Bizi YouTube'den Takip Edin Bizi İnstagram'da Takip Edin

Seçmeli Tarih 1 ders notları

Bu ders içereği Yeni müfredata uygundur.
Ünite 1

DEĞİŞEN DÜNYA DENGELERİ KARŞISINDA OSMANLI SİYASETİ

XVII. YÜZYIL SİYASİ ORTAMINDA OSMANLI DEVLETİ

Osman Gazi ile bağımsız bir beylik hâline gelen, Orhan Gazi ile devletleşen, I. Murat ile kurumsallaşan, II. Murat ile Balkanlar’da hâkimiyet kuran Osmanlı Devleti, II. Mehmet’in İstanbul’u fethetmesiyle imparatorluk gelmiştir. Yavuz Sultan Selim Dönemi’nde Orta Doğu’ya, Kanuni Sultan Süleyman Dönemi’nde Avrupa’ya hâkim olmuş, III. Murat Dönemi’nde ise doğuda en geniş sınırlarına ulaşmıştır. Osmanlı Devleti, XVI. yüzyılın sonlarına doğru batıda Avusturya, doğuda Safevilerle mücadele etmiştir. Bu mücadeleler, iç isyanlar, değişen ticaret yollarının Osmanlı ekonomisine olumsuz etkisi, orduda düzenin bozulması Osmanlı Devleti’nin üç kıtaya yayılmış topraklarında merkezî otoriteyi kaybetmesine neden olmuştur.

Osmanlı-Habsburg Mücadelesi ve Zitvatorok Antlaşması

Kanuni Sultan Süleyman Dönemi’nde Mohaç Meydan Muharebesi Osmanlı ile Habsburg ilişkileri ni başlattı. Avusturya, 1533’te imzalanan İstanbul Antlaşması ile Osmanlı Devleti’nin üstünlüğünü kabul etti. 1596’da Haçova Muharebesi ile başlayan hâkimiyet mücadelesi, 1606’da imzalanan Zitvatorok Antlaşması ile sonuçlandı. Anlaşma sonucunda Avusturya kralı Osmanlı padişahıyla eşit konuma geri geldi. Zitvatorok Antlaşması ile Osmanlı Devleti dış politikada prestij kaybına uğradı.

Osmanlı – Safevi İlişkileri

Safeviler Osmanlı Devleti’nin doğuda sınır komşusuydu. Safevi Devleti’nin kuruluşundan itibaren Osmanlı şehzadelerini kışkırttı, İpek Yolu üzerinde denetim kurdu, Osmanlı Devleti aleyhine ittifaklara girdi ve Şiilik propagandası yaptı. Bu durum iki devletin sürekli mücadele etmesine sebep olmuştu. III. Murat Dönemi’nde Safevilerin Osmanlı Devleti topraklarındaki yıkıcı, bölücü faaliyetleri ve İran topraklarından geçen ticaret kervanlarını yağmalamaları tekrar savaşları başlattı. 1590’da imzalanan Ferhat Paşa Antlaşması ile Tebriz, Karabağ, Dağıstan ve Şirvan gibi yerler Osmanlı Devleti’nin eline geçti. Osmanlı Devleti bu antlaşma ile doğudaki en geniş sınırlarına ulaştı. IV. Murat 1635’te İran üzerine düzenlenen Revan Seferi’ni düzenledi. Osmanlı ordusunun İstanbul’a dönmesiyle Safeviler tekrar saldırıya geçti. IV. Murat bunun üzerine Bağdat Seferi’ne çıktı. Bağdat Kalesi’ni aldı ve Safevilerle 1639’da Kasr-ı Şirin Antlaşması’nı imzaladı. Bu anlaşma günümüzdeki Osmanlı İran sınırını belirleyen anlaşma oldu.

Osmanlı Devleti’nin XVII. Yüzyılda Karşılaştığı Stratejik Tehditler

Osmanlı-Lehistan İlişkileri

Karadeniz’in kuzeybatısında yer alan Lehistan Osmanlı Devleti’nin ilişkileri II. Murat Dönemi’nde başladı. Osmanlı’nın Avrupa devletleriyle mücadele ettiği dönemde Lehistan, tampon bölge konumundaydı. Lehistan’ın aynı zamanda Osmanlı Devleti’nin Baltık Denizi’ne ulaşabileceği geçiş koridoru olması da stratejik önemini arttırıyordu. İki taraf arasında 1672’de Bucaş Antlaşması imzalandı. Bucaş Antlaşması’na göre Podolya Osmanlı’ya, Ukrayna ise Osmanlı’nın egemenliğindeki Kazaklara bırakıldı. Osmanlı Devleti bu antlaşma ile batıdaki en geniş sınırlarına ulaşmış oldu.

Osmanlı-Venedik İlişkileri

Venedik, İtalya Yarımadası’nın kuzeydoğusunda denizci bir devlettir. Stratejik öneme sahip Akdeniz kıyı şeridinde ve adalarda hâkimiyet kurdu. Fatih Sultan Mehmet, Venediklilere bazı imtiyazlar vererek iki devlet arasındaki ilişkilerin uzun süreli barış sürecine girmesini sağladı. Bu barış süreci Osmanlı Devleti’nin deniz ticaretini geliştirdi ve kendisine karşı oluşabilecek ittifaklara Venediklilerin girmesini önledi. Kanuni Sultan Süleyman Dönemi’nde Akdeniz’de üstünlüğün Osmanlı Devleti’ne geçmesi denizci bir devlet olan Venediklilerle ilişkiyi bozdu.

Osmanlı-Rusya İlişkileri

Osmanlı Devleti’nin kuzey sınır komşusu olan Rusya’nın güçlenmeye başlamasıyla iki devlet arasında sıkıntıları başlattı. Gittikçe güçlenen Rusya, varlığını sürdürebilmek için sıcak denizlere inmek zorundaydı. Karadeniz’in bir Türk gölü olması bunu engelliyordu. Öte yandan Ukrayna’nın Osmanlı himayesinde olması yüzünden Batı’ya da açılamıyordu. Dolayısıyla Rusya’nın büyümesi için Osmanlı engelini aşması mutlak bir engeldi. Kırım Tatarlarının Ruslara ve Kazaklar’a yaptıkları akınlar Osmanlı-Rus ilişkilerinin bozulmasına sebep oldu. Viyana’da Osmanlı ordularının yenilmesi Rusya’ya ümit verdi. . Rusya, Osmanlı ordusunun Avusturya ve Venedik ile savaş hâlinde olmasından yararlanarak Azak Kalesi’ni kuşattı. Azak Kalesi’nin Ruslar’ın eline geçmesi Karlofça müzakerelerinde Osmanlılara karşı Rusya’nın durumunu güçlendirdi.

Osmanlı-Avusturya İlişkileri

Avusturya, Avrupa’nın geneline hükmeden güçlü Habsburg Hanedanı’nın yönetim merkezî konumundaydı. Batı yönünde genişleme politikası güden Osmanlı Devleti için tehdit oluşturuyordu. Balkanlar’a açılıp buradaki halkı kendine bağlamak ve Katolikleri kendi koruyuculuğuna almak isteyen Avusturya Osmanlı Devleti’ni büyük engel olarak görüyordu.

Viyana Kuşatması

Avusturya’nın Osmanlı kontrolündeki Erdel’in iç işlerine karışmasından dolayı Köprülü Fazıl Ahmet Paşa Avusturya Seferi’ne çıktı. Osmanlı Devleti karşısında direnemeyen Avusturya barış anlaşması teklifinde bulundu. İki taraf arasında 1664’te Vasvar Antlaşması imzalandı. Vasvar Antlaşması ile sağlanan barış ortamı Katolik Avusturya’nın Protestan Macarları mezhep değiştirmeye zorlaması ile bozuldu. Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, IV. Mehmet’i ikna ederek hem Macarların yardım isteğini yerine getirmek hem de Orta Avrupa’daki Avusturya’nın gücünü kırmak için Viyana üzerine sefer düzenledi. Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın komuta ettiği Osmanlı ordusu 1683’te Viyana’yı kuşattı Osmanlı ordusuna Tökeli İmre, Kırım Hanı, Erdel, Eflak ve Boğdan beyleri yardım ederken Avusturya ordusuna da Haçlı kuvvetleri yardım etti. Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, Kırım Hanı’na kuşatma esnasında Avusturya’ya dışarıdan yardımın gelmesini engelleme görevini verdi ancak Kırım Hanı, Lehistan ordusunun Tuna’yı geçip Osmanlı ordusuna arkadan saldırmasına engel olamadı. İki ateş arasında kalan Osmanlı ordusu ağır bir mağlubiyet aldı. Viyana Kuşatması’nın hezimetle sonuçlanmasının siyasi olduğu kadar idari, sosyal, ekonomik ve kültürel sonuçları da önemliydi.

Karlofça Antlaşması (1699)

Bu anlaşma ile Osmanlı Devleti gerileme dönemine girdi ve Orta Avrupa’daki egemenliği de son buldu. Karlofça Antlaşması İngiltere ve Hollanda’nın arabuluculuğunda Osmanlı Devleti ile Avusturya, Lehistan, Venedik arasında imzalandı. Osmanlı Devleti çok büyük toprak kayıpları yaşadı.

WESTPHALİA BARIŞI’NDAN MODERN DEVLETLER HUKUKUNA

Otuz Yıl Savaşları (1618-1648)

Martin Luther’in öncülüğünü yaptığı reform hareketleri Mezhep Savaşları olarak da anılan Otuz Yıl Savaşları’nı başlattı. Westphalia Barışı ile bu savaşlar bitti ve “hâkimiyet” kavramı bu süreçle yeniden konuşulmaya başladı. Bu gelişmeyle birlikte Roma-Vatikan merkezli birleşik Avrupa yerine ulusal devlet merkezli, parçalanmış bir Avrupa ortaya çıktı.

Otuz Yıl Savaşları Öncesi Avrupa’nın Genel Durumu

Reform hareketleri kilisenin eleştirilmesine yol açtı. Eleştirilerle birlikte sosyal kurumların yeniden düzenlenmesi düşünüldü. Bu durum Avrupa’nın siyasi ve sosyal dengesini sarstı. Luther’den sonra gelen din adamları, krallar ve prensler papalığın otoritesinden bıkmışlardı. Kral ve prenslerin bir kısmı devlet otoritesini papalıktan ayırmak için Protestanlığa sıkıca bağlandı. Luther’in düşünceleriyle açığa çıkan reform hareketlerinin siyasallaşması, Avrupa devletlerinin iç ve dış işlerindeki dengeyi bozdu. Fransa ve Almanya arasında çok sayıda savaş oldu. Bu çatışmaların merkezinde tek kral, tek din ve tek hukuk düşüncesi vardı. Krallar büyük katliamlar yaptılar.

Otuz Yıl Savaşları’nın Sebepleri

Avrupa’daki dinî kökenli mezhep savaşlarından olan Otuz Yıl Savaşları, Kutsal Roma Germen İmparatorluğu’na karşı Protestan Alman prenslerinin mücadelesi ortaya çıktı. Dinî sebeplerle başlayan savaşlarda, Habsburg ve Bourbon hanedanlarının siyasî mücadelesi ön plandaydı. Augsburg Antlaşması, Kutsal Roma Germen İmparatorluğu’nda, 1555 yılında Protestanlar ile Katolikler arasında imzalandı. Barış antlaşması ile yasaklanan kilise mallarının kamulaştırılması Protestan prenslerce sürdü. Bazı Alman prenslerin bu antlaşmada tanınmayan Protestanlığı benimsemesi Otuz Yıl Savaşları’nı başlattı.

Otuz Yıl Savaşları’nın Gelişimi

Katolik İspanya, Hollanda’yı işgal edip Batı Avrupa’da yayılmacı bir politika izledi. Avusturya Kralı Ferdinand, Protestanlara inanç özgürlüğü mahiyetindeki Augsburg Anlaşması’nı ihlal etti. Protestan din adamlarını sınır dışı edip Protestan öğretilerini yaktırdı. Protestanların 1618’de Prag’da Ferdinand’ın danışmanlarını hükümet binasının camından aşağı attırması gibi olaylar Otuz Yıl Savaşları hareketlendi. Habsburg Kralı Ferdinand Almanya genelinde Protestanlara karşı büyük bir savaş başlattı ve hızlı bir şekilde Protestanlaşan küçük Alman prensliklerini işgale etti. Daha sonra Protestanlar Hollanda, İngiltere, Danimarka, İsveç ve küçük Alman prenslikleriyle Katolik ittifakına karşı savaşa girdiler. Otuz Yıl Savaşları’ndaki en ilginç nokta ise koyu Katolik Fransa’nın Protestan ittifakını desteklemesidir.

Westphalia Barışı’nın Sonuçları

Westphalia’da Protestanlık mezhebi Katolik mezhebine denk sayılarak ve Protestanlığın ortadan kaldırılmasına yönelik çalışmalar bitti. Westphalia ile beraber Habsburg Hanedanı’nın itibarı zedelendi ve Almanya’da yerel hanedanlar güçlendi. Almanya 1871’e kadar siyasal birliğini tamamlayarak Orta Avrupa’da baskın güç olma şansını yitirdi. Otuz Yıl Savaşları neticesinde Almanya’nın nüfusu oldukça azaldı. Savaştan dolayı üretim durdu ve yıllar sonra bile ülke ekonomik sıkıntılar devam etti. Westphalia, Protestanlığın Papa ve Katolikliğe karşı kazandığı zaferin adeta bir sembolüydü. Diğer bir önemli husus ise devletlerin kendi topraklarında “mutlak egemen” bir konuma yükselmeleri oldu.

1700-1774 YILLARI ARASINDAKİ SİYASİ GELİŞMELER

18.Yüzyılın Başlarında Osmanlı Devleti’nin Toparlanma Çabaları

Osmanlı Devleti, II. Viyana Kuşatması’ndaki başarısızlık, Kutsal İttifak ile yıllarca süren savaşlar, Karlofça ve İstanbul antlaşmalarının ağır etkisini üzerinden atabilmek için bazı diplomatik ve askeri girişimler başlattı. Rusya, Avusturya, Venedik ve Doğu’da da İran ile mücadele etti ancak bu süreçte Edirne Olayı ile yeni bir iç karışıklık dönemine de girdi. Bu dönemde Padişah II. Mustafa’nın devlet işlerinden uzaklaşarak zamanının çoğunu Edirne’de geçirmesi yeniçeriler ve İstanbul halkı arasında huzursuzluğa neden oldu. Padişahın Edirne’yi başkent yapacağı söylentisinin yayılmasıyla birlikte bu huzursuzluk 1703 yılında büyük bir isyana dönüştü. İsyancılar İstanbul’da idareyi ele aldıktan sonra Edirne’ye gelerek II. Mustafa’yı tahttan indirip yerine kardeşi III. Ahmet’i geçirdi.

Osmanlı-Rus Mücadelesinin Doğurduğu Sonuçlar

  • Rusya’nın Baltık donanması, Çeşme’de demirleyen Osmanlı donanmasını yakarak imha etti. Bu olaydan sonra Osmanlı Akdeniz’de sıkıntıya girdi.
  • 1774’te imzalanan Küçük Kaynarca Antlaşması sonrasında Osmanlı Devleti hem iç işlerinde ve hem de uluslararası ilişkilerde sıkıntı yaşamaya başladı.
  • Karadeniz Osmanlı Devleti için güvenli bir iç denizdi. Küçük Kaynarca Antlaşması ile Rusya’nın kıyılarına ulaştığı Karadeniz artık tehlikeli bir deniz oldu.
  • Karadeniz’e açılan Rusya Boğazlar’ı da tehdit etmeye başladı. Avrupa devletleri de bu çekişmeye dahil oldu.
  • Rusya, Ortodoks halkların koruyuculuğunu alarak Osmanlı Devleti’nin iç işlerine müdahale etme şansı yakaladı. Bu durum Osmanlı-Rus ilişkilerini sürekli olarak gerdi.
  • Küçük Kaynarca Antlaşması ile Rusya Osmanlı ülkesinde tam ticaret yapma hakkının daha önce İngiltere ve Fransa’ya tanınan kapitülasyonları hak etti. Bu hak ile Ruslar “güneye inme” veya “sıcak denizlere açılma” politikasını güçlendirdi. Böylece Ruslar, tarihi emellerine ulaştı.
  • 1774’ten sonra Rusların İstanbul’da sürekli elçi bulundurmaları, istedikleri şehirlerde konsolosluk açmaları Osmanlı gelişmelerini takip etmesini sağladı. Rusya Balkan milletleri ile yakın temasta bulunarak Panslavizm politikasını rahatça uygulamaya başladı.
  • Avusturya ve Rusya ittifakı kuruldu. Osmanlı Devleti bu iki devletle aynı anda mücadele etmek zorunda kaldı.
Sonraki Ünite
Bu ders notu faydalı mıydı ?
Bunu nasıl iyileştirebilirim?

19 kişi oy kullandı
ÜNİTE 2ÜNİTE 3