GİRİŞ/KAYIT

Sağlık Bilgisi 2

  • UNİTE 1
  • Aile Hayatı, Aile Planlaması ve Ana ve Çocuk Sağlığı
  • UNİTE 1 - 1. KONU
  • Aile Hayatı

Aile sosyal bir kurum ve duygusal ihtiyaçların karşılandığı bir birliktir. Ailesiz bir toplum düşünülemez. Toplumların gelişimine paralel olarak aile yapısı da değişir.
1. Aile Kavramı ve Toplumdaki Yeri
Evlilik ve kan bağına dayanan; anne, baba ve çocuklardan oluşan en küçük birim, AİLEdir. Aile; geniş ve çekirdek aile olmak üzere iki tiptedir.
Geniş aile; ana, baba, çocuklar, büyük anne, büyük baba, hala, teyze, amca, dayı gibi bireylerin birlikte yaşadıkları aile biçimidir.
Çekirdek aile ise anne, baba ve evlenmemiş çocuklardan oluşur.

Ailenin toplumumuzdaki yeri Anayasa’nın 41. maddesinde, “Aile, Türk toplumunun temelidir.” şeklinde vurgulanmaktadır.

2. Aile Hayatına Etki Eden Faktörler
Sağlıklı ailelerden oluşan toplumlar da sağlıklı olur. Aile hayatının sağlıklı olmasını etkileyen bazı faktörler vardır.

a. Evliliğe karar vermede etkisi olan faktörler

Dünyanın hemen her yerinde insanlar sosyal durumları, meslekleri, inançları ne olursa olsun evliliği, yuva kurmayı yaşamın önemli olaylarından biri olarak kabul ederler. Kadınla erkek birbirini tamamlayan iki farklı cinsiyet olduklarından ve birbirlerine ihtiyaç duyduklarından yasal olarak evlilikle bir araya gelirler. Evlenecek çiftler kuracakları yeni yuvada rollerinin ve sorumluluklarının ne kadar önemli olduğunu bilmelidirler. Saygı, sevgi, anlayış ve iyi niyetle huzurlu bir yaşam sürdürebilmeyi amaç edinmelidirler. Sağlık Bilgisi 2 Özeti www.theinek.com sitesinden alınmıştır

b. Aile hayatına etki eden faktörler
Yeni bir ailenin kurulması, birbirlerini seven erkek ve kadının birbirlerini eş olarak kabul etmeleriyle mümkündür. Bir ailenin uzun yıllar huzurlu, mutlu ve başarılı olabilmesi için bazı etmenlerin göz önüne alınması gerekir. Kişiler, bu etmenleri kendileri açısından gözden geçirmeli ve iyiye doğru geliştirmeye çalışmalıdırlar. Evlilik yaşamına etki eden etmenleri aşağıdaki gibi açıklayabiliriz. Sosyal durum, eşlerin yetiştiği sosyal ortamlar demektir. Ailenin ilişki içinde olduğu sosyal çevre, evliliğin sürmesinde önemli etkendir. Çünkü sosyal durum etmenlerine göre ailenin nasıl yaşayacağı, günlerinin nasıl geçeceği, eşlerin çalışıp çalışmamaları gibi konular belirlenir. Bu yaşantı, bireyleri mutlu edebiliyorsa evlilik devam edebilir.

  • UNİTE 1 - 2. KONU
  • Aile Planlaması

Aile planlaması; çocuk yapma yeteneği ve özgürlüğünün ailenin sağlığını, ekonomisini ve mutluluğunu
bozmayacak şekilde kullanılmasını öngörür.
a. Aile planlamasının tanımı
Ailelerin istedikleri zaman, bakabilecekleri sayıda çocuk sahibi olabilmesi için sürdürülen çalışmalara AİLE PLANLAMASI denir.

Aile planlaması hizmetleri şu iki grupta sunulur:
1. İstedikleri hâlde çocuk sahibi olamayan ailelere, çocuklarının olabilmesi için sunulan hizmetler.
2. Belli sayıda çocuk isteyen ailelere, bakabilecekleri sayıda çocuk sahibi olabilmeleri için sunulan hizmetler.

Devlete bağlı sağlık kuruluşlarında doğum kontrolü ve aile planlaması hizmetleri ücretsiz olarak sunulmaktadır.
Bu konuda başvurulacak resmî kuruluşlar şunlardır:
• Sağlık ocakları
• Ana, çocuk sağlığı ve aile planlaması merkezleri
• Doğumevleri
• Hastanelerin kadın hastalıkları ve doğum klinikleri

b. Aile planlamasının ana çocuk sağlığına etkisi
Bir ülkenin sağlık düzeyi, o toplumun annelerinin sağlıklı oluşu ile yakından ilgilidir. Kadınlarımızın bir kısmı ilkel yöntemlerle gebeliği önlemeye çalışarak ya da sağlık koşullarından uzak, sık doğum yaparak yaşamlarını yitirirler. Doğum sayısı arttıkça gebeliğin seyri ve anne adayının sağlık sorunları da artmaktadır. 2 -3 yıldan daha kısa aralıklarla yapılan doğumlarda, bebek sakat veya ölü doğabilmekte ve buna paralel olarak anne ölümleri de artmaktadır.

17 yaşından küçük ve 35 yaşından büyük kadınların gebelikleri risklidir. Aile planlaması sayesinde gebelik, doğum, düşük ve lohusalığa bağlı anne ölümleri azalır. Çok doğum yapmak, anne sağlığını olumsuz yönde etkiler. Aile planlamasının verildiği toplumlarda anne ve bebek ölümü, erken doğum, düşük ağırlıklı bebek oranları azalır. Aile planlaması sayesinde az sayıda çocuk sahibi olan aileler, çocuklarına daha iyi bir ortam hazırlarlar. Çocuklarıyla daha çok ilgilendikleri ve gelişmelerini yakından takip ettikleri için de sağlıklı çocuklar yetiştirmeleri mümkün olur.

c. Toplum sağlığı açısından aile planlaması
Bir ülkenin kalkınma hızı, nüfus artış hızıyla ters orantılıdır. Nüfus artış hızının fazla olduğu ülkelerde çevre kirliliği, işsizlik, açlık, konut azlığı gibi sorunlar da ortaya çıkmaktadır.

  • UNİTE 1 - 3. KONU
  • Ana ve Çocuk Sağlığı

Sağlık hizmetleri açısından evli olsun ya da olmasın, çocuk sahibi olup olmadığına bakılmaksızın doğurganlık dönemindeki kadın ana olarak isimlendirilir. Doğurgan dönem 15-49 yaş arasıdır. 15 yaşından daha küçükler ise çocuk olarak kabul edilmektedir.

1. ANA SAĞLIĞI
Gebelik, doğum, lohusalık ve emzirme ana sağlığını önemli ölçüde etkiler. Bu Konu www.theinek.com dan alınmıştır
a. Gebelik dönemi
Gebelik, kadın üreme hücresi olan yumurtanın, erkek üreme hücresi sperm tarafından döllenmesi ile başlar. Doğum ile son bulur.
Kadınlarda ergenlik döneminden itibaren ortalama 28 gün arayla bir yumurta olgunlaşarak yumurtalıktan atılır.

1.Gebelik belirtileri
Gebelik kuşkusu yaratan belirtiler şunlardır:
• Âdet kanamasının olmaması
• Bazı besinlere karşı aşırı istek
• Hâlsizlik, bulantı, kusma
• Memelerdeki büyüme, dolgunlaşma, uçlarındaki kahverengi halkalarda büyüme ve koyulaşma
• Deri renginin koyulaşması ve karın derisindeki gebelik çizgisinin belirgin hâle gelmesi

Gebelik tanısını kesinleştiren durumlar şunlardır:
• Hormon testlerinin yapılması
• Bebek kalp seslerinin duyulması
• Bebek hareketlerinin hissedilmesi
• Karnın aşırı derecede büyümesi
• Ultrasonografide bebeğin belirlenmesi
2.Gebelik döneminde bakım
Gebelik kesinleştikten sonra gebe kadının sağlıklı ve normal doğum yapabilmesi için belli aralıklarla doktora muayene olması gerekir. Böylece gebelik bütün yönleriyle yakından izlenmiş olur. İlk yedi ayda anormal bir gelişme olmadıkça gebe kadının ayda bir doktora gitmesi önerilir. 7. aydan sonra 15 günde bir, son ayda ise haftada bir doktora başvurması gerekir.

3. Gebelik döneminde sorunlar
Gebelik döneminde dikkat edilmesi gereken bazı hususlar vardır. Aksi takdirde çeşitli sorunlarla karşılaşılabilir, annenin ve bebeğin yaşamı tehlikeye girebilir.
Gebeliğin ilk üç ayında röntgen ışınlarından sakınmak gerekir. Anne rahmindeki fetüsün zararlı olan röntgen ışınlarına maruz kalması, gelişimini olumsuz yönde etkileyebilir. Bebeğin sakat olmasına yol açabilir. Hatta gebeliğin zamanından önce sonlanmasına neden olabilir.
Gebelikte annenin sigara, alkol ve uyuşturucu gibi sağlığa zararlı maddeler kullanması hem anneyi hem de bebeği olumsuz yönde etkiler. Gebeliği sırasında sigara kullanan kadınların daha düşük kilolu bebekler doğurdukları belirlenmiştir. Bu bebeklerde astım benzeri akciğer hastalıkları, kalp ve damar sorunları görülebilmektedir. Alkol ve uyuşturucu maddeler gibi zararlı alışkanlıkları olan annelerde ölü doğumlara ya da yeni doğan ölümlerine daha sık rastlanmaktadır. Ayrıca sakat ve zekâ engelli çocuk doğurma riski de artmaktadır. Gebelik esnasında olduğu gibi gebelikten önce de zararlı maddelerin kullanılması, annenin üreme organlarına ve vücudunun çalışmasına etki eder. Bu da daha sonra gebelik döneminde ana rahmindeki fetüsün gelişimini tehlikeye sokar.
17 yaşından küçük, 35 yaşından büyük kadınların gebeliğinde olumsuz sonuçlar ortaya çıkabilir. 17 yaşından küçük kadınların vücut gelişimi, bebek ve doğum için yeterli olmayabilir. 35 yaşından sonra ise kalp, damar problemleri ve rahim kanamaları görülebilir. Dış ve çoğul gebelik olasılığı artar. İki gebelik arasındaki sürenin 2 yıldan az olması ve dörtten fazla sayıdaki gebelikler de anne açısından risk taşır. Kansızlık, vitamin eksikliği, rahimde deformasyon ve yırtıklar, kanamalar görülebilir. Anne sağlığını etkileyen faktörlerdeki olumsuzlukların fazlalığı, anne ölümlerini artırmaktadır. Anne sağlığının korunması için olumsuz risk faktörlerinin mümkün olduğu kadar ortadan kaldırılması gerekmektedir.

b. DOĞUM
Normal gebelik süresi 280 gün, yani 40 haftadır. Bu süre sonunda, hormonlardaki ani artışla rahimde kasılmalar başlar. Normal bir doğumda, düzenli aralıklarla gelen bu kasılmaların etkisiyle rahim ağzı açılır. Bu durum, doğumun başladığının göstergesi olarak kabul edilir. Bebek, rahimde amniyon kesesi içindedir. Amniyon kesesi de bu esnada patlar. Rahim kaslarının kasılmalarına karın kasları da eşlik eder. Sıklaşan kasılmalar, bebeğin doğum kanalında ilerleyerek vajinadan dışarı çıkmasını sağlar. Bebeğin doğumundan 10-30 dakika sonra plasenta ve amniyon kesesi de dışarı atılır. Böylece doğum tamamlanmış olur. Normalde bebek, annenin döl yolundan geçerek doğar. Fakat döl yolunun dar olması, bebeğin ters pozisyonda olması gibi durumlarda annenin bu yolla doğum yapması sakıncalı, hatta olanaksız olur. Bazen de bebeğin durumu normal doğuma uygun değildir. Böyle durumlarda bebek ameliyatla alınarak anne ve bebeğin yaşamı tehlikeye atılmamış olur. Sezaryen ameliyatı denilen bu ameliyatta, karın boşluğu açılarak ra-hime varılır. Rahim, bebeğin çıkabileceği kadar kesilerek bebek dışarıya alınır. Kaynak : www.theinek.com

c. Lohusalık, emziklilik dönemi ve bakımı
Lohusalık dönemi, doğumdan sonraki 6 haftada kadının rahim, doğum kanalı gibi bölgelerinin gebelik öncesindeki hâline dönmesini içeren süreçtir. Doğumdan sonraki günlerde rahim her gün biraz daha küçülerek eski boyutuna döner. Lohusa-lığın ilk günlerinde, rahim kaynaklı bir akıntı oluşur. Bu akıntı, gittikçe azalarak lo-husalığın son gününe doğru kaybolur.
Bebek doğar doğmaz emzirilmeye başlanmalıdır. Annenin, bebeğini kendi sütüyle beslemeye devam ettiği zaman dilimine emziklilik dönemi denir. Bebek emzirilmeye başlanmadan önce meme başı ılık su ile temizlenmelidir. Lohusalık ve emziklilik dönemlerinde doktor önerisi olmadan meme başlarına merhem sürülmesine gerek yoktur. Anne sütü meme uçlarındaki çatlamayı engelleyecek yumuşaklığı sağlayabilecek özelliktedir. Emzikli kadın, gerekiyorsa meme başı çatlamasını önlemek amacıyla kendi sütünü meme ucuna sürebilir. Lohusalık ve emziklilik döneminde annenin yeterli ve dengeli beslenmesi sağlanmalıdır. Ayrıca bol sıvı alması gerekmektedir. Ülkemizde bazı yörelerde lohusaya ilk günlerde su verilmemektedir. Bu, çok yanlış bir inanıştır. Bu dönemde anne, ağır işlerden, üzüntüden ve stresten korunmalıdır. Ailesi bu konuda anneye tam destek sağlamalıdır.
Lohusalık döneminde, yüksek ateş ve nabız yükselmesi durumlarında acil olarak doktora başvurmak gerekir.
Lohusa humması (albasması), rahim iltihabı sonucu oluşan mikrobik ve ateşli bir hastalıktır. Hastalık, kesinlikle doktor tarafından tedavi edilmelidir. Tedavi gerçekleştirilmediğinde hastalık, ölümle sonuçlanabilir.

2. ÇOCUK SAĞLIĞI
Ana çocuk sağlığı hizmetleri açısından 0-6 yaş arasındakiler çocuk olarak kabul edilmektedir.

a. Büyüme ve gelişme
Normal doğan bir bebeğin boyu, ülkemiz standartlarında 45-50 cm’dir. Bebek, birinci yılın sonunda doğum boyunun yarısı kadar uzar. Ondan sonraki çocukluk döneminde ise yılda 5-10 cm kadar uzar. Yeterli ve dengeli beslenen çocuklarda boy, normal sınırlardadır. Uzamadaki dengesizlik, büyüme ve gelişmenin normal olmadığının bir göstergesidir.

1.ayda, yüzükoyun yatmışken başını hafifçe kaldırabilir.
2.ayda, yüzükoyun yatarken başını ve göğsünü yataktan kaldırabilir Kafasını sağa ve sola çevirir. Konuşmalara gülümser ve sesler çıkarır.
4. ayda, eline aldığı nesneleri ağzına götürebilir, sallayarak ses çıkarabilir. Sesin geldiği yöne bakar.
8. ayda desteksiz oturabilir. Topları yuvarlar. Üst ortada iki kesici dişi çıkar. Bir iki heceli sözcükler söyleyebilir.Emekleyebilir.
12. ayda, bir eli tutulunca veya eşyalara tutunarak yürüyebilir. Giyinme sırasında vücuduna uygun biçimler vererek yardımcı olmaya çalışır. Gördüğü, hoşuna giden hareketleri tekrarlar.
15. ayda, tek başına yürüyebilir. İki küpü üst üste koyarak kule yapabilir. Düz çizgi çizebilir. Tanıdığı eşyaların isimlerini söyleyebilir. Merdivenden elinden tutulduğunda çıkabilir. Basit emirlere uyar.
18. ayda, acemi ve sert hareketlerle koşabilir. Çekmeceleri karıştırmaktan hoşlanır. Kullandığı sözcük sayısı 10 civarındadır. Kaşığını kullanarak yemeğini kendisi yiyebilir. Altını kirlettiğinde haber verebilir.
2 yaşında, kolayca koşabilir. Topa ayağıyla vurabilir. Üç sözcüklü cümleler kurabilir. 6 küp kullanarak kule yapabilir. Tuvalet alışkanlığını kazanabilir.
3 yaşında, üç tekerlekli bisiklet kullanabilir. Erişkin gibi merdiven çıkar. Kalemle çapraz çizgiler çizebilir. Adını ve cinsiyetini bilir. Diğer çocuklarla basit oyunlar oynayabilir. Ayakkabılarını giyebilir. Elbisesinin düğmelerini açabilir. Ellerini yıkayabilir.
4 yaşında, tek ayak üstünde sekebilir. Makas kullanabilir. Masal anlatabilir. Tek başına tuvalete gidebilir. Dişini fırçalayabilir.
5 yaşında oyunlar oynar. Resim çizebilir. Paraları tanır. Kendisi giyinip soyunur. Sorumluluktan hoşlanır. Bilmediği sözcüklerin anlamlarını yakınlarına sorabilir. Renkleri tanır. Hafızası iyi gelişmiştir.

b. Çocuk bakımı
Bir çocuğun sağlıklı büyüyebilmesi ve gelişimini normal sürdürebilmesi için beslenmesi kadar bakımı da önemlidir. Çocuk temiz ve sağlıklı bir ortamda büyütülme-i, uygun giydirilmelidir. Doğumundan itibaren düzenli aralıklarla sağlık kontrolü için doktora gidilmelidir.
Bebek doğduktan sonra ilk banyosu yaptırılmalıdır. İyice kurulanarak giydirilmelidir. Doktor önermemişse pudra, bebek kremi vb. sürülmemelidir. Sık yaptırılan banyo, bebeğin gelişmesini olumlu yönde etkiler. Bebek huzurlu ve rahat uyur.

  • UNİTE 2
  • Bulaşıcı Hastalıklarla İlgili Temel İlkeler
  • UNİTE 2 - 1. KONU
  • Hastalık Sebepleri

Hastalıkların temel nedenleri, bedensel ve çevresel nedenler olarak iki grupta incelenebilir.
a. Bedensel sebepler
Kalıtsal, hormonal ve metabolik hastalıklar, bedensel kaynaklı hastalıklardır. Kalıtsal hastalıklar, genlerle taşınarak ileriki kuşaklarda görülür. Daltonizm (renk körlüğü), kalıtımla aktarılan hastalıklardan biridir.
Hormonlar, iç salgı bezi denilen organlardan salgılanarak kan dolaşımına giren ve metabolik olaylara yön veren özel maddelerdir. Herhangi bir hormonun aşırı ya da az salgılanması, vücut düzeninde bir bozulma demektir. Örneğin, şeker hastalığı, insülin hormonunun az salgılanmasına bağlı olarak gelişen hastalıklardır. Hazırlayan theinek.com
Canlı vücudunda gerçekleşen kimyasal tepkimelerin tümüne birden metabolizma denir. Enzim eksikliğine bağlı aminoasit metabolizmasındaki bozukluk sonucu fenilketonüri denilen hastalık oluşmaktadır. Kalıtsal yolla geçen bu hastalıkta zekâ geriliği görülür.

b. Çevresel sebepler Bu Ders Özeti www.theinek.com sitesinden alınmıştır
Çevresel kaynaklı hastalıklara biyolojik, kimyasal, fiziksel etkenler ve temel madde eksikliği neden olmaktadır. Ayrıca sosyokültürel ve ekonomik etkenlerden doğan hastalıklar ile bazı psikolojik hastalıklar da çevresel kaynaklıdır.
Mikroorganizmalar, vektörler, mantarlar, bitkiler, hayvanlar, hayvansal ve bitkisel besinler biyolojik çevrenin ögeleridir. Bu ögeler hastalık etmeni olabilir ve organizmaya zarar verebilir.
Sanayide kullanılan benzen, siyanür, kurşun, cıva gibi maddeler kimyasal çevrenin ögeleridir. Besinlerdeki katkı maddeleri zehirli ve kanser yapıcıdır. Bunlar, insanda çeşitli hastalıklara sebep olabilir ve hatta öldürücü olabilir.

  • UNİTE 2 - 2. KONU
  • Bulaşıcı Hastalıklarda Genel Kavramlar

Bulaşıcı hastalıkların en önemli özelliği, insandan insana bulaşması ve yayılmasıdır. Bulaşıcı hastalıklar, salgınlar yaparak toplum sağlığını da ciddi biçimde tehlikeye sokabilir. Bu nedenle bulaşıcı hastalıklar belirlenir ve bu hastalıkların hızla tedavisi yapılır.

a. Hastalık ve enfeksiyon
Hastalık etkenlerinin vücuda girdikten sonra üremesi ile enfeksiyon durumu oluşur. Enfeksiyon her zaman hastalık demek değildir. Bir enfeksiyon etkeninin hastalık yapabilmesi için üreyerek veya salgıladığı zararlı maddelerle doku ve organların normal çalışmasını bozup hastalık belirtilerine neden olması gerekir
b. Hastalık etkeni
Hastalıklara neden olan bakteriler, virüsler, mantar ve parazitler hastalık etkenleridir.
c. Kuluçka süresi
Bir bulaşıcı hastalık etkeninin vücuda girmesiyle hastalık belirtilerinin ortaya çıkmasına kadar geçen süreye kuluçka süresi denir. Kuluçka süresi; vücudun direncine, bulaşan mikroorganizmanın cinsine, miktarına göre değişir.
ç. Bulaşma süresi Diğer Ders Notlarını GÖrmek İçin theinek.com u ziyaret edin
Hastalık etkeniyle enfekte kişiler, sağlam olanlara hastalık bulaştırabilirler. Hastalık etkeninin kaynaktan sağlam insanlara bulaşabileceği süreye bulaşma süresi denir.
d. Salgın hastalık
Bir bulaşıcı hastalığın bir bölgede kısa sürede beklenenden çok sayıda görülmesine epidemi (salgın) denir. Bir hastalığın belli bir bölgede yaşayan toplumda devamlı olarak ve beklenen oranlarda görülmesi durumuna endemi denir. Türkiye’de bulaşıcı sarılık, tifo, kuduz, menenjit gibi bazı bulaşıcı hastalıklar endemik olarak görülen hastalıklardandır. Kıta ya da kıtaları etkileyen salgınlara da pandemi denir. Örneğin, grip hastalığı özellikle kış mevsiminde epidemilere yol açmakta, bazen de kıtalara yayılarak pandemiler oluşturmaktadır. İnstagram Profilimiz www.instagram.com/theinek
Bulaşıcı hastalık zinciri; hastalığın kaynağı, bulaşma yolu ve sağlam kişi arasında oluşan ilişki sonucunda ortaya çıkar. Bulaşıcı hastalık etkeninin kaynaktan çeşitli bulaşma yollarıyla sağlam kişiye ulaşıncaya kadar izlediği yola bulaşıcı hastalık zinciri adı verilir. Bulaşıcı hastalığın ortaya çıkması, yani enfeksiyon zincirinin oluşabilmesi için aşağıdaki öğelerin olması gerekir. Öğelerden birinin olmaması durumunda hastalık ortaya çıkmaz.
Enfeksiyon zinciri öğeleri şunlardır:
• Bulaşıcı hastalık kaynağı
• Bulaşma yolu (Mikrobun kaynaktan çıkış, sağlam kişiye giriş yolu olmalıdır.)
• Etkenin bulaşabileceği bir sağlam kişi olmalıdır (Ayrıca sağlam kişinin de bu mikroba duyarlı olması gerekmektedir.).

Hastalık etkeninin yaşadığı, ürediği ve çeşitli yollarla sağlam kişilere geçtiği canlı ya da cansız maddelere hastalık kaynağı denir.
f. Bulaşma yolu
Bulaşıcı hastalık etkenlerinin kaynaktan sağlam kişiye ulaştığı yollara bulaşma yolu adı verilir.
Bulaşma yolları doğrudan ve dolaylı olarak iki grupta incelenir.
Doğrudan bulaşma: Hastadan, sağlam kişiye bir aracı olmadan hastalık etkeninin bulaşmasıdır. Doğrudan bulaşma; direkt temas, cinsel ilişki, damlacık enfeksiyonu ve kan yolu ile gerçekleşir
Dolaylı bulaşma: Hastalık etkenlerinin kirlenmiş eşyalar, hava, su, besinler veya vektörler yolu ile bulaşmasıdır. Veba, farelerle bulaşan bir hastalıktır.

  • UNİTE 2 - 3. KONU
  • Bulaşıcı Hastalıklardan Korunma Yolları

Doğal afetlerde fiziki çevre bozulduğu için bulaşıcı hastalıkların yaygınlaşması çok kolaylaşır. Bu nedenle bulaşıcı hastalıkların ortaya çıkmaması için alınacak önlemler şunlardır:
• Barınma ihtiyacı mutlaka giderilmelidir.
• Temiz su sağlanmalıdır. Suların temiz olduğundan emin olun-muyorsa sular kaynatılmalı veya klorlanmalıdır.
• Çöp ve kirli atıklar yerleşim birimlerinin dışına çıkarılarak yok edilmelidir.
• Çiğ yenilen sebze ve meyveler iyice yıkanmalıdır
• Beslenme ve kişisel temizliğe özen gösterilmelidir.

Nabız sayma
Kalbin kasılması sonucu atardamarlarda görülen atış, nabız olarak isimlendirilir. Nabız, en kolay olarak el bileğindeki veya boynun yan tarafındaki atardamarlardan ölçülür.
El bileğinden nabız sayılırken iki, üç ve dördüncü parmaklar hastanın bileğinin iç yüzeyine konulur ve 1 dakikadaki kalp atışları sayılır . Bebeklerde kalp atımı, direkt olarak kalp üzerinden dinlenebilir

  • UNİTE 2 - 4. KONU
  • Ülkemizde Görülen Önemli Bulaşıcı Hastalıklar

İnsanlar bulaşıcı hastalıklara en sık çocukluk çağında yakalanırlar. Özellikle son yıllarda genel hijyen kurallarına dikkat edilmesi, aşı uygulamaları ve kullanılan ilaçlar nedeniyle bulaşıcı hastalıklarda belirgin bir azalma olmuştur.

Ülkemizde Görülen Önemli Bulaşıcı Hastalıklar
a. Çocukluk çağı hastalıkları
b. Üst solunum yolu enfeksiyonları
c. Zatürre
ç. İshal
d. Hepatit
e. Verem
f. Sıtma
g. Kuduz
ğ. AİDS ve cinsel temasla bulaşan diğer hastalıklar
h. Paraziter hastalıklar

Parazit, bir canlıya zarar vererek onun içinde veya üzerinde beslenip yaşayan canlılara denir. Bit, tenya, plazmodyum birer parazittir.
Parazitler ikiye ayrılır:
1. İç parazitler (tenya, trişin, kıl kurdu, amip, plazmodyum vs.)
2. Dış parazitler (bit, uyuz etkeni vs.)
Paraziter hastalıklar ise etkeni parazitler olan enfeksiyon hastalıklarıdır. Örneğin; bitlenme, uyuz, sıtma birer paraziter hastalıktır.

Bu ders notu faydalı mıydı?
Bunu nasıl iyileştirebilirim?