GİRİŞ/KAYIT

ingilizce 7

Öncelikle sadece online testlerdeki konulara bakarak internetten konu özetlerini yazdım kitap özeti değildir
TOO, EITHER, NEITHER, SO
……………DE, ………..DA

Olumlu manalarda ben de, sen de, o da vb. gibi cümleler kormuka istenildiği zaman to ve so kullanılır.
1. too

Bir kişi kendisinin veya bir başkasının yapmış olduğu bir şeyden bahsettiinde, diğer bir kişinin, kendisi ya da bir başkasının da, aynı şeyi yaptığını kastetmek maksadıyla “ben de, o da, onlar da ” gibi cümleler kullanması gerektiğinde; önce cümleyi söyleyip sonuna too ekleyebilir. Kısa şekli kullanmak isterse; önce özneyi, sonra cümlenin zaman ( tense ) ve şahsına uygun olan yardımcı fiilli ve too yu kullanır. Örneklerle daha iyi anlaşılacaktır.

A : My father is a teacher. Babam öğretmendir.
B : I am a teacher too. ( uzun şekli ). Ben de öğretmenim.
B : I am too. ( kısa şekli). Ben de.

A : They came early yesterday. Dün erken geldiler.
B : We came early yesterday too. (uzun şekli ) Dün biz de erken geldik.
B : We did too. ( kısa şekli ). Biz de.

A : I want to be a doctor. Doktor olmak istiyorum.
B : My brother wants to be a doctor too.( uzen şekli) Kardeşim de doktor olmak istiyor.
B : My brother does too. (kısa şekli ) Kardeşim de.

A: I have been to Enlgand twice. İngiltere’de iki kez bulundum.
B : His sister has been to England twice too. (uzun şekli) Onun kız kardeşi de İngiltere’de iki kez bulundu.
B : His siter has too. ( kısa şekli) Onun kız kardeşi de.

A : My cat can swim. Kedim yüzebilir.
B : Mine can swim too. ( uzun şekli ) Benimki de yüzebilir.
B : Mine can too. ( kısa şekli ) Benimki de.

2. so

Too nun kısa şekliyle ifade edilen ben de, o da, vb. gibi cümleler so kullanılarak da ifade edilebilir. Önce so, sonra cümlenin zaman ( tense ) ve şahsına uygun olan yardımcı fiil ve daha sonra da özne kullanılır. Şimdi örnekleri dikkatle inceleyelim.

A : My father is a teacher. Babam öğretmendir.
B : So am I. Ben de.

A : They came early yesterday. Dün erken geldiler.
B : So did we. Biz de.

A : I want to be a doctor. Doktor olmak istiyorum.
B : So does my brother. Kardeşim de.

A : I have been to England twice. İngiltere’de iki kez bulundum.
B : So has his sister. ( Onun ) kız kardeşi de.

A : My cat can swim. Kedim yüzebilir.
B : So can mine. Benimki de.

Olumsuz manalarda ben de, sen de, o da vb. gibi cümleler kurmak istenildiği zaman either ve neither kullanılır.
3. either

Bir kişi kendisinin veya bir başkasının yapmamış olduğu bir şeyden bahsettiğinde, diğer bir kişinin, kendisi ya da bir başkasının da, aynı şeyi yapmamış olduğunu kastetmek maksadıyla “ben de, o da, onlar da ” gibi cümleler kullanması gerektiğinde; önce özneyi, sonra cümlenin zaman ( tense ) ve şahsına uygun olan yardımcı fiillin olumsuz hali ve either kullanır.

A : My father isn’t a teacher. Babam öğretmen değildir.
B : I’m not either. Ben de.

A : They didn’t come early yesterday. Dün erken gelmediler.
B : We didn’t either. Biz de.

A : I don’t want to be a doctor. Doktor olmak istemiyorum.
B : My brother doesn’t either. Kardeşim de.

A : I haven’t been to England. İngiltere’de bulunmadım.
B : His sister hasn’t either. ( Onun ) kız kardeşi de.

A : My cat can’t swim. Kedim yüzemez.
B : Mine can’t either. Benimki de.
4. neither

Either kullanılarak “ben de, o da ” vb gibi cümleler kullanıldığı zamanki durumlar aynen neither kullanılarak da ifade edilebilir. Önce neither, sonra cümlenin zaman ( tense ) ve şahsına uygun olan yardımcı fiil ve daha sonra da özne kullanılır.

A : My father isn’t a teacher. Babam öğretmen değildir.
B : Neither am I. Ben de.

A : They didn’t come early yesterday. Dün erken gelmediler.
B : Neither did we. Biz de.

A : I don’t want to be a doctor. Doktor olmak istemiyorum.
B : Neither does my brother. Kardeşim de.

A : I haven’t been to England. İngiltere’de bulunmadım.
B : Neither has his sister. ( Onun ) kız kardeşi de.

A : My cat can’t swim. Kedim yüzemez.
B : Neither can mine. Benimki de.

İKİ ŞEYİ ( KİŞİYİ) KARŞILAŞTIRMAK : COMPARATIVE FORMS OF ADJECTIVES:

a) Jane is 20 years old. Jack is 15. Jane is older than Jack.

b) People say that health is more important than money.

 Comparative yapıda iki kişi, nesne veya kavram karşılaştırılır. Bu karşılaştırmalar sıfatları kullanarak yapılır.

a)TEK HECELİ SIFAT ÇEKİMİ
Adjective - Comparative

Adj + er
Tall - Taller
Cheap - Cheaper
big - bigger

 Eğer sıfatın son sesi bir ünsüz ise ve bu ünsüzden hemen önce bir tek sesli geliyorsa, sondaki ünsüz çift yazılır.
Örneğin: big-bigger , thin-thinner, hot -hotter


b) "- y" İLE BİTEN SIYAT ÇEKİMİ
Pretty - Prettier
Funny - Funnier

 - y den önce sessiz harf geliyorsa , -y atılır ve – ier yazılır.

c) İki'den Fazla Heceli Sıfatlar

Important - More important
Intelligent - More intelligent
Famous - More famous

 More iki veya daha fazla heceli sıfatlardan önce kullanılır.

d) Kuralsız Karşılaştırma Sıfatları

Good - Better
Bad - Worse
Far - Farther / further

 Yantarafta da görüldüğü gibi bu üç sıfatın Comperative halleri düzensizdir.
Using “than” in the comparative

a) These chairs are more comfortable than those chairs.
b) Your apartment is larger than my apartment.
c) Your father is older than my father.
d) His brother is more hard working than mine

ancak,

e) My father is old, but your father is older.
f) Joan Collins is famous, but Michael Jackson is richer.
g) Galatasaray is good, but Fenerbahçe is better.

Than karşılaştırılan ikinci ismin önünde kullaılrır. Örneğin: (a), (b), (c), (d). örnekleri


 Fakat hem konuşmacı hemde dinleyici için hangi ismin karşılaştıtldığı açık ise than kullanılmayabilinir.. Örneğin (e),(f),(g). Örnekleri

EŞİT KARŞILAŞTIRMALAR (The Equal Degree )

a) Mike is 45 years old and Jack is 45, too. Mike is as old as Jack.
b) Niko and Berke got the same grades from their final exams, so we can say that Niko is as hardworking as Berke.

fakat,

c) John and James are identical twins. However, You can distinguish them because John is not as tall as James.
d) Roosen LTD. and Sintek CO. are two companies in the United States. Nevertheless, Roosen LTD is not as big as Sintek CO.

e) Istanbul is as three times as large as Ankara.
f) My grand father is four times as old as his grand son.

“ as + adjective + as" kullanımı karşılaştırılan iki isim arasınad eşitliğ göstermek için kullanılır.bu eşitlik niceli ve nitelik bazında kullanılan sıfat ile alakalıdır. Örneğin (a), (b) örnekleri

 Fakat as…..as yapısı ile negative cümle kullanımı eşitliği ortadan kaldırmakta, hatta bir farklılıktan bahsetmektedir.Örnek :(c), (d).
 three times, two times etc.. tamlamaları da aynı zamanda ortaya farklılık koymak ta ve bu farklılığın katlarınıda karşı tarafa aktarır.

“less + adjective + than”

a) This car is less expensive than that car.
b) Money is less important than health.
c) The book that I read was less interesting than the one I read last month.

Less “more” un tam tersi anlamda dır.
Yani “ daha az” anlamına gelir. Less tek heceli sıfatlar ile kullanılmaz, iki ya da daha fazla heceli sıfatlar için kullanılabilinir.


“but “ Kullanımı
Positive Sentence+ , but + negative auxiliary

a) Jack is rich, but John isn’t .
b) They are good, but those aren’t .
c) I was at home , but Sue wasn’t .
d) Mary studies hard, but Sam doesn’t.
e) I watched the film , but she didn’t.
f) I can speak English, but he can’t.
g) Jim will be there, but Morris won’t.

Positive Sentence + , but + negative auxiliary

h) Jack isn’t rich, but John is.
i) They aren’t good, but those are .
j) I wasn’t at home , but Sue was.
k) Mary doesn’t study hard, but Sam does.
l) I didn’t watch the film , but she did.
m) I can’t speak English, but he can.
n) Jim will not be there, but Morris will.

 “but” iki kişi, şey veya eylem arasındai farkı anltır. Bir Conjunction ( bağlaç) olduğu için iki cümle arasına gelp (,) ile ayrılır. But ‘dan sonra fiil öbeğini tekrar etmek yerine, örneklerde olduğu gibi yardımcı fiiller kullanılablir.


KARŞILAŞTIRMA "EN" DERECESİ “ the adjective + -est / the most + adjective “
SUPERLATIVE YAPI

a) Among the 20 students in class, Ayşe is the youngest of all.
b) People say that health is the most important thing in one’s living.
c) The Nile River is the longest river in the world.

 Superlative Yapı , bahsedilen ismin ait olduğu gurup veya küme elemenlarının herbirinden farklı olduğunu göstermek için kullanılır

Adjective
Superlative Form

a) TEK HECELİ SIFATLAR
Tall - The tallest
Cheap - The cheapest
big - The biggest

The + adjective + - est


b) "- y" iLE BİTEN SIFATLAR

Pretty - The Prettiest
Funny - The Funniest
The + adj + iest

c) İKİ VE DAHA FAZLA HECELİ SIFATLAR

Important - The most important
Intelligent - The most intelligent
Famous - The most famous

The most + adjective

d) DÜZENSİZ / KURALSIZ SIFATLAR

Good -The best
Bad - The worst
Far - The farthest / the furthest

 Yantarafta da görüldüğü gibi bu üç sıfatın Superletive halleri düzensizdir

One of + çoğul isim

Böyle bir konu yok ama size yardımcı olabilicek bazı edatlar
asit Edatlar


In: içinde

At: ...de, ...da

Into: içinde (haraket olduğunda)

On: üzerinde (statik olarak)

Onto: üzerinde (hareketli)

Under: altında

Up: yukarıya, yukarıda

Down: aşağıya, aşağıda

After: ...den sonra

Before: ...den önce

With: ile

Without: ...sız

Of: ...nın

Off: haricinde, dışında

By: ile, tarafından, ...e kadar

Near: ...nın yakınında, ...e yakın

Next to: ...nın yanına, bitişiğinde

Like: gibi

Unlike: aksine

As: olarak

From: ...den, ...dan, (somut olarak)

Out of: ...den, ...dan (soyut olarak)

Beyond: ötesinde

Behind: arkasında

Beneath: (yerin) altında

Beside: ...den başka, ...nın yanında
What are conjunctions?
Bağlaçlar nedir?

Conjunctions join sentence elements such as words, phrases, or clauses.
Bağlaçlar cümle içerisindeki kelimeleri, öbekleri ve cümlecikleri birbirine bağlar.

Uses of conjunctions
Bağlaçların kullanımları

Use 1
Kullanım 1

Conjunctions can be used to join together two words, phrases, or clauses, which are both equally important.
Bağlaçlar, eşit öneme sahip iki kelimeyi, öbeği ya da cümleciği birbirine bağlar.
And
Ve
For
için
Or
ya da
Yet
henüz
But
ama
Nor
ne de
So
böylece


Nor, for, and so can only join independent clauses.
Nor, for ve so sadece bağımsız cümlecikleri birbirine bağlayabilir.

Examples:
Örnekler:

We can study math or English.
Matematik ya da İngilizce çalışabiliriz.

The conjunction "and" is linking two nouns.
Bağlaç "ve" iki ismi birbirine bağlıyor.

We can go to the park or to the zoo.
Parka ya da hayvanat bahçesine gidebiliriz.

The conjunction "or" is linking the phrase "to the park" with the phrase "to the zoo."
Bağlaç "ya da", "parka" ve "hayvanat bahçesine" öbeklerini birbirine bağlıyor.

He gave me his phone number but I lost it.
Bana telefon numarasını verdi ama ben kaybettim.

The conjunction "but" is connecting two clauses of equal status:
The two facts are equally true and neither is made dependent on the other.

Bağlaç "ama" eşit durumdaki iki cümleciği bağlıyor:
Bu iki durum eşit derecede doğrudurlar ve hiçbiri diğerine bağlı değildir.

More examples:
Daha fazla örnek:

And
Ve

"Ahmet sent in her applications and waited by the phone for a response."
"Ahmet başvurularını gönderdi ve telefonun yanında bir cevap için bekledi."

"Willie heard the weather report and promptly boarded up his house."
"Willie hava raporunu duydu ve hemen evine girdi."

"Juanita is brilliant and Shalimar has a pleasant personality."
"Juanita çok zekidir ve Shalimar hoş bir kişiliğe sahiptir."

"Hartford is a rich city and suffers from many symptoms of urban blight."
"Hartford zengin bir şehirdir ve şehir bozulmasından etkilenmektedir.

"Charlie became addicted to gambling — and that surprised no one who knew him."
"Charlie kumara alıştı - ve bu onu tanıyan hiç kimseyi şaşırtmadı.

But
Ama

"Joey lost a fortune in the stock market, but he still seems able to live quite comfortably."
"Joey borsada bir servet kaybetti ama hala oldukça konforlu bir yaşam sürebiliyor.

"I bought a cellular phone, but my father did not like it."
"Bir cep telefonu aldım ama babam beğenmedi."

Or
Ya da

"We can broil chicken on the grill tonight, or we can just eat leftovers."
"Bu gece tavuk kızartabiliriz ya da önceden kalanları yiyebiliriz."

"You can study hard for this exam or you can fail."
"Bu sınav için iyi çalışabilirsin, ya da kalırsın."

Nor
Ne… Ne de…

"He is neither sane nor brilliant."
"O ne makul ne de çok zeki biri."

"That is neither what I said nor what I meant."
"O ne benim söylediğim, ne de benim kastettiğimdir."

Yet
Buna rağmen

"John plays basketball well, yet his favorite sport is badminton."
"John basketbolu iyi oynar, buna rağmen en sevdiği spor badmintondur."

"The visitors complained loudly about the heat, yet they continued to play golf every day."
"Ziyaretçiler sıcaklıktan yüksek sesle şikayet ettiler, buna rağmen her gün golf oynamaya devam ettiler.

For
İçin

"I bought two tickets for Cem Yılmaz show."
"Cem Yılmaz gösterisi için iki billet aldım."

"I am waiting for the bus."
"Otobüs için bekliyorum."

So
Sonuç olarak

"Jack has always been nervous in large gatherings, so it is no surprise that he avoids crowds of his adoring fans."
"Jack büyük kalabalıklarda her zaman sinirli olmuştur, sonuç olarak hayranlarından oluşan kalabalıklardan uzak durması bir sürpriz değil."

"So, the sheriff peremptorily removed the child from the custody of his parents."
"Sonuç olarak, şerif çocuğu ailesinin gözetiminden aldı."

Some conjunctions work in pairs. They join words, phrases, and clauses, as well as whole sentences. The most common pairs are:
Bazı bağlaçlar çiftler halinde kullanılır. Kelimeleri, öbekleri ve cümlecikleri birleştirdikleri gibi, cümleleri de birleştirirler. En sık kullanılan çiftler şunlardır:
both ... and
hem hem
neither ... nor
ne … ne de
either ... or
ya … ya
not only ... but also
sadece … değil, … de

Examples:

I enjoyed both reading the book and seeing the movie.
Hem kitabı okumaktan hem de filmi izlemekten zevk aldım.

You can go neither to the theater nor to the movie.
Ne tiyatroya ne de sinemaya gidebilirsin.

We can study either math or English.
Ya matematik, ya İngilizce çalışabiliriz.

I not only lost his phone number, but also forgot where he lived.
Sadece telefon numarasını kaybetmedim, nerede yaşadığını da unuttum.

Use 2
Kullanım 2

Conjunctions can be used to connect clauses of unequal status. When used this way, a conjunction introduces a dependent clause, which is unable to stand alone as a complete sentence.
Bağlaçlar eşit durumda olmayan cümlecikleri bağlamak için de kullanılabilir. Bu şekilde kullanıldığında, bağlaç tek başına tam bir cümle olmayan ve bağımsız olmayan bir cümlecik oluşturur.

Common conjunctions used this way are:
Bu şekilde sıkça kullanılan bağlaçlar:
After
Sonra
even if
bile
That
O,ki
When
-de iken,iken
Although
-e rağmen
even though
-e rağmen
Though
Yine de
as if
-mışcasına
If
eğer
Unless
-diği sürece
as though
-mış gibi
in order that
-mek, -ması için
Until
-e kadar
as long as
-dığı sürece
rather than
yerine
when(ever)
ne zaman
(her zaman)

Because
Çünkü
Since
-den beri
where(ever)
nerede
(whereever)

Before
önce
so that
böylece
Whether
-ip -mediği

Examples:
Örnekler:

I stopped at the bank after I went to the grocery store.
Manava gittikten sonra bankada durdum.

They went on a picnic although it was raining.
Yağmur yağmasına rağmen pikniğe gittiler.

He treated as if he was a king.
Sanki kralmışcasına davrandı.

He walks as though he was an old man. (But in fact he's a young man)
Yaşlı bir adammış gibi yürüyordu (ama gerçekte genç biriydi).

You can go out as long as you come home before midnight.
Geceyarısından önce döndüğün sürece dışarı istediğin kadar çıkabilirsin.

I took my umbrella because it was raining.
Şemsiyemi aldım çünkü yağmur yağıyordu.

We left before the game was over.
Oyun bitmeden önce ayrıldık.

Even if I were to ask him, he would answer vaguely.
Ona sorsak bile, anlaşılmaz şekilde cevaplayacaktır.

He bought the car even though it was expensive.
Pahalı olmasına rağmen arabayı satın aldı.

If it rains, I will use an umbrella.
Eğer yağmur yağarsa, bir şemsiye kullanırım.

In order that you may pass the exam, we recommend you read through all your notes.
Sınavı geçebilmeniz için, tüm notlarınızı okumanızı öneriyoruz.

How to be happy and well rather than sad and sick?
Üzgün olmak ve kötü hissetmek yerine nasıl mutlu ve iyi hissedilir?

It has been a year since I saw her.
Onu gördüğümden beri bir yıl oldu.

I am saving money so that I can buy a car.
Para biriktiyorum, böylece bir araba alabileceğim.

The word processor that is used most often is WordPerfect.
En sık kullanılan kelime işlemci WordPerfect'tir.

It's hard work; I enjoy it though.
Zor iş, yine de hoşlanıyorum.

Unless she hurries up, we won't arrive in time.
Acele etmediği sürece, zamanında varamayacağız.

Yesterday, he lay in bed until ten o'clock.
Dün, saat ona kadar yatakta yattı.

He went to the Guggenheim museum when he was in New York.
New York'ta iken Guggenheim Müzesi'ne gitti.

Whenever he wasn't feeling well, he would just sleep.
Ne zaman kendini iyi hissetmese, uyuyuverirdi.

She asked where he was.
Nerede olduğunu sordu.

Wherever there are computers, there is software.
Bilgisayarların olduğu her yerde, yazılım vardır.

Parents should consider whether their children want to go school alone or not.
Ebeveynler, çocuklarının okula tek başına gidip gitmek istemediğini göz önüne almalılardır.

While I was at the bathroom, he was watching TV.
Ben banyodayken, o televizyon seyrediyordu.
Bu ders notu faydalı mıydı?
Bunu nasıl iyileştirebilirim?