Siyer 2 ders notları

Bu ders içereği Yeni müfredata uygundur.
Ünite 1

RİSALETİN MEKKE DÖNEMİ

Risalet Öncesi Dünyanın Dini Durumu

Altıncı ve yedinci yüzyılda hüküm sürmüş olan başlıca devletleri; Çin, Hindistan, Türkistan, Moğolistan, Bizans, Sasani ve Habeşistan’dır ve bu devletlerden her biri farklı inançlara sahiptir. Cahiliye Arapları ile Afrikalılar arasında yaygın olan inanış şekli ise çoğunlukla putperestlikti. Bununla birlikte cahiliye Arapları içinde putlara tapmayı reddeden ve kendilerine Hanif denilen insanlar da bulunmaktaydı.

Risalet ve Peygamberimiz

Allah’ın, risalet görevi verdiği kişiye resul ya da nebi adı verilir. Hz. Muhammedvise Allah’ın risalet görevi verdiği son peygamberdir. Peygamberlerin görevlerinden ilki Allah’tan aldıkları vahyi, emirleri ve yasakları insanlara bildirmek olan tebliğ etmektir. Ancak peygamberler sadece bir haberci, sıradan bir elçi değillerdir. Onların en önemli görevlerinden biri insanları hakka davet ile bu uğurda mücadele etmektir.

İlk Vahiy

Vahiy, Allah’ın bir emri, hükmü veya bilgiyi peygamberine gizli olarak bildirmesidir. Hz. Muhammed’in risalet öncesi vahye hazırlığı belli aşamalardan geçmişti. Hz. Peygamber, altı ay boyunca salih rüyalar görmüş; bu rüyalar aynen gerçekleşmiştir. Hz. Muhammed, kırk yaşına ulaştığında Hira’da bulunduğu 610 yılı Ramazan ayının yirmi yedinci gecesi, Cebrail vasıtasıyla gelen “Oku!” emriyle Allah tarafından peygamber olarak görevlendirilmiştir.

Gizli ve Açık Davet

Vahyin Kesilmesi

İlk vahyin ardından bir süre vahiy gelmedi. Vahyin kesilmesi Hz. Peygamber’i endişeye sevk etti. Ebrail ile karşılaşmak arzusuyla sık sık Hira’ya gitmeye başladı.

Gizli Davet

Sık sık Hira’ya giderek burada tefekkür eden Hz. Muhammed, Hira’dan döndüğü bir gün Cebrail’i asli suretinde tekrar gördü. Korku ve heyecanla evine gidip “Beni örtün, beni örtün!” diye seslendi. İnsanları Allah yoluna davet ve tebliğle görevlendirilen Hz. Peygamber, ilk önce eşi Hz. Hatice ve ailesini risaletini tasdik etmeye çağırdı. Cebrail vahyin geldiği ilk günlerde Hz. Peygamber’e abdest ve namazı öğretmiş, o da Cebrail’den gördüğü şekliyle Hz. Hatice’ye öğretmiş ve birlikte namaz kılmışlardı. Biri kuşluk vakti diğeri akşam olmak üzere günde iki defa kıldığı namazları imkan bulduğunda Kabe’de eda eden Hz. Peygamber, inmiş olan ayetleri o esnada Kabe’nin etrafında oturan Mekkelilerin duyabileceği şekilde sesli okuyordu. Bu haber birkaç gün içinde bütün Mekke’ye yayıldı. Mekke liderleri ise yaşananları şaşkınlık içinde izliyorlardı. Gizli davet denilen bu ilk dönemde Allah Resulü’nün irtibat kurup ulaştığı kişilerin hemen hemen tamamı Müslüman oldu. Allah Resulü üç dört yıl gizli olarak devam ettirdiği tebliğinde son derece tedbirli davranıp güvendiği arkadaşlarına ve yakın çevresine İslam’ı anlattı.

Darülerkam

Erkam b. Ebi’l-Erkam’ın Müslüman olmasıyla Safa Tepesi’nin eteklerinde olan evi Müslümanlar için toplanma mekânı oldu. İslam’ın ilk davet merkezi olan ve Darülerkam adı verilen bu mekan, Kabe’nin haremine dahil oluşu, Mekkelilerle ve hac için dışarıdan gelen pek çok kimse ile dikkat çekmeden temas kolaylığı sağlaması açısından önemli bir konuma sahipti.

Açık Davet

Risaletin dördüncü yılında gizli davet süreci sona ermiş, açıktan davet aşamasına geçildi. . Bundan sonra Mekke’nin Fethi’ne kadar sürecek olan çetin bir mücadele başladı. Hz. Peygamber’in amcası Ebu Talib, atalarının dinini terk etmeyeceğini ancak hayatta olduğu müddetçe kendisini destekleyeceğini bildirdi. Diğer amcası Ebu Leheb ise onun davetini kabul ederlerse zillete düşeceklerini iddia ederek karşı çıktı. Hicretin dördüncü yılından itibaren başladığı açık davet safhası, müşriklerin tüm engellemelerine rağmen hicrete kadar devam etti.

İlk Müslümanlar

Hz. Peygamber ilk daveti eşine yapmıştı. Hz. Hatice tereddüt etmeden onu tasdik ederek Müslümanların ilki olma şerefine ulaştı. Hz. Hatice’nin davetiyle kızları İslam’a girdiler. Hz. Ali, onları namaz kılarken gördüğünde Allah Resulü onu İslam’a davet etmişti. Hz. Ali önce tereddüt edip babasına sormak istemişse de daha sonra bundan vazgeçip iman etmişti. Küçük yaşta Şam’dan Mekke’ye köle olarak getirilip Hz. Hatice’nin hizmetinde olan Zeyd b. Harise, Hz. Ali’den sonra Müslüman oldu. Hz. Peygamber’in en yakın dostu olan Hz. Ebu Bekir, onun davetini ailesi dışından kabul edenlerin ilkiydi. Gizli davet sürecinde Osman b. Affan, Zübeyr b. Avvam, Abdurrahman b. Avf, Sa’d b. Ebi Vakkas, Talha b. Ubeydullah, Ebu Ubeyde b. Cerrah Hz. Ebu Bekir’in gayretiyle Müslüman olmuşlardı. Medine’ye muallim olarak gönderilen Mus’ab üstlenmiş olduğu görev sebebiyle İslam’ın ilk öğretmeni sayılır.

Mekke’de İslam Davetine Tepkiler

Kureyş’in ileri gelen kabilelerine mensup müşrikler Hz. Peygamber’in davetine ilk başlarda kayıtsız kaldılar. Daveti engellemek isteyen müşriklerin ileri gelenleri, kabile geleneğine uygun hareket ederek Hz. Muhammed’ himaye eden amcası Ebu Talib’e gittiler. Ancak Ebu Talib onların sadece şikâyetlerini dinlemekle yetinip yeğenine verdiği desteğini sürdürdü.

Mekke’de İslam’ı Kabul Edenlerin Genel Özellikleri

Hz. Peygamber risalet görevini üstlendikten sonra yakın akrabalarından başlayarak toplumun tüm kesimlerini İslam’a davet etti. Kadın erkek, köle hür, genç ihtiyar, zengin fakir ayrımı yapılmaksızın gerçekleştirilen çağrıyı kabul edenler böylelikle Müslümanların ilki olma şerefini kazandılar. Mekke Dönemi’nde İslam’a girenlerin en bariz ortak özelliği ise onların genç yaşta davete katılmış olmalarıdır. İlginçtir ki İslam’ı kabul etmiş olanlar arasında Haşimoğulları’ndan Ebu Talib de dahil olmak üzere Mekke kabile lideri konumunda hiç kimse yoktu. İlk Müslümanlar; güvenilir, sadık, sır saklayan, sabırlı ve cahiliyenin kötü adetlerinden sakınan kimselerden oluşmaktaydı.

Müşriklerin İslam Davetine Karşı Çıkma Sebepleri

Geleneklerine sıkı sıkıya bağlı olan Mekkeliler atalarının inanışlarını terk etmediler. Müşrikler dini sebepler dışında siyasi ve ekonomik kaygılarla da İslam’a karşı çıktılar. İslam’a düşmanlık edenlerin Mekke’nin zengin tüccarları olması, müşriklerin Hz. Peygamber’le mücadele ederken şahsi menfaatlerini de korumaya çalıştıklarının göstergesidir. Hz. Peygamber’in tebliğini sürdürürken Kureyşliler arasında sınıf farkı gözetmemesi kabile reislerinin itiraz ettiği konulardan biriydi.

Mekke Dönemi ve İşkence

Mekke müşrikler Hz. Peygamber ve diğer Müslümanlara eziyet ve işkence uyguladılar. Hz. Muhammed’e bir gün Kâbe’de fiilî saldırıda bulundular. Hz. Peygamber boğazı sıkılması nedeniyle neredeyse nefes alamayacak duruma geldi. Araya Hz. Ebubekir girdi. Mekke Dönemi’nde Müslümanların sayısı ve gücü müşriklerle mücadele edebilecek seviyeye ulaşmadığı için başta Hz. Peygamber ve eziyet gören diğer Müslümanlar bu tür saldırılara karşılık vermediler. Her türlü tahrik, alay, eziyet ve işkence karşısında duruşlarını bozmayan Müslümanlar daima sabır ve kararlılıkla hareket ettiler. Mekke müşrikleri Hz. Peygamber ve onun çağrısını kabul eden Müslümanlara karşı alay ve hakaretle başlayıp nihayet öldürmeye varan ağır işkenceler uyguluyordu. Her türlü psikolojik, fiziki ve ekonomik baskıyla devam eden işkencenin öncüsü de Ebu Cehil’di.

Habeşistan’a Hicret

Müşriklerin baskı ve zulümleri herhangi bir himayesi bulunmayan müminler için iyice zorlaşmıştı. Kureyş ile Habeşistan arasında ticaret antlaşmaları vardı. Orada geçimlerini sağlayabilirlerdi. Bu sebeplerle İslam’ın ilk hicreti Habeşistan topraklarına yapıldı. Dinlerini yaşamak isteyen on bir erkek ve dört kadın 615 yılında önce Şuaybe Limanı’na, oradan da deniz yoluyla Habeşistan’a ulaştı.

Hz. Hamza ve Hz. Ömer’in Müslüman Oluşlar

Bir gün Safa Tepesi’nde Resulullah ile karşılaşan Ebu Cehil, Sevgili Peygamberimize türlü hakaretlerde bulundu. . Bu sıralarda avdan dönen Hamza b. Abdulmuttalib, âdeti olduğu üzere evine dahi gitmeden tavaf etmek için Kâbe’ye gelmişti. Olanlara şahit olan Hz. Hamza öfkeye kapıldı. Derhal Kabe’de bulunan Ebu Cehil’in yanına doğru koştu ve karşısına dikildi. Hışımla kaldırdığı yayı ile vurarak başını yardı ve Müslüman olduğunu ilan etti. Bundan sonra az sayıdaki zayıf Müslümanlar bir nebze de olsa rahatladılar. Peygamberimize ve Müslümanlara karşı çok sert davranmasıyla bilinen Hz. Ömer, Müslüman oldu. Hz. Ömer, Peygamberimizin kabul olunan duasıydı. Hayatını korkusuzca yaşayan Hz. Ömer’in karakterini göstermesi bakımından İslam dinini benimsediğini ilan etmesi önemlidir.

Boykot Yılları

Mekke’nin Habeşistan’a sığınan Müslümanları geri getirmek için gönderdiği elçiler de eli boş dönmüştü. Müşriklerin bütün baskılarına rağmen İslam’a inananların sayıları Mekke’de artmıştı. Bu sebeple Ebu Talib’in desteğini ortadan kaldırmak için kabilesinin tamamına karşı baskı uygulamaya karar verdiler. 616’da başlayıp üç yıla yakın süren ambargo süresince Haşimoğulları ve Muttaliboğullarını çok zor günler karşıladı. Akrabalarının açlık içinde kalmasına gönülleri el vermeyen bazı yakınlarının zaman zaman gizlice yaptığı yardımlar ise yeterli olmadı. Hz. Muhammed, boykot yıllarının sonunda güçsüz düşen eşi Hz. Hatice ile Ebu Talib’in art arda vefatı ile sarsıldı.

Taif Yolculuğ

Amcasının vefatıyla himayesiz kalan Hz. Peygamber, fiili saldırılar karşısında açık hedef hâline geldi. Hz. Peygamber aradığı desteği Taif’te bulacağını umuyordu. Risaletin onuncu yılında Hz. Muhammed, Zeyd b. Harise ile birlikte gizlice Taif’e doğru yola çıktı. Mekkelilere karşı onu himaye edip desteklemelerini istedi.

İsra ve Miraç

İsra, Hz. Peygamber’in geceleyin Mekke’den Mescid-i Aksa’ya götürülmesi; Miraç ise göklere yükseltilmesi anlamına gelir. Miraca eriştiğinde Resul-i Ekrem; Cenab-ı Hakk’ın huzuruna kabul edilmiş, kendisine cennet ve cehennem gösterilmiş, müminlere ilahi bir hediye mahiyetinde olan Bakara suresinin son iki ayeti vahyedilmiştir.

Yeni Yurt Arayışı

Miraç mucizesiyle moral bulmuş olan Allah Resulü, Mekke’ye gelen Arap kabileleri ile görüşmelerini hızlandırdı. Pek çok kabile ile görüşmeler yapan Resul-i Ekrem hiçbirinden olumlu netice elde edememiş, bireysel olarak İslam’ı kabul edenler olsa da Resulullah’ın siyasi destek bulma hedefi gerçekleşmemişti.

Yesriblilerle İlk Temas

Nübüvvetin on birinci yılında Yesrib’den gelen bir grup Hazrecli, Akabe denilen yerde Hz. Peygamber’le görüşüp İslam’ı kabul etti. Bu arayışla yola çıkmış olsalar da Hz. Peygamber ile buluşup anlaşmış olan Yesribliler böylelikle hem hakikati buldular hem de Müslümanlar için yeni bir dönemin kapısını aralamış oldular.

Akabe Biatları

Yesrib’de Hz. Peygamber’in adının geçmediği tek bir ev bile kalmamıştı. Dolayısıyla şehirde İslam’ı kabul edenlerin sayısı da hızla artıyordu. Hazreclilerin önayak olduğu İslamlaşma sürecine Evsliler de ilgisiz kalmamış, hak din onların arasında da yayılmaya başlamıştı. Nihayet Hz. Peygamber’le görüşmek üzere sözleştikleri vakit gelince on Hazrecli ve iki Evsli Müslüman’dan oluşan on iki kişilik heyet Akabe’de Resulullah ile bir araya geldiler. Allah Resulü onlardan; Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, kimseye iftira atmamak, iyi işlerde kendisine karşı gelmemek üzere biat aldı. Bu ahitleşmeye Birinci Akabe Biatı adı verilir.

Yesrib’e Hicret

Allah Resulü on iki yıl boyunca her türlü gayreti göstermesine rağmen Müslümanlar Mekke’ye hâkim olamamıştı. Müşriklerin baskıları günden güne artmış, dayanılmaz hale gelmişti. Akabe biatları neticesinde Yesrib’e davet edilmesi onlara yeni bir hayatın kapısını açmış oldu.

Müslümanların Hicreti

Hz. Peygamber hicret izni verince Müslümanlar 622 yılında küçük gruplar hâlinde Mekke’den ayrılmaya başladılar. Kabe’ye giderek hicret için yola çıkacağını haykıran ve Kureyşlilere meydan okuyan Ömer b. Hattab dışındaki Müslümanlar yolculuklarını gizlilik içinde gerçekleştirmiştir. Allah Teala tarafından Hz. Peygamber’e hicret izni verildiğinde Mekke’de engellenip hapsedilenler dışında Hz. Peygamber ve ailesi, Hz. Ebu Bekir ve ailesi ile Hz. Ali kalmıştı. Hz. Ali, Peygamberimize Yesrib’e varmadan yolda yetişmiş, aileler ise daha sonra getirilmiştir.

Peygamberimizin Hicret

Peygamberimizin Hicreti Müslümanların hicretine şahit olan müşrikler, Hz. Peygamber’in de onlara katılmasıyla Müslümanların kendileri için büyük bir tehdit olacağının farkındaydı. Her kabileden bir kişinin katılımıyla oluşturulacak olan bir grubun Allah Resulü’nü öldürmesine karar verdiler. Allah Resulü müşriklerin planını haber alınca Ebu Bekir’e haber vererek hicret için hazırlanmasını istedi. Hz. Peygamber yola çıkmadan evvel kendisinde bulunan emanetleri sahiplerine teslim etmekle Hz. Ali’yi görevlendirdi. Hz. Peygamber’in yatağına yatarak müşrikleri yanıltacak olan Ali emanetleri teslim etme görevini tamamladıktan sonra yolda Peygamberimiz ve yol arkadaşına katılacaktı. Hz. Peygamber, evinin kapısında kendisini öldürmek için bekleyenlerin arasından gece karanlığında yürüyüp geçmiş ve Allah’ın yardımıyla onlar bunun farkında bile olmamıştı.

Kuba’ya Varış

Hz. Peygamber ve kafilesi, 622 yılında bir hafta süren yolculuktan sonra Yesrib yakınlarındaki Kuba’ya ulaştı. Müslümanlarla buluşup sohbet eden Allah Resulüorada İslam’ın ilk mescidini inşa etti. Hicret, Mekke’den kaçıp Yesrib’e sığınma olarak değil, Mekke’ye güçlenerek dönmenin bir adımı olarak değerlendirilmelidir.

Sonraki Ünite
Bu ders notu faydalı mıydı ?
Bunu nasıl iyileştirebilirim?

1 kişi oy kullandı
ÜNİTE 2