siyasi hâkimiyetimizi zedeleyici ve sosyal dengemizi bozucu ayrıcalıklar verilemez.
6.Manda ve himaye kabul edilemez
7.Milli meclisin derhal toplanmasına ve hükümet işlerinin meclisin denetimi altında yürütülmesine çalışılacaktır.
8.Milli irade padişah ve halifeyi de kurtaracaktır.
9.Milletimiz insani ve asri gayeleri tebcil; sınai ve iktisadi hal ve ihtiyacımızı takdir eder.

Kongrenin Önemi:
1.Erzurum Kongresi toplanış amacı ve katılımı yönüyle bölgeseldir. Fakat Mustafa Kemal kongreye katıldığı için kongrede ulusal kararlar da alınmıştır.
2.İstanbul’un muhalefetine karşı toplandığından ve aldığı karalardan dolayı ihtilalci bir kongredir.
3.Tam bağımsızlık ve milli egemenlik fikirleri açıkça vurgulandı.
4.Mustafa Kemal başkanlığında, dokuz kişiden olu-şan ve Doğu illerini temsil eden temsil heyeti kuruldu. Kaynak Site : t e m b e l o g r e n c i .com sitesinden alınmıştır
5.İlk defa ulusal sınırlardan bahsedildi
6.Doğu Anadolu’daki cemiyetler ve Trabzon Muhafaza-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti, Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyetinin çatısı altında birleştirildi.
7.Azınlık haklarına ilk defa tepki gösterildi
8.Sivil bir vatandaş olan Mustafa Kemal’in, kongreye ve temsil heyetine başkan seçilmesi, Mustafa Kemal’in yetki problemini ortadan kaldırdı.
9.İstanbul hükümeti Mustafa Kemal, Rauf Orbay ve Refet Bele için tutuklama kararı çıkardı (30 Temmuz 1919). 9 Ağustos 1919’da ise Mustafa Kemal askerlikten ihraç edildi.
10.Millî güçlerin birleştirilmesi için ilk adım atıldı
11.Ermenilere karşı takip edilecek yol belirlendi
12.Bağımsızlık, dış politika ilkesi olarak benimsendi.
13.Sivas Kongresi ve Misak-ı Milli kararlarına zemin hazırlandı.

Balıkesir Kongresi (26-31 Temmuz 1919)
Balıkesir Kongresi Yunanlılara karşı Batı Anadolu’nun bütünlüğü için; Redd-i İlhak Cemiyeti’nin çalışmaları sonucunda Hacim Muhittin başkanlığında toplanmıştır.
Alınan Kararlar:
1.Yunanlılara karşı Kuva-yı Milliye’’nin güçlendirileceği kararlaştırıldı.
2.Batı Anadolu’daki güçlerin birleştirileceği kararlaştırıldı.
3.Seferberlik ilan edildi.
4.Padişaha bağlılık bildirildi.
Balıkesir Kongresi Amasya Genelgesinin bağımsızlık yönünü kabul etmiştir. Batı Anadolu örgütlenmeye çalışılmıştır.

Alaşehir Kongresi (16-25 Ağustos 1919)
Batı Anadolu’nun Yunanlılara karşı bütünlüğünün korunması için Redd-i İlhak Cemiyetinin çalışmaları sonucunda Hacim Muhittin başkanlığında toplanmıştır.
Alınan Kararlar:
1.Erzurum ve Balıkesir Kongresinin kararları görüşüldü
2.Milli mücadeleyi destekleme kararı alındı
3.Yunanlılarla savaşma kararı alındı
4.Gerektiğinde büyük devletlerin yardımının alınabileceği vurgulandı

Sivas Kongresi (4-11 Eylül 1919)
Bütünlük ve bağımsızlığı korumak için nasıl bir politika izleneceğinin saptanması; saptanan politikanın bütünü kapsayacak şekilde tüm milletçe uygulanması amaçlanmıştır.
Kongrenin Karşılaştığı Sorunlar:
1.İstanbul hükümeti ve işgal güçlerinin engellemesi sonucunda kongreye beklenildiği kadar üye katılamadı (38 kişi katıldı.)
2.Elazığ valisi Ali Galip’in kongreyi basacağı şayiası yayıldı (Ali Galip Sivas’

Bu ders notu faydalı mıydı?
Bunu nasıl iyileştirebilirim?