Seçmeli Psikoloji 1 ders notları ünite 2

Bu ders içereği Yeni müfredata uygundur.
Ünite 2

PSİKOLOJİNİN TEMEL SÜREÇLERİ

DAVRANIŞLARIN OLUŞUM SÜRECİ

Davranış: İnsan hayatındaki gözlenebilen, kaydedilebilen, ölçülebilen bütün etkinliklerdir. iç ve dış çevreden gelerek organizmada davranışa sebep olan her türlü durum, enerji değişikliği, olay ya da nesneye uyarıcı, uyarıcılara organizma tarafından verilen karşılığa tepki adı verilir.

Bilişsel süreçler

Algılama, hatırlama, dikkat, soyutlama, hayal etme, bellek

Biyolojik süreçler

Cinsiyet, sinir sisteminin ve beynin yapısı, genetik donanım

Duyuşsal süreçler

Acı, sevgi, saygı, korku, coşku, kıskançlık

Psikolojik süreçler

Güdülenme, içe kapanıklık, heyecan

Uyarıcı Davranış ilişkisi

Bireyin bir davranışta bulunması ya da harekete geçmesi için bir uyarıcıya gerek vardır.

DAVRANIŞIN NÖROBİYOLOJİK TEMELLERİ

İnsan davranışı ve zihinsel işleyişi birçok açıdan, temelinde biyolojik süreçlere dair bilgiler olmaksızın anlaşılamaz. Psikolojik olayların biyolojik yanı hakkında daha ayrıntılı bir fikir sahibi olabilmek için duyum ve tepki mekanizmalarının çalışmasını sağlayan sinir sistemi ile beynin anatomisi ve fizyolojisi hakkında bilgi edinmek gerekir.

Sinir Sistemi

Bedendeki her türlü olaydan sorumlu olan, onları oluşturan ve denetleyen sistem sinir sistemidir. Sinir sistemi, duyum ve kas sistemlerini birbirine bağlar. Bedende çeşitli organlar arasında işbirliğini sağlar.

BEYİN

Sinir merkezinin en büyüğü beyindir. İki yarım küreden oluşan beyin dört loba ayrılmıştır. Beynin bu bölümleri davranışımızın belirli özelliklerini yönetir.

DAVRANIŞLARIN OLUŞUMUNDA KALITIM VE ÇEVRE FAKTÖRÜ

Kalıtım ve çevrenin veya doğuştan donanım ile edinilmiş donanımın davranışları tayin etmedeki göreli katkısı yıllarca tartışmalara yol açmıştır. Bazı bilim adamları bireye özgü kalıtımsal yapının davranışları belirlediğini iddia ederler.

Kalıtım

Ebeveynlerin genetik özelliklerinin kuşaklar boyu çocuklara aktarılmasıdır.

Çevre

Bireyin doğuştan getirdiği özelliklerin ortaya çıkmasına olanak sağlayan ya da sınırlandıran faktörleri içermektedir.

YAŞAM BOYU GELİŞİM

Gelişim

Döllenmeden ölüme dek organizmanın büyüme, olgunlaşma ve öğrenmelerin etkisiyle oluşan, sürekli ve düzenli olan, bedensel, zihinsel, duygusal ve sosyal değişimlerdir. Gelişim için gerekli olan 3 faktör vardır:

Büyüme

Gelişim büyüme ile karıştırılmamalıdır. Büyüme, vücudun sadece boy, kilo ve hacim olarak artması gibi fiziksel özellikler için kullanılırken gelişim psikolojik özellikleri de kapsayacak şekilde kullanılır.

Olgunlaşma

Vücut organlarının kendilerinden beklenen fonksiyonu yerine getirebilecek düzeye gelmesi, göreve hazır olmasıdır.

Öğrenme

Çevrenin davranış üzerinde uzun süreli değişikliklere neden olduğu temel sürece öğrenme denir.

Gelişim Görevleri

İnsanın bir gelişim evresinde gerçekleştirmesi beklenen büyüme, olgunlaşma düzeyi ve davranışlarıdır.

GELİŞİM DÖNEMLERİ

Yeni Doğanın Gelişimsel Özellikleri (0-6 ay)

Doğumdan sonraki ilk ay bu terimle adlandırılır. Fiziksel gelişimin en hızlı olduğu dönemdir. Deneysel çalışmalar, yeni doğanların öğrenebildiklerini ve bunları hatırlayabildiklerini göstermiştir. Kendisini çevreden ayırt eder. Nesne devamlılığını kavrar. Nesneler için zihinsel temsiller oluşturur. Kendi işini yapamadığından anneye bağlanır ve ona bağımlılık geliştirir.

Bebeklik ve Çocukluk Döneminin Gelişimsel Özellikleri (6 ay -11/12 yaş)

Duygusal ve sosyal bakımdan çok önemli mesafe kaydeder. Boy ve kiloda hızlı artış gözlenir. Dışkı kontrolünü öğrenmek, cinsel kimlik ve öz bakım becerilerin kazanmak, büyüklerle sosyal iletişime geçerek oyunlar oynamak, okumaya hazır hâle gelmek, sosyal ve fiziksel gerçekliği kavramlarla tanımlamak, vicdan gelişiminin başlaması, istek ve duygularını başkaları ile paylaşma işlerini yapabilir.

Ergenlik Döneminin Gelişimsel Özellikleri (12-24 yaş arası)

Ergenlik; fiziksel büyüme, cinsel gelişme ve psikososyal olgunlaşmanın gerçekleştiği, çocukluktan erişkin hayata geçiş dönemidir. Bireyin bağımsızlığını, kimlik duygusunu ve sosyal üretkenliğini kazanması ile sona erer. Bu dönem, kişisel bağımsızlığın, ileriye dönük hedefler belirlemenin ve hedefler doğrultusunda çaba göstermenin arttığı bir dönemdir.

Fiziksel Gelişim

rişkin boy uzunluğunun %20-25 kadarı adolesan dönemde kazanılır. İç organ ve salgı bezleri büyüklüklerinde, kemik, yağ ve kas kitlelerinde belirgin artış olur. Kızlar erkeklerden yaklaşık 2 yıl önce gelişmeye başlar. Kızların ergenliğe giriş yaşı 10-13 yaşlar arasındadır. Birkaç yıl erkeklerden daha uzun ve olgundurlar. Hormon faaliyetlerindeki artış sonucu ses değişimi, kıllanma vb değişimler cinsel olgunluğu ortaya çıkarır, böylece kadınsı ve erkeksi özellikler belirginleşir. Bu gelişme sosyal etkinliklere de yansır.

Bilişsel Gelişim

Bu dönem fiziksel değişme ve gelişmenin yanı sıra ergenin yetişkin düşüncesine özgü bilişsel yetilerin kazanıldığı dönemdir. “Ben kimim?”, “yaşamımın amacı ne?” gibi soruları sağlıklı bir şekilde cevaplamayı amaçlar.

Psiko-Sosyal Gelişim

Ergenlik döneminin diğer bir önemli gelişim sorunlarından biri de çevreye uyumdur. Çocuksu davranışlar yerini daha olgun tutum ve davranışlara bırakır.

BİLİŞSEL VE AHLAKİ GELİŞİM KURAMLARI

Piaget, zekayı çevreye uyum yapabilme yeteneği olarak tanımlamış ve çocuğun öğrenmesini bilişsel yapılardaki değişimle açıklamaya çalışmıştır. Ona göre zihinsel gelişim evreleri ve evrelerdeki gelişim görevleri şunlardır:

  • Duyusal motor dönemi 0-2 yaş
  • İşlem öncesi dönem 2-7 yaş
  • Somut işlemler dönemi 7-11 yaş
  • Soyut işlemler dönemi 11 yaş ve üzeri

Kohlberg, Piaget’in kuramını genişletmiştir. Çocuk ve yetişkinlerin belirli durumlarda davranışlarını yöneten kurallarını nasıl yorumladıklarını incelemiştir. Araştırmasını çocuklara ahlaki ikilemler vererek ve onlara bu durumlarda nasıl tepkide bulunacaklarını sorarak yapmış ve sonuçta üç düzey gelişim evresi belirlemiştir:

Gelenek Öncesi Düzey (4-9 yaş)
  • Birinci Evre: Ceza ve itaat
  • İkinci Evre: Saf Çıkarcı Eğilimi
Geleneksel Düzey (10-15 yaş) Sosyal düzen
  • Üçüncü Evre: Kişiler Arası Uyum Eğilimi
  • Dördüncü Evre: Kanun ve Düzen Eğilimi
Gelenek Sonrası Düzey (15 yaş sonrası)
  • Beşinci Evre: Sosyal Sözleşme Eğilimi
  • Altıncı Evre: Evrensel Ahlâk İlkeleri Eğilimi

DUYUM VE ÖZELLİKLERİ

Duyum: İnsan beyni dış dünyaya duyu sistemleri olan görme, işitme, koku, dokunma ve tat aracılığıyla bağlanmaktadır.

Duyumun Özellikleri

  • Uyarıcı kaynağa ihtiyaç vardır.
  • Duyumun gerçekleşmesi uyarıcıyı alacak duyu organlarının sağlam ve yeterli olmasına bağlıdır.
  • Duyum nörofizyolojik bir olaydır.
  • Uyarıcının iletilebileceği ortamın uygun olması gerekir
  • Uyarıcının şiddetinin duyum eşikleri arasında olması gerekir.

Duyum Eşiği

Organizmanın duyu organlarının, uyarıcıyı fark etmeye başladığı noktadır.

Alt Duyum Eşiği

Duyu organlarının bir uyarıcıyı fark etmeye başladığı en düşük noktadır.

Üst Duyum Eşiği

Duyu organlarının bir uyarıcıyı fark etmeye başladığı en yüksek noktadır.

UYARILMA VE DAVRANIŞ

İçimizden ya da dışımızdan gelen, duyu organları tarafından alınabilecek şiddetdeki uyarıcıların organizmayı etkilemesine uyarım adı verilir.

Yetersiz Uyarılma

Organizmanın, normalin altında uyarılmasına yani normal etkinlikte bulunmasına yetmeyecek kadar az uyarıcı almasıdır.

Aşırı Uyarılma

Bir iç ya da dış uyarıcının organizmayı normal şiddet ve sürenin üzerinde etkilemesidir.

ALIŞMA VE DUYARLILAŞMA

Alışma

Duyu organlarının aynı şiddet seviyesini koruyan bir uyarıcıya sürekli maruz kalması sonucu bu uyarıcının ilk etkisini giderek kaybetmesi ve bu uyarıcıya karşı tepkinin giderek zayıflaması veya tepkinin ortadan kalkmasıdır.

Duyarlılaşma

Uyarıcının tekrarlanması sonucu gelişir ancak bu defa, tekrarlanan uyarıcının etkisi giderek artar, bu uyarıcıya karşı ortaya çıkan davranış giderek kuvvetlenir. Yani alışmanın tam tersidir.

ALGI

Duyu organları tarafından alınan uyarıcıların beyin tarafından yorumlanıp anlamlandırılması süreci algılamadır.

Algısal Değişmezlik

Nesnelerin içinde bulunduğu koşullar değişmesine rağmen o nesneyi sabit ve değişmez olarak algılama eğilimidir.

Büyüklük Değişmezliği

Boyutlarını daha önceden bildiğimiz nesnelerin uzaktan ve çeşitli açılardan farklı büyüklükte görünseler de hep aynı algılanmalarıdır.

Şekil Değişmezliği

Nasıl olduğunu bildiğimiz bir nesnenin şeklinin hangi açıdan bakarsak bakalım onu daima aynı biçimde algılamamızdır

Renk Değişmezliği

Daha önce rengini ve parlaklığını bildiğimiz nesnelerin içinde bulunduğu ortamın ışık miktarı, açısı değişmesine rağmen büyüyüp küçülse de onları sürekli olarak aynı boyutta algılarız. 64 nesnenin aynı parlaklıkta veya renkte algılanmasıdır.

Derinlik Algısı

İki boyutlu retinal görüntünün üç boyutlu bir görüntüye dönüştürülmesidir.

ALGIYI ETKILEYEN FAKTÖRLER

  • Dikkat
  • Hazırlayıcı Kurulum
  • Ortam
  • Telkin
  • Fiziksel ve sosyal çevre
  • Zihinsel tutum ve önyargılar
  • Heyecan yaratan kuvvetli duygular ya da ani beklenmedik olaylar
  • Geçmiş yaşantılardan edindiğimiz deneyim ve bilgiler

Algıda Bütünlük

Duyumların anlamlı kılınarak, bir biçime ya da kalıba sokulmasına denir. Bütün parçadan önce gelir. İnsanlar sadece duyumlamaz, uyarıcıları anlamlı bütünler haline getirip nesneler olarak örgütlerler.

Şekil-Zemin Algısı

Bir uyaranda uyaranın bir parçasının şekil (figür), geri kalan kısmının ise zemin (fon) olarak algılanmasıdır.

Gruplama

Algı duyusal verilerin bütün hâlinde gruplanması ile ortaya çıkar.

Algıda Seçicilik (Dikkat)

İnsanın çevreden ve kendi bedeninden gelen tüm uyarıcıları algılamayıp onlar arasında bir seçim yapmasıdır.

Algıda Seçiciliği Etkileyen Faktörler

  • Dış Faktörler
  • Uyarıcının Şiddeti ve Büyüklüğü
  • Yenilik
  • Tekrar Eden Uyarıcılar
  • Hareket Eden Uyarıcılar
  • Zıt Uyarıcılar
  • İç Faktörler
  • İlgiler
  • Meslek
  • Beklenti
  • Güdü ve İhtiyaçlar

Algı Yanılsamaları

Birtakım fiziksel koşullar ya da bireyin psikolojik durumu uyarıcıların olduğundan farklı yorumlanmasıdır.

Fiziksel illüzyon

Uyarıcının özelliklerinden ve çevre koşullarından kaynaklanan, herkeste aynı yanılgıya neden olan illüzyondur.

Psikolojik illüzyon

: Bireyin geçmiş yaşantıları, duyguları, istekleri, korkuları, kaygıları gibi öznel özelliklerinden kaynaklanan yanılsamadır.

ALGI VE DUYUM ARASINDAKİ FARKLAR

  • Duyumlar basit, algı ise içinde öğrenme, bellek gibi süreçlerin olduğu karmaşık bir süreçtir.
  • Duyumlar nesnel bir olay iken, algı özneldir.
  • Duyum nörofizyolojik bir olayken, algı psikolojik ve bilişsel bir olaydır.
  • Duyum olmadan algı gerçekleşmez.
  • Her duyum algı ile sonuçlanmayabilir çünkü organizmaya bir anda birden çok uyarıcı gelmektedir.

GÜDÜLENME

Güdü, davranışa enerji ve yön veren güçtür, bu güç organizmayı etkileyerek bir amaç için harekete geçmesini sağlar.

Güdülenme Süreci

İhtiyaç

Rahatlık ve uyum sağlayan, normal davranışları kolaylaştıran bazı şeylerden yoksun olma durumudur. Bir davranışa güdülenebilmek için öncelikle organizmanın fizyolojik ve psikolojik ihtiyaçlarının bir ya da birkaçının eksikliğinin duyulması gerekir.

Dürtü

Bu ihtiyaçların karşılanması ve yoksunluğun giderilmesi için organizmada oluşan itici güçtür. Güdü: Organizmanın bu ihtiyacını gidermek için onu dürtü yönünde harekete geçiren eğilimdir.

Güdülenme

İhtiyaç ile doyum sağlanması arasında yaşanan bu sürece güdülenme denir.

Güdü Türleri

Fizyolojik Güdüler

Açlık, susuzluk, cinsellik, annelik dinlenme ve uyuma, beden ısısını dengede tutma örnek olarak gösterilebilir. Organizmanın yaşamasına ve neslin devamına hizmet ederler. Bu nedenle birincil güdülerdir. Doğuştandır yani öğrenilmemiştir.

Toplumsal Güdüler

Bağlılık, saygınlık, başarılı olma, güvenlik, ait olma, kabul görme örnek olarak gösterilebilir. Sonradan toplum içerisinde ortaya çıkan, öğrenme ile oluşan güdüler olduğu için ikincildirler.

Uyarıcı Kaynaklı Güdüler

Dışsal uyarıcılara daha çok bağlı olan, dış dünyayı keşfetmeye ve değiştirmeye odaklı öğrenilmemiş güdülerdir.

KENDİNİ GERÇEKLEŞTİRME İHTİYACI

Hümanist (insancıl) yaklaşımın temsilcilerinden A. Maslow insan ihtiyaçlarını bir piramit şeklinde en temel olanlardan en karmaşık olanlara doğru sıralamıştır. Ona göre en alt düzeyde fizyolojik güdüler, en üstte de kendini gerçekleştirme güdüsü vardır.

Fizyolojik İhtiyaçlar

Açlık, susuzluk, nefes alma, uyumak en önemli fizyolojik ihtiyaçlardır ve daha yüksek ihtiyaçlara doğru ilerlemek için önce bunları tatmin etmemiz gerekir.

Güven İhtiyacı

Fizyolojik ihtiyaçlar karşılandığı zaman, güven ihtiyacı baskın hale gelir.

Saygı İhtiyacı

Her insan içinde yaşadığı toplumda iyi bir işe, dolayısıyla gelire sahip olma, başarılı olma, onay ve kabul görmek ister ancak bu güdülerin öncelik sırası bireyden bireye farklı olabilir.

DUYGU VE TÜRLERİ

Haz

Hedefe ulaşıldığında doyum sağlandığında duyulan histir.

Korku

Olumsuz bir duygu olan korku, travmatik bir yaşantı, klasik koşullanma, genelleme, taklit ve birçok deneyimle oluşur.

Kaygı

Korkunun ister bir insan, ister bir olay olsun bir nesnesi vardır, ama kaygının yoktur. Bu nedenle kaygı akıl dışı bir durumdan kaynaklanabilir.

Öfke

Engellenme, haksızlığa uğrama, tehdit, onaylanmamak, yoksun bırakılma gibi durumlarda hissedilen oldukça güçlü ve olumsuz bir duygu olan öfke de farklı yaşlarda ve farklı biçimlerde görülebilmektedir.

DUYGULARIN DAVRANIŞLARA ETKİSİ

Duygular davranışı başlatan, sürdüren ve yönlendiren süreçlerdir. Her biri bir diğerini etkilediğinden düşünce, duygu ve davranışlarımız bir bütün halinde bulunur.

BİLİNÇ VE BİLİNÇALTI

İnsanı diğer varlıklardan ayırt eden temel özelliği bilinç sahibi olmasıdır. Bilinç; insanın çevresindeki uyarıcıların ve kendi iç yaşantısının farkında olmasıdır.

Bilinç Öncesi

Çok rahatsız edici olmayan anıların, bazı isim ve duyguların barındırıldığı, küçük bir zihinsel çabayla, dikkatin yoğunlaştırılmasıyla geri getirilebilen yaşantı ve olayların bulunduğu bilinç alanıdır.

Bilinçaltı

Kişinin farkında olmadığı duygu, düşünce, korku, mantık dışı istekler, vahşet yönelimleri, ahlak dışı dürtüleri, bencilce istekleri barındırır.

DİKKAT VE TÜRLERİ

Dikkat

Bilinç ve farkındalığın dikkatle sağlandığından daha önce bahsetmiştik. İnsanın zihin gücünün herhangi nesne ya da olay üzerinde yoğunlaşmasıdır.

Edilgin (pasif) Dikkat

Sürekli tekrarlanan, aniden ortaya çıkan, hareket eden bir uyarıcının, şiddetli bir patlamanın sebep olduğu dikkat gibi doğrudan dış etkilerin etkisi ile oluşur.

Etkin (aktif) Dikkat

Fiziksel ve psikolojik bir çabayla gerçekleştirdiğimiz dikkattir.

Seçici Dikkat

İnsanın, belirli bir anda yer alan varlık ve olaylardan, bir veya birkaç uyarıcıya yönelmesini, diğerlerini dışarda bırakmasını ifade eder.

Odaklanmış Dikkat

Bireyin dikkati dağıtan diğer uyaranlara rağmen dikkatini belli bir uyarıcıya odaklayabilme yeteneğidir.

SOSYAL PSİKOLOJİNİN KONUSU

Sosyal Psikoloji

Bireylerin sosyal ortamdaki davranışlarını ve sosyal grubun bu davranışlara etkilerini inceleyen bilim dalıdır.

SOSYAL BİLİŞ VE SOSYAL ETKİ

Şema

Herhangi bir şey hakkında geçmiş yaşantılarımıza bağlı olarak oluşturulan inanç ve beklentilerdir.

Kalıp yargılar

Cinsiyet, ırk, meslek, fiziksel görünüş, yerleşim yeri, gibi ayırt edici bir özelliğe sahip grup üyelerine atfedilen aşırı genelenmiş inançlardır.

Kendini Gerçekleştiren Kehanet (Temel beklenti etkisi)

Kendini gerçekleştiren kehanet, kalıp yargıların kalıcı hale gelmesi ve yaygınlaşmasında oldukça etkilidir. Bazen kişinin kendi başına gelebileceklerle ilgili öngördüğü şeylerin bir biçimde gerçekleşmesi de kendini doğrulayan kehaneti gösterir.

Özgeci Davranış

Ödüllendirme beklentisi olmaksızın bir başkasına yardım etme davranışıdır.

Bu ders notu (ünite 2) faydalı mıydı ?
Bunu nasıl iyileştirebilirim?

3 kişi oy kullandı
ÜNİTE 1