Tarih 3

  • UNİTE 1
  • Beylikten Devlete
  • UNİTE 1 - 1.KONU
  • Beylikten Devlete
1-) XIV. Yüzyıl Başlarında Yakın Doğu ve Balkanlar =>
a- Türkiye Selçuklu Devleti: Kösedağ Savaşı’ndan sonra (1243) Türkiye Selçukluları sosyal, siyasal, ekonomik yönden Moğolların (İlhanlıların) egemenliğine girdiler. Türkmen Beyleri, Anadolu’nun batısına yöneldiler ve onlarca beylik kurdular ve Anadolu’da Türk siyasi birlik bozuldu.
b- Balkanlar ve Avrupa: XIV. yüzyıl başlarında siyasi birliklerini kuramayan Avrupa devletleri, feodalite (derebeylik) sistemi ile yönetilmekteydi. En güçlü devlet Kutsal Roma-Germen İmparatorluğuydu. Balkanlarda dini ve siyasi birlik yoktu. Çok sayıda mezhep ve etnik grup mevcuttu. Katolik ve Ortodoks Hristiyan mezhepleri arasında çatışmalar yaşanmaktaydı. Özellikle Katolik Macarlar, Balkanları ele geçirerek Ortodoks Devletleri, mezhep değiştirmeye zorluyordu. İngiltere ve Fransa önemli iki devletti.
c- İlhanlı Devleti: Cengiz Han’ın torunu Hülagü tarafından İran’da kurulmuştu. Abbasilere son verdiler.
d- Bizans İmparatorluğu: Taht kavgaları nedeniyle Bizans imparatorluğunu askeri, siyasi, ekonomik anlamda zor duruma düşürmüştü. Bizans, eski gücünde değildi.
e- Memluk Devleti: Baharat yolunun ve Abbasi Halifesinin Memluklerde olması bu devleti güçlendirdi.
2-) Kayıların Anadolu’ya Gelişi ve Yerleşmesi =>
Osmanlı Devletini Oğuzların Bozok kolunun Kayı Boyu kurmuştur. Moğolların Orta Asya’yı istilası üzerine Anadolu’ya büyük Türk göçü başladı. Kayılar, Söğüt ve Domaniç bölgesine yerleşti. (Damgaları ok ve yay)
Osmanlı Devleti’nin büyüme nedenleri:
a) Anadolu’da esnaf teşkilatı olan Ahilerin desteğini yanına aldı.
b) Anadolu’ya gaza yapmak için gelen Gaziyanırum adı verilen Türkmen topluluklarını etrafında topladı.
c) Bizans Tekfurlarının halka baskı yapması gayrimüslimlerin Osmanlı hoşgörüsüne sığınması
d) Türklere karşı değil Hristiyanlara karşı gaza ve cihat politikası uygulaması.
e) Coğrafi konumu ve merkeziyetçi yapısı da etkili olmuştur.
f) Tımar ve İskan Politikası ile Sancak ve Devşirme Sistemi etkili olmuştur.

Tarih 3 Özeti www.theinek.com sitesinden alınmıştır

Osman Bey Dönemi: Ertuğrul Gazinin ölümü üzerine Kayı Boyunun başına geçti. İlk olarak Karacahisar’ı alarak burayı beyliğin merkezi yaptı. Ardından Ahi Liderlerinden Şeyh Edebali’nin kızı ile evlendi. Türkmenler üzerinde söz sahibi olan Ahi Teşkilatı Osmanlı’nın kurulmasında önemli rol oynadı. İlk Osmanlı padişahı yani kurucusudur. İlk Osmanlı Parası’nı bastırdı.
İlk Fethiler: Osman Bey, Yarhisar ve Bilecik’i fethettikten sonra beyliğin merkezini Bilecik’e taşıdı. (1298) Osman Bey 1299 yılında bağımsızlığını ilan etti ve Yundhisar ile Yenişehir topraklarını fethedip İzmit’e yaklaştı. Osman Bey Türk töresinde olan “Fetheden fethettiği yerin sahibidir” anlayışına dayanarak aldığı yerleri oğullarına, kardeşlerine ve silah arkadaşlarına dirlik olarak verdi. Osman Bey 1302 yılında Bizans ile ilk savaş olan Koyunhisar savaşını yaptı ve İzmit’in yolu açıldı.
Orhan Bey Dönemi: Osman Bey’in asıl amacı Bursa’yı almaktı ama ömrü yetmedi kuşatmayı oğlu devam etti ve Orhan Bey 1326 yılında Bursa’yı alıp burayı başkent yaptı. Bizans’ın Marmara’nın güneyindeki etkinliği kırıldı. İpek Sanayisi Osmanlı’ya geçti.
Maltepe (Palekenon) Savaşı; Osmanlıların İznik’i kuşatması üzerine Bizans İmparatoru orduyu gönderdi. Bunun üzerine Orhan Bey Kuşatmayı kaldırıp Bizans üzerine yürüdü ve Maltepe’de (Palekenon) yapılan savaşı Osmanlı kazandı.
İznik (1331) ve İzmit’in (1337) Fethi ile Osmanlının sınırları genişledi.Bizans’a yapılacak seferlere askeri üs yapıldı.
Karesioğulları Beyliği’nin Osmanlılara Katılması: Osmanlı Devleti’ne katılan ilk beylik Karesioğulları Beyliği oldu. Böylece Anadolu Türk Siyasi biriliğinin sağlanmas yolunda ilk adım atılmış oldu. Osmanlılarda denizcilik faaliyeti başladı ve Osmanlıların Rumeli’ye geçişi kolaylaştı.
Orhan Bey Kimdir? Orhan Bey Bizans İmparatoru kızı ile evlenmiştir. Osmanlı Devleti’ni Osman Bey kurmuştu ama onu teşkilatlandıran ve devlet haline getiren Orhan Bey idi. Teşkilatçı ve askeri dehası olan biriydi. Dönemin ünlü seyyahlarından İbni Batuta, onu; “Türkmen hükümdarlarının en ulusu” diye nitelendirmişti
3-) Balkanlardaki Fetihler =>
Çimpe Kalesinin Alınması (1353): İmparator olmak isteyen Saray Bakanı Kantakuzenos Osmanlı’dan yardım istedi. Sırp ve Bulgarlara karşı tekrar yardım isteyince bu yardımların karşılığında Bizans, Rumeli’deki Çimpe Kalesini Osmanlılara verdi.
I. Murat Dönemi: I. Murat, Balkanlarda ilerleyişi hızlandırmak için Edirne’yi almalıydı. Sazlıdere Savaşı ile Edirne’yi fethetti. Edirne, başkent oldu. Böylece Balkanlarda ilerleyiş kolaylaştı. Artık Osmanlı’yı Balkanlardan atmak için Haçlı birlikleri kurulacaktı. Filibe ve Gümülcine’nin alınmasından sonra da artık Bizans’ın kara bağlantısı kesilmiş tam ortada kalmıştı.
Sırp Sındığı Savaşı (I. Çirmen) : Edirne’nin alınması üzerine Papa V. Urban’ın teşvikiyle Avrupa’da Haçlı birliği kuruldu. Savaşı Osmanlılar kazandı. Türklerin Balkanlar’da genişleme ve ilerlemesi hız kazandı.
II.Çirmen Savaşı (1371): Sırpsındığı Savaşı’nın intikamını almak isteyen Sırplar Osmanlı’ya savaş açtılar. Çirmen mevkiinde yapılan savaşta Sırplar yenildi. Yeni fethedilen topraklara Türkmenler yerleştirildi.
I. Kosova Savaşı (1389): Lala Şahin Paşa Ploşnik’te, Sırp ve Bosnalı kuvvetlere yenilince Balkan Devletleri yeni bir Haçlı ordusu hazırladı. Kosova’da yapılan savaşta Osmanlı ordusu kısa sürede haçlı ordusunu bozguna uğrattı. Osmanlıların ilk büyük zaferidir. I. Murat savaş alanını gezerken bir Sırplı asker tarafından hançerlenerek şehit edildi. Osmanlılar ilk kez bu savaşta top kullandı. İlk defa Anadolu Beylikleri Osmanlı Devleti’ne yardım gönderdi.
I. Murat Kimdir? Az ve öz konuşurdu. Alimlere ve ilim adamlarına çok nazikti. Disiplinli sözüne sadıktı. Osmanlı Devlet yöneticileri içerisinde ilk defa “Sultan” unvanını kullanmıştır. Tarihçi Gibbons “Padişahlığı boyunca Hristiyanlara Papalıktan daha iyi muamele etmiştir” diyerek onun engin hoşgörüsünü vurgulamıştır. Balkanlardaki fetihlerle Osmanlı temellerini attı.
Yıldırım Beyazid Dönemi
İstanbul’un Kuşatılması: Bizans’ın Avrupa’yı kışkırtması ve Karamanoğulları ile ittifak yapması üzerine İstanbul kuşatıldı. Haçlı ordusunun Bizans’a yardım amacıyla Niğbolu kalesini kuşatması üzerine İstanbul kuşatması kaldırıldı. Ardından Niğbolu zaferinden sonra tekrar kuşattı ve Bizans’a gelebilecek yardımları kesmek için Anadolu Hisarını (Güzelcehisar) yaptırdı. Toplamda 4 kez kuşatılmıştı ancak son kuşatma da Timur tehlikesinden dolayı kuşatma kaldırılmasına rağmen Bizans ile istenilen bir antlaşma imzalanmıştı. Bu antlaşmaya göre;
* İstanbul’da bir Türk mahallesi kurulacak ve cami yapılacaktı.
* Türklerin davalarına bakması için bir kadı tayin edilecekti.
* Bizans her yıl vergi verecekti.
Niğbolu Savaşı (1396): Bulgaristan’ın büyük bir kısımı Osmanlı topraklarına katılması ve Bizans’ın kuşatılması üzerine Papa’nın gayretleriyle bir Haçlı Ordusu kuruldu. Macar Kralı Sigismund komutasındaki Haçlı ordusu Niğbolu Kalesini kuşattı ve Yıldırım haberi alır almaz İstanbul kuşatmasını kaldırdı ve Niğbolu’da Haçlıları bozguna uğrattı. Niğbolu zaferi sonucunda;
  • Halife savaşı kazandığı için Yıldırım Beyazıd’a “Sultan-ı İklim-i Rum” unvanını verdi. (Anadolu’nun Sultanı)
  • Osmanlıların İslam dünyasındaki prestiji arttı.
  • Macarlar etkisiz duruma geldi.
  • Eflak ve Boğdan Osmanlı üstünlüğünü tanıdı ve Bulgaristan Krallığına tamamen son verildi.
  • Balkanlarda güvenliği sağlayan Yıldırım Beyazıd, Türk birliğini sağlamak için Anadolu’ya yöneldi.
İskan Politikası: İskan Politikası ile Osmanlı fethettiği Balkan topraklarına dervişlerin önderliğinde Anadolu’dan getirttiği bir kısım Türkmenleri yerleştirmiştir. Böylece;
* Fethedilen bölgelere Türklerin yerleştirilerek o bölgenin askeri ve sosyal yönden güvenliği sağlandı.
* Göçebe Türkmenlerin yerleşik hayata geçmesi sağlandı.
* Boş araziler değerlendirilip tarım yapıldı. Bölge halkına daha rahat bir yaşam sunularak bölge halkının bağlılıkları sağlandı.
* Fethedilen yerler Türkleştirildi.
İskân Siyasetinde Dikkat Edilen Hususlar;
* Göçmen ailelerin bütün ihtiyaçları devlet tarafından karşılanarak yerleşme faaliyetleri kolaylaştırılmıştır.
* Göçmen ailelere vergi affı getirilerek göç teşvik edilmiştir.
* Askeri bakımdan stratejik öneme sahip bölge ve şehirlerin Türkleştirilmesine öncelik verilmiştir.
* Öncelikle konar-göçer Türkmenler yerleştirilerek onların yerleşik hayata geçmesi sağlanmıştır.
* Göç alınan bölgelerde daha çok anlaşmazlık içerisinde olan ailelerden biri göçe tabi tutulur ve anlaşmazlıklar giderilirdi.
* Huzur ve güvenliğin devamı için göçmenlerin geçerli bir neden olmadan eski yerlerine dönmelerine izin verilmemiştir.
4-) Anadolu’da Siyasi Birliği Sağlama Faaliyetleri =>
Anadolu’da Türk siyasi birliğini kurma çalışmaları Orhan Bey döneminde başladı. Bu amaçla ilk olarak Karesi Beyliği alındı. I.Murat döneminde ise barışçıl bir politika izlendi. I. Murat oğlu Yıldırım Beyazıd ile Germiyanoğulları Beyinin kızını evlendirdi. Bu evlilik ile Kütahya, Simav, Tavşanlı çeyiz olarak Osmanlılara geçti. I. Murat Hamitoğullarından da para karşılığı Akşehir, Beyşehir, Yalvaç ve Isparta’yı aldı. Yıldırım Beyazıd döneminde de Saruhanoğulları, Aydınoğulları, Meneteşeoğulları, Germiyanoğulları, Karamanoğulları, Hamitoğulları, Eretna Beyliği Osmanlı topraklarına katıldı.
Ankara Savaşı (1402) ve Fetret Devri: Timur ile Beyazıd arasında mektuplaşmalar yaşandı. Ağır hakaretlere varan mektuplaşma olayı Sivas’ın yağmalanması ile devam etti. Aslında Doğu seferine çıkacak olan Timur’un arkasında güçlü bir devlet bırakmak istememesi nedeniyle Osmanlı devletine saldırdı. İki ordu Ankara’nın Çubuk Ovasında karşılaştı. Osmanlı savaşı kaybetti. Beyazıd esir düştü. Bu savaş sonucunda;
    • Anadolu Türk birliği bozuldu ve Osmanlı’ya daha önce katılmış beylikler yeniden kuruldu (Karesi Beyliği hariç).
    • İstanbul’un alınması gecikti, Bizans’ın ömrü uzadı.
    • Osmanlı fetihlerinin uzun süre duraklamasına sebep oldu.

Bu Konu www.theinek.com dan alınmıştır

  • Timur bir süre Anadolu’ya hakim oldu.
  • Osmanlı siyasi tarihinde Fetret Dönemi başladı.
  • Balkanlardaki Türk ilerleyişi kısa bir süreliğine durdu.
  • Osmanlı Devleti dağılma tehlikesi geçirdi.
* Yıldırım’ın esir düşüp ölmesinden sonra oğulları arasında taht kavgaları başladı. Timur, Yıldırım Beyazıd’ın son verdiği Anadolu Beyliklerini tekrardan kurduttu ve Anadolu Türk siyasi birliği tekrardan bozuldu. Timur, Ankara Savaşı’ndan sonra Anadolu’da kendisine karşı askeri ve siyasi bir tehlikenin meydana gelmemesi için Osmanlı Devleti’ni Yıldırım Bayezit’in oğulları arasında paylaştırmıştır. 1402′den 1413 yılına kadar süren ve taht mücadeleleriyle geçen bu döneme Fetret Devri denir. Mehmet Çelebi devleti tekrardan toparladı. Bu nedenle I. Mehmet, Osmanlı Devletinin ikinci kurucusu sayılır. Bu süreçte Anadolu’da çok fazla toprak kaybı yaşanmışken Balkanlarda toprak kaybı yaşanmamıştır. Bunun en önemli nedenleri ise Balkanlarda güçlü bir siyasi otoritenin olmayışı, Osmanlı’nın burada uyguladığı hoşgörü politikası ve iskan politikasının sonuçlarıdır.
I. Mehmet Çelebi Dönemi: Mehmet Çelebi Anadolu’da Türk Siyasi Birliğini yeniden sağlamak düşüncesindeydi. Birçok şehri tekrardan ele geçirdi. Bu dönemde Şeyh Bedrettin Anadolu’da meydana gelen karışıklıklardan faydalanarak kendi düşüncesini yaymaya başladı. Şeyh Bedrettin’in düşünceleri Osmanlı İslam anlayışına tersti. Şeyh Bedrettin isyanı bastırıldı ve idam edildi. Şeyh Bedreddin isyanı Osmanlı Devleti’nde ilk dini ve sosyal içerikli isyandır. Bu dönemde yaşanan bir diğer iç olay da kardeşi Mustafa Çelebi İsyanıdır. Bu isyanı bastırdıktan sonra kardeşi Mustafa Çelebi Bizans’a sığınmıştır. Mehmet Çelebi öldükten sonra II. Murat döneminde tekrar isyan edecektir. Mehmet Çelebi, Balkanlara yöneldi burada da Eflak ve Bosna’da Osmanlı egemenliğini kurdu. Osmanlı ticaret gemilerine saldıran Venedik donanması ile savaşıldı. Bu savaştan başarılı olunamadıysa da Osmanlı bu savaşlarda tecrübe kazandı.
II. Murat Dönemi
Edirne-Segedin Antlaşması (1444): Karamanoğullarının isyanını bastıran II. Murat tekrar Sırplarına üstüne yürüdü. Ardından Osmanlı akıncıları Balkanlarda yenilince Avrupalılar Haçlı ordusu oluşturdu. Bunun üzerine II. Murat barış istedi. 1444′te Edirne-Segedin Antlaşması imzalandı. Buna göre;
* Sırp Krallığı yeniden kurulacaktı ve Sırplar, Osmanlı’ya vergi verecekti.
* Eflak, Osmanlılara vergi vermek kaydıyla Macaristan’ın kontrolüne bırakılacaktı.
* Antlaşma 10 yıl geçerli olacaktı.
* Tuna Nehri sınır olacaktı.
* İki taraf antlaşmaya uyacaklarına dair kutsal kitaplarına yemin edeceklerdi.
Varna Savaşı (1444): Küçük yaşta II. Mehmet’in tahta geçmesi üzerine, Macar Kralı Ladislas önderliğinde bir Haçlı ordusu oluşturuldu. Edirne-Segedini bozarak Haçlı ordusu kuran Avrupalılar, Osmanlıya yenildi. Savaşın sonunda;
* Hıristiyan Haçlı dünyasının Bizans’ı kurtarma girişimlerinin sonuncusu olmuştur.
* Osmanlı Devleti bu savaşla kötü gidişe son vermiştir.
II. Kosova Savaşı (1448): Rumeli’deki ilerleyişini sürdürürken Arnavutluk’ta İskender Bey isyan etti. Bu isyanla uğraşırken Avrupalılar Varna’nın intikamını almak için tekrardan Haçlı ordusu kurdu ve Haçlılar yine bozguna uğradı. Böylece;
* II. Murat, Mora ve Yunanistan’da Türk egemenliğini yeniden kurdu.
* Sırp kralı tekrar Osmanlı himayesine girdi. Bu savaştan sonra Türkler taarruza, Haçlılar savunmaya çekilmiştir.
* Türklerin Balkanlardan atılamayacağı kesinleşti.
OSMANLI KÜLTÜR VE MEDENİYETİ
1. Osmanlı’da Devlet Anlayışı: Kısa süre içinde Anadolu’nun dışında, Avrupa’da da geniş alanlara hâkim olan Osmanlı Devleti, bünyesinde ırk, dil, din ayrımı gözetmeksizin barındırdığı milletleri yüzyıllarca yıl başarıyla yönetti. Bu başarıyı gösterebilen Osmanlı Devleti’nde hükümranlık anlayışı, İslam hukukuna ve eski Türk geleneklerine dayanıyordu. İslam hukukuna göre hâkimiyet, Allah’a aittir. Hükümdar, Allah’ın vekili olarak halkı adaletle yönetmek, yönetilenlerde hükümdarın emirlerine uymak zorundaydı. Türk geleneklerine göre ise İslamiyet öncesi Türk devletlerinde hükümdarlara devleti idare etme yetkisinin Tanrı tarafından verildiğine inanılıyordu. Ayrıca ülke, hanedanın ortak malı sayılır ve hükümdarın oğulları arasında paylaştırılırdı. Bu durum, eski Türk devletlerinin kısa sürede yıkılmalarına sebep oluyordu. Osmanlı Devleti’nde ise hükümdarlığa hanedan ailesinden kimin geçeceği konusunda bir kural yoktu. I. Murat’tan itibaren “Ülke hanedanın ortak malıdır.” anlayışının yerini “Ülke padişah ve oğullarınındır.” anlayışı aldı. Bu uygulamayla taht kavgalarının sınırlandırılması ve merkezî otoritenin korunması hedeflenmiştir. Şehzadelerin devlet yönetiminde deneyim kazanmaları için sancaklarda vali olarak görevlendirilirlerdi. Osmanlı Devleti’nde hükümdar, devleti yönetirken şeri (dinî) ve geçmişten gelen geleneksel kurallara uymak zorundaydı. Padişahın görevleri ise halkı korumak ve onlara karşı adaletli olmak, kanunlara uygun olarak ülkeyi yönetmek, sınırları güvenlik altına almak, seferlere çıkarak ülkenin topraklarını genişletmek ve halkın ekonomik ve sosyal refahını sağlamaktı.
Şehzadelerin Sancağa Çıkma Uygulaması: Şehzadeler belli bir yaşa gelince sancağa çıkardı. Sancaklara gönderilen şehzadelere bu görevlerinde, “Lala” adı verilen bilgili ve deneyimli kişiler yardımcı olurlardı. Şehzadeler, yönetimde deneyim kazanıyordu. İzmit, Bursa, Kütahya, Manisa ve Amasya önemli şehzade sancaklarıydı. Sancağa çıkma uygulamasını III. Mehmet kaldırdı.
2) Osmanlı Devlet Teşkilatı: Osmanlı hükümdarları yasama, yürütme, yargı yetkilerini kendilerinde toplamışlardı. Orhan Bey döneminden itibaren toprakların genişlemesi, nüfusun çoğalıp devlet işlerinin yoğunlaşması üzerine idari, askerî, ekonomik ve hukuki düzenlemeler yapılarak devlet teşkilatının kurulup gelişmesini sağlamaya çalıştılar. Orhan Bey zamanında başkentte, devlet işlerinin görüşülüp karara varılması amacıyla Divanıhümayun kuruldu. Padişahın başkanlığında toplanan divanda siyasi, askerî, adli ve ekonomik işler görülür, davalara bakılırdı. Divan; din, dil, ırk, cinsiyet, meslek vb. ayrımı yapılmaksızın herkese açıktı. Divanıhümayun toplantılarına veziriazam, vezirler, kazaskerler, defterdar ve nişancı katılırdı. Devletin sınırlarının genişlemesiyle I. Murat zamanında beylerbeylik kurularak ülke yönetim bölümlerine ayrıldı. Böylece ülke eyaletlere, eyaletler sancaklara, sancaklar kazalara, kazalar ise köylere ayrıldı. İlk olarak Rumeli Beylerbeyliği daha sonrada Anadolu Beylerbeyliği kuruldu. Askerî alanda düzenli ordunun kurulmasına çalışıldı. Bu amaçla Orhan Bey zamanında yaya ve müsellem, I. Murat zamanında da Kapıkulu Ocağı kuruldu. Osmanlı Devleti, ilk olarak Karesioğulları Beyliği’nin donanmasını alarak denizcilik faaliyetlerine başladı. Bu doğrultuda önce Karamürsel’de daha sonrada Yıldırım Bayezit zamanında Gelibolu’da birer tersane kuruldu. Ekonomik alanda ise bilinen ilk Osmanlı akçesi Osman Bey zamanında bastırıldı. Ekonomisinin temeli tarıma dayanan Osmanlı Devleti’nde Orhan Bey döneminde Tımar Sistemi ilk kez uygulandı. Bu dönemde hukuk ve eğitim alanında da eyalet, sancak, kaza ve köylere davalara bakması için kadılar görevlendirildi. İznik’te ilk Osmanlı medresesi kuruldu.
3) Osmanlı Ordusu: Kuruluş yıllarında Osmanlı Beyliği’nin düzenli askerî birlikleri yoktu. Gerektiğinde, gazilerden oluşan ve tamamı atlı olan aşiret kuvvetleri, alperenler ve gazi akıncılar seferlere çıkarlardı. Savaş bitince bu kuvvetler dağılır, herkes işinin başına dönerdi. İlk fetihleri yapanlar bu uç kuvvetleridir. Sınırların genişlemesiyle birlikte bu kuvvetlerin yetersiz olduğu görüldü ve devamlı savaşa hazır, yaya ve atlı bir kuvvetin kurulmasına karar verildi.

Kaynak : www.theinek.com

a. Kara Ordusu
* Yaya ve Müsellemler: Orhan Bey zamanında ilk düzenli yaya birlikleri ve atlı birlikler (müsellem) kuruldu.
* Kapıkulu Ocakları: I. Murat döneminde Çandarlı Halil Hayrettin Paşa’nın teşvikiyle devşirme usulüne dayalı olan Kapıkulu Ocakları kuruldu. Kapıkulu Ocakları piyadeler ve süvariler olmak üzere iki bölümden oluşmaktaydı.
* KapıkuluPiyadeleri:
- AcemiOcağı: Pençik Kanunu gereğince savaş esirlerinden yararlanılma yoluna gidildi. Bu kanuna göre, savaşlarda alınan esirlerden beşte biri vergi karşılığı devletin olacaktı. Önceleri bunlar kısa bir eğitimden sonra Yeniçeri Ocağı’na alınırlardı. Bunun sakıncaları görülünce, savaş esiri gençlerin Anadolu’daki Türk ailelerin yanına verilmesi kararlaştırıldı. Böylece esirler küçük bir ücret karşılığı hem çiftçilik yapacaklar hem de Türk - İslam âdet ve geleneklerini öğreneceklerdi. Fakat bunlar asıl askerî eğitimlerini Acemi Ocağı’nda alırlardı. İlk Acemi Ocağı I. Murat zamanında Gelibolu’da kuruldu. Acemi Ocağı asker ihtiyacını; Pençik Kanunu gereğince savaş esirlerinden, daha sonra çıkarılan Devşirme Kanunu gereğince Hıristiyan tebaadan olmak üzere iki yoldan sağlardı. Ankara Savaşı’ndan sonra yeni asker kaynağı aranmasına yol açtı ve bu da “devşirme” sistemini doğurdu. Devşirme Kanunu’na göre Osmanlı tebaası Hıristiyan çocuklarından (belli yaşlardaki çocuklardan özellikle 14-18 yaş arasındakilerden) şartları elverişli olanlar belli bir eğitimden geçirildikten sonra Kapıkulu askeri yapılmıştır. İçlerinden saraya alınarak Enderun’da eğitilenler sadrazamlık gibi en yüksek dereceli devlet kadrolarına getirilmişlerdir. Devşirme yapılacak bölgede, öncelikle çocuklarının devşirilmesini isteyen ailelerin çocukları değerlendirilmiştir. Kanuna göre çocukların, iki veya daha fazla çocuğu bulunanın en sağlıklısı tercih edilir, tek çocuğu olanın oğlu alınmazdı.
- YeniçeriOcağı: Yeniçeriler, Kapıkulu Ocaklarının en temel ve en kalabalık grubuydu. I. Murat zamanında ilk önce Edirne’de kuruldu. Yeniçeriler, padişahın merkezî otoritesinin temelini oluşturmuştur. Yeniçeriler sıkı bir eğitim görürler; ok, yay, kılıç, balta ve gürz gibi çağın silahlarını en iyi şekilde kullanırlardı. Yeniçeriler, yaya olarak savaşırlar ve savaş sırasında merkezde, padişahın yanında bulunurlardı. Yeniçeri Ocağı’nın komutanına yeniçeri ağası denirdi. Yılda bir elbise ve üç ayda bir ulufe denen maaş alan yeniçeriler, Kapıkulu ordusunun en itibarlı birlikleri arasındaydı. Askerlik dışında başka işlerle ilgilenmezler ve emekli olana kadarda evlenmezlerdi.
- CebeciOcağı: Yeniçeri askerlerinin silahlarının yapımını, bakımını ve onarımını sağlayan teknik sınıftır.
- Topçu Ocağı: Top dökmek, top mermisi yapmak ve top atmak için kuruldu. Osmanlı ordusunda ilk top, I. Murat zamanında 1389’da I.Kosova Savaşı’nda kullanılmıştır. Yıldırım Beyazid, Niğbolu savaşında da kullanmıştır.
- KapıkuluSüvarileri: Süvari (atlı asker) olan bu bölükler, Kapıkulu ordusunun itibarlı birliklerindendi. Seferde padişahın yanında bulunur, silahlarını taşır, güvenliğini sağlarlardı. Derece olarak yeniçerilerden daha yüksektiler ve maaşları daha fazlaydı.
* EyaletAskerleri
- Tımarlı Sipahiler (Tımar Sistemi): Osmanlı Devleti, Türkiye Selçuklularında “ikta” olarak bilinen bu sistemi alarak geliştirmiş ve tımar sistemi adıyla uygulamıştır. Orhan Gazi zamanından itibaren uygulanmıştır. Bu sistemle Osmanlı Devleti bazı topraklarının gelirlerini, hizmet karşılığı olarak askerlerine ve memurlarına vermiştir. Bu sisteme göre, tahrir sonucunda belirlenen devlete ait vergi gelirlerinin bir bölümü, padişah hasları adıyla merkeze ayrılır, geri kalanı ise dirlik denen çeşitli birimlere ayrılırdı. Dirlikler, gelirlerine göre olmak üzere üçe ayrılıyordu.
Has: Geliri yüz bin akçeden fazla dirliklerdir. Padişaha, hanedan üyelerine, veziriazama ve üst düzey devlet görevlilerine verilirdi.
Zeamet: Gelirleri yirmi bin ila yüz bin akçe arasında olan dirlikler. Eyalet merkezlerinde oturan üst düzey yöneticilere verilirdi.
Tımar: Senelik gelirleri üç bin ila yirmi bin akçe arasında olan dirliklerdir. Osmanlı’ya hizmeti olan asker ve memurlara verilirdi.
֍ Tımar sahipleri her üç bin akçe için, zeamet ve has sahipleri ise her beş bin akçe için “cebelü” adı verilen atlı asker beslerlerdi. Tımarlı sipahiler denen eyaletlerdeki bu atlı birlikler, Osmanlı ordusunun en büyük bölümünü oluşturuyordu. Bu toprakları ekip biçenler, devlete ödemeleri gereken vergiyi, devletin göstereceği memurlara ve sipahilere öderlerdi. Üç yıl üst üste mazeretsiz olarak üretim yapmayanların toprakları işletme hakkı elinden alınırdı. Amaç, üretimi canlı tutmaktı.
- Azaplar: Azap, bekâr anlamına gelir. Bunlar, Anadolu’dan toplanan, savaşa yararlı ve kuvvetli bekâr Türk gençlerden seçilirdi.
- Akıncılar: Sınırların güvenliğini sağlamak için kurulmuş olan atlı askerî birliklerdir. Çok hızlı hareket ettiklerinden dolayı bu adı almışlardı. Bunların görevi düşman ülkelerine akınlar düzenleyerek bilgi toplamak, askerî ve ekonomik kaynaklarına zarar vermek, orduya yol açmak ve pusu kurulmasını önlemekti. Akıncı beyleri Avrupa dillerinden pek çoğunu bilirlerdi.
b. Deniz Kuvvetleri (Donanma)
4) Osmanlı Ekonomisi: Osmanlılarda reaya diye adlandırılan insanlar, yaptıkları işlere göre şehirlerde, kasabalarda ve köylerde yaşarlardı. Osmanlı ekonomisinin en temel kaynağı topraktı. Ekilebilen toprakların çoğu devletin malı idi. Bunlara Miri Arazi denirdi. Tımar sistemi içerisinde köylülere dağıtılan topraklara da çift denirdi. Miri Arazi Dirlik, Paşmaklık, Ocaklık, Malikane, Yurtluk, Vakıf ve Mukataa diye ayrılırdı. Dirlik’te Has, Zeamet ve Tımar diye üçe ayrılırdı. Birde Mülk arazi vardı ve tamamen kişilere ait olan topraklardı. Mülk Arazi’de Öşri ve Haraci olmak üzere ikiye
ayrılırdı.
  • UNİTE 2
  • Dünya Gücü : Osmanlı Devleti (1453 – 1600)
  • UNİTE 2 - 1.KONU
  • Dünya Gücü : Osmanlı Devleti (1453 – 1600)

1. KONU: İSTANBUL’UN FETHİ
İstanbul’un fethi (1453) ile başlayıp Sokulu Mehmet Paşa‘nın ölümüne (1579) kadar süren dönemdir. Dönemin ilk padişahı II. Mehmet’tir (Fatih).

FATİH SULTAN MEHMET DÖNEMİ (1451 - 1481)
Genç yaşta başa geçen II. Mehmet yükselme döneminin ilk padişahıdır.

İSTANBUL’UN FETHİ (29 MAYIS 1453)
II. Murat’ın ölümünden sonra tahta oğlu II. Mehmet geçti. II. Mehmet padişah olur olmaz İstanbul’un fethi için hazırlıklara girişti. II. Mehmet çeşitli sebeplerle İstanbul’un fethini zorunlu görüyordu.

Nedenleri
1. Osmanlılar Anadolu ve Rumeli’de geniş topraklara sahip olmuşlardı. Coğrafi bütünlüğün sağlanması için Bizans’a son verilmesi gerekliydi.
2. İstanbul, Asya - Avrupa kara yolu ile Karadeniz’den Akdeniz’e ulaşan su yolunun kesiştiği önemli bir ticaret merkeziydi.
3. Osmanlı ordusu Anadolu’dan Rumeli’ye, Rumeli’den Anadolu’ya geçmede güçlüklerle karşılaşıyordu.
4. Bizans sürekli olarak Avrupa Hristiyan dünyasını Osmanlılara karşı kışkırtıyor, şehzadeler arasında taht kavgalarını kızıştırıyordu.
5. Hz. Muhammed’in İstanbul’u fethedecek komutan ve askerleri öven hadisi de manevi açıdan fethi gerektiren nedenler arasındadır.

İstanbul’un fethi için yapılan hazırlıklar:
1. Anadolu Hisarı’nın karşısında Rumeli Hisarı (Boğazkesen) yaptırıldı.
2. Bizans’a Balkanlardan gelebilecek muhtemel yardımı engellemek için Edirne’de güçlü bir ordu kuruldu.
3. Dört yüz parçadan oluşan güçlü bir donanma hazırlandı.
4. Bizans’ın Haliç’i büyük zincirlerle kapatmasına karşı gemileri karadan yürüterek Haliç’e indirdi. Diğer Ders Notlarını GÖrmek İçin theinek.com u ziyaret edin
5. Şahi adı verilen büyük toplar döktürdü.

İstanbul’un Fethi (29 Mayıs 1453):2 yıl süren yoğun hazırlık döneminden sonra İstanbul 6 Nisan 1453′te kuşatıldı. 53 gün süren kuşatma sonucunda 29 Mayıs 1453′te İstanbul fethedildi.

Sonuçları
1. II. Mehmet’e “Fatih” unvanı verildi.
2. İstanbul başkent yapıldı.
3. Boğazların egemenliği Osmanlı’nın eline geçti.
4. Yükselme Dönemi başladı (1453 -1579).
5. Devlet imparatorluk haline geldi.
6. Dünya tarihindeki önemi nedeniyle Ortaçağ sona erdi, Yeniçağ başladı.
7. Surların büyük toplarla yıkılacağının anlaşılması Avrupa’da derebeylik sisteminin yıkılmasına zemin hazırladı.

Not: İstanbul’un fethinden sonra Fatih, Ortodoksların himayesini üstlenmiş, böylece Osmanlıların hoşgörüsünü göstermeyi, Hristiyan dünyasındaki ayrılıkların sürmesini ve Ortodoksların desteğini sağlamayı hedeflemiştir.

Osmanlı Devleti’nin coğrafi bütünlüğü ve güvenliği sağlandı. Türklerin Rumeli’deki varlığı Avrupa tarafından kabullenildi.

Avrupa’ya kaçan bazı Bizans bilginlerinin yaptığı araştırmalar Rönesans ve Coğrafi Keşifler’in oluşumunu hızlandırdı.

Rumeli’de Alınan Yerler

Belgrat dışında Sırbistan alındı (1454).
Mora Yarımadası alındı.
Eflak alındı (1463).
Bosna ve Hersek alındı (1463).
Boğdan Beyliği de Osmanlı Devleti’ne “Bağlı Beylik” haline getirildi (1476).
Arnavutluk alındı (1479).

Anadolu’da Alınan Yerler
Cenevizlilerden Amasra alındı (1459).
Candaroğulları Beyliğine son verilerek Sinop alındı (1460).
Trabzon Limanı alındı (1461).
Konya ve Karaman alındı.
Fatih, Otlukbeli Savaşı’nda (1473) Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’ı yenilgiye uğrattı.

Denizlerde Gelişmeler
İmroz, Taşoz, Bozcaada, Limni ve Midilli gibi Ege adaları alındı.
Kırım Hanlığı Osmanlı Devleti’ne “bağlı” hale getirildi. (1475)
Not: Kırım‘ın alınmasıyla Karadeniz Türk gölü haline geldi. Karadeniz ticaret yolları denetim altına alındı, ipek Yolu Osmanlı denetimi altına girdi.

İlk kapitülasyonlar Fatih döneminde Venediklilere verilmiştir (1479).
Otranto şehrini alarak Napoli krallığına ait kaleleri fethetti. II. Beyazit, Gedik Ahmet Paşa’yı geri çağırması Otranto, Napoli Krallığı tarafından geri alındı.

Fatih dönemindeki fetihlere ve seferlere bakılınca, belirgin amaçlar görülür:
Ticaret yollarının denetimini sağlamak
Anadolu’nun siyasal birliğini sağlamak
Doğu Roma ve Batı Roma imparatorluklarının mirasına sahip olarak büyük bir Akdeniz imparatorluğu kurmak
Fatih İtalyan ressam Centile Bellini‘ye kendi portresini çizdirmiş, İstanbul’la ilgili tablolar yaptırmıştır.
Bugünkü İstanbul Üniversitesi‘nin temeli sayılan ilk yüksek okul olarak “Sahn-ı Seman Medresesini” açtırmıştır.
Yönetim anlayışı olarak “ülke padişahındır” anlayışı getirilmiştir. Böylece tam merkeziyetçi bir yönetim sağlanmıştır.
İlk altın parayı bastırmıştır.
Bu dönemde verilen kapitülasyonların sebebi Avrupa’da bir Haçlı Hristiyan Birliği’nin parçalanmasını önlemekti.
Devletin düzenli işlemesi için Osmanlı Devleti’nin anayasası niteliğinde olan “Kanunname”yi çıkarmıştır. (Kanunname-i Ali Osman)

Not: Fatih Kanunnamesi (Kanunname-i Ali Osman)
Fatih Sultan Mehmet tarafından devletin idari, ekonomik ve hukuki alanlarda yapılan düzenlemelerini içeren kanunnamedir. Fatih kanunnamesinde Padişaha, devletin bekası için kardeşlerini öldürtme yetkisi verilmiştir.

Ortodoks Patrikliğinin açılmasına izin vererek hoşgörülü bir imparator olduğunu kanıtlamıştır.

TOPKAPI SARAYI
İstanbul’da Topkapı Sarayı inşa edilmiştir (1465-1478). Bu Ders Özeti www.theinek.com sitesinden alınmıştır

Topkapı Sarayı
Fatih Sultan Mehmet tarafından İstanbul’da yaptırılmıştır. Yapımında 1465′te başlayan Topkapı Sarayı 1478′de tamamlanmıştır.
700.000 m2 lik bir alan üzerinde yer alan Topkapı Sarayı 19. yy’a kadar padişahların ülkeyi yönettiği merkez olarak kullanılmıştır. 19. yy’da padişahların İstanbul’da yapılan diğer saraylarda ikamet etmeye başlamasıyla boşaltılmıştır. Topkapı Sarayı 3 Nisan 1924′te müzeye çevrilmiştir. Klasik dönem Osmanlı mimari eserleri arasında yer alır.

II. BAYEZİD DÖNEMİ (1481 - 1512)
II. Bayezid zamanı “Yükselme dönemi içinde durgunluk dönemi” olarak adlandırılmıştır. Bu dönemin duraklama olarak adlandırılmasında iki temel etken vardır. Bunlar II. Bayezıd’ın din işlerine devlet işlerinden daha fazla değer vermesi ve Cem olayıdır.

Şehzade Cem Olayı (1481 - 1495)
Osmanlı Devleti’nin bir iç sorunu olan bu olay Cem’in Rodos şövalyeleri tarafından papaya götürülmesi ile dış sorun haline gelmiştir. Bu da sonuç olarak Osmanlı Devletinin iç işlerine karışılmasına yol açmıştır. Avrupalılar Şehzade Cem’i kullanarak sürekli Osmanlı devletine şantaj yapmışlardır. İç çekişmelerden dolayı bu dönemde Osmanlı Devleti kendisinden yardım isteyen İspanya Müslümanlarına gereken yardımı gönderemedi.

Osmanlı Devleti’nin fetihleri duraksamıştır. Osmanlıların bir süre tehdit (Haçlı tehdidi) altında kalmasına neden olmuştur.

Cem Sultan

Osmanlı - Venedik Savaşları (1499-1502)
Venedikliler denizlerde Türklere yenildi ve Ege hâkimiyeti Türklere geçmeye başladı. İnebahtı, Modon, Koron, Navarin fethedildi.

Şahkulu Ayaklanması (1511)
Akkoyunlu Devleti’nin yıkılmasından sonra Safevi Devleti’nin hükümdarıŞah İsmail, Anadolu’yu ele geçirmek için Şii propagandasını uygulayarak Anadolu’da karışıklıklar çıkarmıştır. Bu isyanın temel nedenidir.

Doğu Anadolu Bölgesi’nde çıkan Şahkulu Ayaklanması güçlükle bastırılmıştır. Devletin içinde bulunduğu durumu gören Yavuz Sultan Selim babasına karşı ayaklanarak tahtı ele geçirdi. Babasına karşı isyan ederek başa geçen ilk padişahtır.

2. KONU: OSMANLILARDA YÖNETİM, ASKERÎ TEŞKİLAT VE EĞİTİM

Sarayın dış bölümüne denirdi. Bîrûnda geniş bir yönetici kadro yer alırdı. Bîrûndaki görevliler ve teşkilatları şunlardı: Yeniçeriler, Altı Bölük halkı (sipahiler, silahdar, sağ ve sol garipler, sağ ve sol ulûfeciler), Topçular ve Cebeciler, Mehterler, Çaşnigirler, Müteferrikalar: (Enderundan çıkma içoğlanlar, beyzade çocukları, devlet ileri gelenlerinin çocukları.)

Birun, Babussade kapısı ile Enderun’a bağlanırdı.

Enderun Kısmı
Sarayın iç kısmıdır.
Padişahın güvenilir hizmetkârları bu bölümdeydi. Büyük Oda, Küçük Oda, Seferli Odası, Doğancılar Odası, Kiler Odası, Hazine Odası, Has Oda olmak üzere yedi odadan oluşurdu.

Devletin ihtiyaç duyduğu devlet adamları bu bölümde yetiştirilirdi.

Harem Odası
Hükümdarın ve ailesinin bulunduğu bölümdür. Saray kadınları burada eğitim-öğretim görürlerdi. Harem Ağası haremin yöneticisiydi.
Padişahlar Fatih Sultan Mehmet’ten sonra cülus töreni ile tahta çıkarak kılıç kuşanmaya başladılar. Fatih İstanbul’un fethinden sonra Eyüp Sultan Türbesi’nde gerçekleşen kılıç kuşanma,
sonraki hükümdarlar döneminde de uygulanmıştır.

Padişahlar çıkardığı kanunlar, şeri kanunlar ve örfi kanunlara uymak zorundadır. Padişahlar şeri hükümler üzerinde değişiklik yapamazken örfi hükümler üzerinde değişiklikler yapabilmektedir.

Padişahların Görevleri;
Üst kademe devlet memurlarını atamak, savaşa ve barışa onay vermek, orduyu komuta etmek, ülkesini adaletle yönetmek, halkın refah ve güvenliğini sağlamaktır.

DİVANI HÜMAYUN
Divanı Hümayunu Orhan Bey kurmuştur. Fatih Sultan Mehmet döneminde değişiklikler yapılmıştır. Fatih’e kadar Divan’a padişahlar başkanlık yaparken Fatih’ten itibaren sadrazamlar başkanlık yapmıştır.

Divanı Hümayun idari, mali, askeri, örfi ve şeri, ülke ve toplumu ilgilendiren her türlü mesele görüşülüp karara bağlanırdı. Divanı Hümayun danışma meclisiydi. Ayrıca divan, Osmanlı Devleti’nde halkın şikâyetlerini iletildiği ve padişah tarafından durumun incelediği karar organıdır.

Divan Hümayun Seyfiye (askeri bürokrasi), İlmiye (din, eğitim ve hukuk bürokrasisi), kalemiye (sivil bürokrasi) olmak üzere üçe ayrılır.

SEYFİYE

Osmanlı Devletinde yönetim ve askerlik görevini yerine getiren zümrelere denirdi. Ehli örf, ehli seyf ve ümera gibi isimler verilen bu sınıfın divan-ı hümayundaki temsilcileri vezir-i azam , vezirler, yeniçeri ağası ve kaptan-ı deryadır. Divan dışında beylerbeyleri, sancak beyleri, kapıkulu askerleri, tımarlı sipahiler bu grubun içindedir.

İLMİYE

Medreselerde iyi eğitim görmüş, devletin adalet, eğitim ve yargı görevlerini üstlenen gruptu.Ulema da denilen bu grubun üç önemli görevi vardı:

Tedris Görevi: Eğitim-Öğretim görevidir. Bu görevi müderris, muallim gibi kişiler yürütürdü.

Kaza Görevi: Yargı görevidir. Bu görev kadılar tarafından yürütülürdü. Kadılar İslam hukukuna göre davalara bakar ve karar verirlerdi.

İfta Görevi: Fetva görevidir. Yapılanların şeriata uygun olup olmadığı konusunda fikir beyan etme görevidir.

Fetva verme yetkisine sahip olanlara müfti denilirdi. Müftilerin en üst rütbelisi Şeyhülislam ve kazaskerlerdi.

KALEMİYE

Günümüzde bürokrasi diye adlandırılan bu sınıfın en üst rütbelileri nişancı ve defterdarlar‘dır. Bu Ders Özeti www.t h e i n e k.com sitesinden alınmıştır

DİVAN ÜYELERİ

YENİÇERİ AĞASI: Vezir olan Yeniçeri Ağaları Divan’ın daimi üyesiydiler. Ancak vezir olmayan Yeniçeri ağaları ise ihtiyaç duyulduğunda görüşmelere katılırlardı.

KAZASKERLER (KADIASKERLER): Divanı Hümayun üyesi olan kadıaskerler şer’i hükümler veren en yüksek görevlilerdi. I. Murat döneminde kurulmuş Fatih döneminde Anadolu ve Rumeli Kazaskerlikleri olmak üzere sayıları ikiye çıkarılmıştır. Rumeli’deki kadılar Rumeli, Anadolu’daki kadılar Anadolu kadıaskerine bağlıydılar. Kazaskerler Divan’da büyük davalara bakarlar, kendi bölgelerindeki kadı ve müderrisleri atama veya görevden alma işlerine karar verirlerdi.

NOT: Rumeli kazaskeri Anadolu kazaskerinden rütbece daha üstündür.

KAPTAN-I DERYA: Osmanlı Devleti’ni ilgilendiren denizlerdeki bütün işlerin sorumlusu ve Donanma-yı Hümayunun başkomutanıdır. 16. yüzyıldan itibaren İstanbul’da bulunduğu zamanlarda divan çalışmalarına katılmıştır

VEZİR-İ AZAM(Sadrazam): Bugünkü başbakan durumunda olan veziri azam, padişahın vekili olarak görev yapar ve onun altın mührünü taşırdı. Divana başkanlık eder, padişah sefere katılmıyorsa ordunun başına geçer, bu görevi sırasında serdar-ı ekrem sıfatıyla padişahın bütün yetkilerini kullanırdı.

NİŞANCI: Divandan çıkarılan belgelerin üstüne padişahın nişanı olan tuğra’yı çektiği için tuğracı da denirdi.

Nişancının görevleri: Nişancı tuğra çekmenin yanı sıra yukarıdaki kalemler vasıtasıyla şu görevleri yapardı:

a) Divanda yapılan görüşmelerin kayıtlarını tutarak mühimme defterine(Divan Defteri) kaydetmek.
b) Ferman, berat gibi belgeleri hazırlamak.
c) Sadrazam ve padişah arasındaki ve dış ülkelerle olan yazışmaları hazırlamak.
d) Tapu Tahrir Defterlerini tutmak.

DEFTERDAR: Osmanlı Devletinde bütün mali işlerden ve hazineden sorumlu en üst görevlilerdi. Osmanlılarda İç ve Dış Hazine olmak üzere iki tür hazine vardı. İç hazinede padişahın özel serveti ve değerli eşyaları saklanırdı. Dış hazine ise devletin maliye teşkilatını oluştururdu. İlk dönemde defterdar sayısı bir iken, sonraları mâli işlerin artmasından dolayı sayıları ikiye yükselmiştir. Bunlar; Rumeli defterdarı ve Anadolu Defterdarı idi. Rumeli Defterdarı Başdefterdar idi. Defterdarın başlıca görevleri şunlardır:

  • Hazine ile ilgili işlerde hüküm yazmak
  • Rütbe ve dirlik verilecek kimseleri hükümdara teklif etmek
  • Akçenin değerini korumak
  • Bütçeyi hazırlayarak hükümdara sunmak

ŞEYHÜLİSLAM: Divana katılan fakat oy kullanmayan şeyhülislamın protokoldeki sırası veziri azamla aynıydı. Hem ilmi kişiliği, hem de fetva verme yetkisi dolayısıyla şeyhülislama büyük saygı gösterilirdi. Bayramlaşma sırasında padişah sadece şeyhülislamın karşısında ayağa kalkardı. Önemli devlet işleri hatta padişahların görevden alınması için şeyhülislamın fetvası gerekiyordu. Şeyhülislam idam cezasına çarptırılamaz, tutuklanamaz ve hapsedilemezdi. 17. Yüzyıla kadar görevden alınması bile söz konusu değildi. Tanzimat’tan sonra şeyhülislamların yönetimdeki önemi azalmaya başladı.

Taşra ve Eyalet Yönetimi

Osmanlı Devleti Yönetim Birimleri

BirimYöneticiGüvenlikAdalet
KöyKöy KethüdasıYiğit başıKadı Naibi
KazaKadıSubaşıKadı
SancakSancakbeyiSubaşıKadı
EyaletBeylerbeyiSubaşıKadı

Muhtesip: esnafın denetimini yapan üretimin kaliteli yapılıp yapılmadığını, belirlenen fiyatlara uyulup uyulmadığını demetleyen görevliye denir.

Kapan Emini: Pazarlara gelen ürünlerin tartılması, adaletli dağıtımının yapılmasını sağlardı.

Gümrük ve Bac Eminleri: Ticarethane, zanaat ve ticaret faaliyetlerinde bulunan kişilerden vergi toplamak görevliydi.

Osmanlı Devletinde eyaletler salyaneli ve salyanesiz olmak üzere ikiye ayrılıyordu.

Salyaneli (Yıllıklı) Eyaletler: Bu eyaletlerde tımar sistemi uygulanma, vergiler yıllık olarak toplanırdı. Mısır, Habeş, Bağdat, Basra, Yemen, Tunus, Cezayir, Trablus salyaneli eyaletlerdendi.

Salyanesiz (Yıllıksız) Eyaletler: Tımar(dirlik) sisteminin uygulandığı eyaletlerdir. Bu eyaletlerdeki topraklar has, zeamet ve tımar olarak ayrılmıştır. Merkeze yakın eyaletlerdir. Rumeli, Budin, Anadolu, Karaman, Dulkadir, Sivas, Erzurum, Diyarbakır, Halep, Şam, Trablusşam salyanesiz eyaletlerdendir.

Özel Yönetimi Olan Eyaletler: iç işlerinde serbest, dış işlerinde Osmanlı Devleti’ne bağlı, yöneticilerinin padişah tarafından belirlendiği yerlerdir. Erdel, Eflak ve Boğdan yıllık vergilerini ödemelerinin yanında ihtiyaç duyulduğunda Osmanlı Devleti’ne savaşlarda asker de yollardı. Hicaz bölgesi kutsal yerlerin olduğu özel yönetime sahip bir bölgeydi. Buradan vergi almazdı.

3. KONU: AVRUPA’DAKİ GELİŞMELER
Feodalite (Derebeylik): Ortaçağ Avrupası’nın kendine özgü sosyal ve siyasi bir yönetim biçimidir. XV. Yüzyıl ile birlikte Avrupa’da foedal düzen yapı değişmeye başladı. Haçlı seferlerinde güçlerini artırmak isteyen senyörler (soylular) ya hayatını ya da servetini kaybetti. İstanbul’un fethi sırasında gücü ve önemi anlaşılan topların, feodal düzenin zayıflamasına neden oldu.

Yüzyıl Savaşları: 1337-1453 yıllarında İngiltere ile Fransa arasında yaşandı. Çifte Gül Savaşları: İngiltere’de derebeyler arasında yapıldı. Bu savaşlar ile feodal düzen zayıflayarak Mutlakiyet güç kazandı.

NOT: Osmanlı Devleti’nin Balkanlarda fetih hareketlerini gerçekleştirmesinde bu savaşlar olumlu etki yapmıştır.

Feodal düzen ile birlikte Katolik Kilise güç kaybetti. Kralların güçlerini artırmak için seferlere ve bilimsel faaliyetlere destek verdi. Avrupa’daki teknolojik gelişmelerinin yaşanmasında Haçlı seferleri etkili olmuştur. Barut, matbaa, kağıt ve pusula gibi buluşlar Avrupa’ya taşındı.


COĞRAFİ KEŞİFLER
Coğrafî keşifler, 15. yüzyıl ve 16. yüzyıllarda Avrupalılar tarafından yeni ticaret yollarının bulunması amacıyla başlattıkları ve yeni okyanusların ve kıtaların bulunmasıyla gerçekleşmiş olan keşifleri ifade eder. Hazırlayan theinek.com

COĞRAFİ KEŞİFLERİN NEDENLERİ
Siyasi Nedenler: Feodalitenin yıkılmasından sonra ortaya çıkan güçlü krallıklar, ticari alanda da birbirleriyle rekabete başladılar. Amaçları, Çin ve Hindistan gibi zengin ülkelere ulaşmaktı.

Jeopolitik Nedenler: Osmanlı Devleti’nin bütün önemli alanlara sahip olması Avrupalıların yeni yerler bulmak istemelerine sebep oldu.

Sosyal ve Ekonomik Nedenler: Avrupa’daki siyasi ve dini mücadeleler bazı insanların yerleşebilecekleri yeni topraklar aramalarına sebep oldu. Ayrıca Çin ve Hindistan’a doğrudan ulaşarak buradaki mallara daha ucuza sahip olmak istiyorlardı.

Dini Nedenler: Hristiyanlık dininin ve Avrupa kültürünün yaymak istenilmesi

Kolaylaştıran Nedenler:
1- Pusulanın geliştirilmesi
2- Okyanuslara dayanıklı sağlam gemilerin yapılması
3- Coğrafi bilgilerin artması ve cesur gemicilerin yetişmesi

KEŞİFLER
John Cabot (Con Kabot): Newfoundland (Newfoundland Adası ve Labrador anakarasından oluşur ve Kanada’nın doğu kıyısıdır.)
Kristof Colomb: İspanya adına keşifler yapan bir İtalyan olan Colomb 1492′de Atlantik Okyanusu’nu aşarak Amerika’ya ulaşmıştır. Amerika (San Salvador), Haiti keşfetti.
Vasco da Gama: Ümit Burnu’nu aşarak deniz yoluyla Hindistan’a ulaşan ilk Avrupalı kâşifti. Portekizlidir.
Macellan: Del Kano ile birlikte dünyanın yuvarlak olduğunu ispat etti.
Cartier: İngiliz kaşiftir ve Kanada’yı keşfetti.
Bartelmi Diyaz: Ünlü Portekizli kâşif Portekiz’den yola çıkıp Ümit Burnu’na gitmişti.
Americo Vespuçi: İspanya adına çalışan bir İtalyan bir kâşifti. 1499 ve 1502′ deki gezilerinde Güney Amerika’nın doğusuna ulaştı.
Marco Polo: Ünlü İtalyan kâşif.

COĞRAFİ KEŞİFLERİN SONUÇLARI
1- Amerika’daki Aztek ve İnka medeniyetlerini varlığı Avrupa’da öğrenildi.
2- Kilise Avrupa’da eski itibarını kaybetti.
3- Hristiyanlık yayıldı.
4- Yeni keşfedilen ülkelerde yeni ırklar, hayvanlar, bitkilerin varlığı görüldü.(tütün, patates, kakao, domates, vb.)
5- Ticaret yolları Akdeniz’den Atlas Okyanusuna kaydı.
6- Ticarette zenginleşen burjuva sınıfı, soyluların topraklarını satın alarak nüfuzunu arttırdı.
7- Avrupalılar için yeni yerleşim alanları doğdu. Keşfedilen yerlerde koloniler kurulup sömürge bölgeleri oluşturuldu.
8- Afrika’dan getirilen yerliler Amerika’ya yerleştirildi. Köle ticareti başladı.
9- Keşfedilen ülkelerin altın ve gümüş gibi zenginlikleri Avrupa’ya taşındı. Böylece Avrupa’da burjuva sınıfının oluşmasına neden olundu.
10- Keşifler insanlar üzerinde merak, araştırma ve yeni şeyler bulma arzusu uyandırdı. Avrupa’nın bilim, düşünce ve dini hayatında önemli değişiklikler meydana getirdi. Rönesans ve reform hareketleri başladı.
11- Avrupa’nın zenginleşmesi ile sanata ve bilime değer veren Mesen sınıfı oluştu.

Keşiflerin Osmanlı Devleti’ne Etkileri
* Akdeniz ticareti önemini kaybetti.
* İpek ve baharat yolları eski canlılığını kaybetti.
* Amerika’dan gelen altın ve gümüşün Osmanlı ülkesine girmesi paranın değer kaybetmesine yol açtı.
* Böylece mal ve eşya fiyatları arttı.
* Devlet, bunu karşılamak için yeni vergiler koydu. Bu durum ayaklanmaların çıkmasına yol açtı.

RÖNESANS
Kelime anlamı yeniden doğuş olan Rönesans XV. Ve XVI. Yüzyıllarda Avrupa ülkelerinde görülen bilim, güzel sanatlar ve edebiyat alanındaki gelişmelerin tümünü ifade eder.

Hümanizm: Orta Çağ Avrupası’nın baskıcı Skolastik düşüncesine karşı çıkarak insan ve doğa sevgisini temel alan düşünce sistemidir. Hümanistler Eski Yunan ve Latin eserlerini inceleyerek özgür insan tipini ortaya koymuşlar ve oluşturdukları eserlerde bu modeli örnek almışlardır. İtalya’da edebiyatta ortaya çıkmıştır. Hümanizm edebiyatla sınırlı kalmamış mimari ve güzel sanatları etkilemiştir.

Rönesans’ın İtalya’da Başlamasının Nedenleri:
1- İtalya’nın İslam uygarlıkları ile yakın ilişki içinde olması
2- İstanbul’un fethinden sonra İtalya’ya giden bilginlerin Latince eserleri çevirmeleri,
3- Zengin şehir devletlerine sahip olan İtalya’da bilimsel ve kültürel çalışmaların desteklenmesi
4- İtalya’nın ticaret merkezi olması değişik medeniyetlerle sürekli bir etkileşim içinde olması

Rönesans’ın Nedenleri
1- Haçlı seferleri ile Müslüman dünyasından öğrendikleri matbaayı geliştirmeleri
2- Coğrafi Keşiflerle zenginleşen Avrupa’da sanatı ve sanatçıyı koruyan Mesen sınıfının oluşması
3- Kiliseye duyulan güvenin azalması ve Skolastik düşüncenin önemini kaybetmesi
4- Yetenekli sanatçı ve bilim insanlarının yetişmesi
5- Eski Yunan, Roma (antikite) ve İslam medeniyetine ait eserlerin incelenmesiyle akılcı düşüncenin ortaya çıkması

Skolastik Düşünce: İnanç ve bilgiyi özellikle Aristo’nun bilimsel sistemini kiliseyle uyumlu bir biçimde birleştirmeye çalışan Orta Çağ felsefesidir.
Antikite: Eski Yunan ve Roma sanatına verilen addır.

Haçlı seferleri sonucu Avrupa’nın kağıt ve matbaayı Müslümanlardan öğrenmesi ile bilimsel ve kültürel olarak gelişmelerinde etkili oldu. Avrupa’da kurulan üniversitelerde İbni Sina’nın tıp alanında yazdığı eser ve İbni Heysem’in fizik ve astronomi hakkında birçok eseri ders kitabı olarak okutuldu.

Rönesans’ın Ülkelere Göre Gelişimi
İtalya: Resim, mimari ve güzel sanatlarda birçok eser yapılmıştır. Leonardo Da Vinci (Ressam, Mucit, ) Mona Lisa portresi, Son Akşam Yemeği. Michelangelo (Heykeltıraş, Mimar, Ressam) Davud Heykeli, Rafael (Ressam, Mimar) Atina Okulu, Donatello (Heykeltıraş)
Almanya: Erasmu, Röklen ve Luther gibi hümanistler dini metinleri incelemeye başladılar. Luther, İncil’i Almancaya çevirdi. Bu çalışmalar Reform hareketlerine zemin hazırladı.
İngiltere: İngiltere’de edebiyat alanında Shakespeare (Şekspir), Hamlet, Makbet, Otello, Kral Lear adlı tiyatro eserlerini yazmıştır
Fransa: Fransa’da kralların desteğiyle başlayan Rönesans hareketleri birçok alanda etkisini göstermiştir. Montaigne (Monteyn) Denemeler
Polonya: Rönesans Polonya’da daha çok bilimsel alanda etkili olmuştur. Kopernik Dünya’nın yuvarlak olduğunu ve güneşin etrafında döndüğünü açıklamıştır.
İspanya: Edebiyat Alanında Ø Cervantes (Don Kişot)
Hollanda: Resim Alanında Ø Rambrant

Rönesans’ın Sonuçları
1- Avrupa’da resim, heykel, edebiyat ce mimari en üst düzeyde gelişme gösterdi.
2- Kiliseye duyulan güven sarsıldı. Reform hareketlerinin başlamasına neden oldu.
3- Skolastik düşünce yıkılarak yerini deney ve gözleme dayalı pozitif düşünceye bıraktı.
4- Pozitif ve özgür düşünce, bilim alanında yeni buluşların ortaya çıkmasına yol açtı.

NOT: Osmanlı Devleti XV. ve XVI. yüzyıllar da bilim, teknik ve mimari alanda çok daha ileride olması nedeniyle Rönesans hareketlerinde yararlanma yoluna gitmedi.

I. SELİM (YAVUZ SULTAN SELİM) DÖNEMİ (1512-1520)
OSMANLI DEVLETİ-SAFEVİ İLİŞKİLERİ
Osmanlı Devleti’nin doğu sınırında Safevi devleti, Şiilik propagandası yolu ile Osmanlı Devleti’nin topraklarını ele geçirmek istiyordu. Bu amaç doğrultusunda 1511’de Tokat, Amasya ve Çorum civarında Safevi devleti tarafından isyanlar çıkarıldı. Yavuz, Trabzon’da şehzadeliği zamanın da Doğu Anadolu’daki gelişmeleri yakından takip ederek II. Bayezid’e bildirdi. Babasının Safevi tehlikesini önemsemesi nedeniyle yeniçerilerin desteğini alarak 1512’de babasını tahttan indirdi.

Çaldıran Seferi
Taraflar : Osmanlı Devleti-Safevi Devleti
Yıl : 1514
Yer : Çaldıran Ovası
1502′de Şah İsmail önderliğinde İran’da kurulan Safevi Devleti, Doğu Anadolu’da Şii propagandası ile hâkimiyet kurmak istiyordu. Yavuz Sultan Selim Safevi tehlikesine son vermek ve Doğu Anadolu’nun güvenliğini sağlamak üzere sefere çıktı.

Çaldıran’da yapılan savaşı Osmanlılar kazandı. (1514)
Sebepleri
*Safevi Devleti’nin Anadolu’da Şiiliği yaymak istemeleridir.
*Safevi Devleti’nin Anadolu’da isyanlar çıkarmaları

Sonuçları
*Osmanlı ordusu savaşı kazandı.
*Doğu Anadolu’nun güvenliği sağlanmış oldu.
*Şii sorunu geçici olarak çözümlendi.

Turnadağ Savaşı
Taraflar : Osmanlı Devleti-Dulkadiroğulları
Yıl : 1515
Bu savaş sonucunda Dulkadiroğulları Beyliğine son verildi.

Uyarı: Anadolu Türk siyasi birliği sağlandı.

OSMANLI DEVLETİ-MEMLUK İLİŞKİLERİ
Osmanlı-Memluk ilişkileri Yıldırım Bayezid döneminde Malatya ve civarının nedeniyle bozuldu.

Fatih döneminde Dulkadiroğulları ve Hicaz suyolları nedeniyle bozuldu.

II. Bayezid döneminde Savaş yapıldı ve savaştan iki taraf kazanç elde edemedi.

Mısır Seferinin Nedenleri

    • Yavuz’un Safevi Devleti’ne destek veren Memluk tehlikesini ortadan kaldırmak istemesidir.
    • Yavuz’un Baharat Yolu’nu ele geçirerek devletin ekonomik gelirlerini arttırmak istemesidir.

İçerik Sahibi www.theinek.com

  • Türk İslam dünyasının lideri olma mücadelesidir. (Halifelik)

Osmanlı Devleti Memluk Devleti arasında 1516’da Mercidabık, 1517’de Ridaniye Savaşları yapılmıştır. Bu iki savaşı da Osmanlı Devleti kazanmıştır.

Mısır Seferi’nin Sonuçları

  • Memluk Devleti yıkılarak Suriye, Filistin, Lübnan, Mısır ve Hicaz bölgeleri Osmanlılara katıldı.
  • Venedik Cumhuriyeti’nin Kıbrıs için Memluklu Devletine ödediği vergiyi Osmanlı Devleti’ne ödemeye başladı. Doğu Akdeniz de Kıbrıs dışında Osmanlı egemenliğine girdi.
  • Halifelik, Osmanlılara geçti. İslam dünyasında en etkin güç haline geldi.
  • Kahire ve Mekke’de bulunan Mukaddes emanetler, İstanbul Topkapı Sarayına taşındı.
  • Doğu Akdeniz’den geçen Baharat Yolu Osmanlı Devleti’nin eline geçti.

OSMANLI DEVLETİ’NDE EKONUMİK GELİŞMELER VE TOPLUM YAPISI

  1. 1. EKONOMİK GELİŞMELER

Osmanlı ekonomisi büyük ölçüde tarıma dayalı idi. Tarım üretiminde uygulanmaktaydı. Tımar sistemi sayesinde topraklar boş kalmıyor ve üretiminin devamlılığı sağlanıyordu. Bunun dışında ticaret yollarını ele geçirmek için fetihler yapılmıştır. Osmanlı Devleti, ticareti geliştirmek ve korumak için çeşitli önlemler almış ve birtakım teşkilatlar olmuştur. Bunlar:

Menzil Teşkilatı : Osmanlı topraklarından geçen yol ağının her biriminde, taşımacılığın en hızlı şekilde yapılmasını sağlıyorlardı.
Derbentçiler : Bu görevliler, ana yollar üzerindeki geçitlerin denetimini yapıyor ve güvenliğini sağlıyorlardı.
Mekkari Taifesi : Ticaret yolları üzerinde taşımacılığı meslek edinmişlerdir.

Osmanlı devleti ticaret yollarının güvenliğini sağlıyordu. Eğer güvenlik eksikliğinden kaynaklı tüccar zarara uğrarsa kaybı devlet tarafından karşılanırdı. Yeni ticaret yolları yapılarak bu yollar üzerine belirli aralıklarla han ve kervansaraylar inşa edilmiş böylece ticaret ile uğraşanların ihtiyaçlarını gidermeleri sağlanmıştır.

Osmanlı Devleti XV. Ve XVI. Yüzyıllarda ticaretten sağladı vergileri gelirlerini artırmak amacıyla bazı Avrupa ülkelerine Osmanlı topraklarında ticaret yapabilme ve serbest dolaşım hakkı vermiştir.

Osmanlı Devleti’nin ticaretten elde ettiği gelirlerden başka şeri ve örfi vergiler, gümrük, maden, tuzla ve ormanlardan alınan vergiler, bağlı devletlerin ödediği yıllık vergiler olmak üzere çeşitli gelirleri vardı.

  1. 2. TOPLUM YAPISI

Osmanlı toplumu yönetenler ve yönetilenler olmak üzere ikiye ayrılır.

  1. a. Yönetenler (Askerler)

Osmanlı devlet sisteminde, padişahın askeri, siyasi, idari ve dini yetki tanıdığı devlet görevlileri yönetenler sınıfını oluştururdu. Yönetenler seyfiye, ilmiye ve kalemiye olmak üzere üçe ayrılırdı.

Seyfiye : Yönetim ve askerlik görevi bulunan sınıfı ifade eder. Beylerbeyi, sancak beyleri, kapıkulu zabitleri tımarlı sipahiler ile deniz askerleri seyfiye sınıfına mensuptur.

İlmiye : ilimle meşgul olan topluluğu ifade eden ilmiye sınıfı eğitim, öğretim işini yapan müderrislik, noterlik ve hâkimlik görevi bulunan kadılar ve cami görevlilerinden oluşurdu.

Kalemiye: Devlet dairelerinde görevli bürokrat ve memur olarak çalışan bu sınıfın en yüksek makamları Anadolu ve Rumeli defterdarlığı, nişancılık, reisülküttaplık, defter eminliğidir.

  1. b. Yönetilenler (Reaya)

Osmanlı Devleti’nde askeri sınıfın dışında kalan, yönetim görevi olmayan bu sınıf; geçimini tarım, ticaret ve sanayi alanlarında üretim yaparak sağlardı. Vergi vermekle yükümlü reaya din, dil, mezhep farklılıkları olan Osmanlı halkından oluşuyordu.

Osmanlı Devleti’nde Yaşayan Topluluklar

Osmanlı Devleti’nin toplumsal, hukuki, siyasi ve idari yapısı ırk esasına göre değil, Millet Sistemi denen inanç temeline göre şekillenmiştir. Osmanlı Devleti, gayrimüslimlere hoşgörüyle davranmış, dillerinde, inançlarında, kendi aralarındaki ilişkilerinde onları serbest bırakmıştı. Böylece Musevi ve Hristiyan toplumlar bir serbestlik içinde dini ve milli kültürlerini koruyabilmişti. Osmanlı toplumunda Ermeniler, Yahudiler, Süryaniler yüzyıllarca rahat bir şekilde yaşamışlardır. Sadıka-i Millet olarak ifade edilen Ermeniler Osmanlı devleti tarafında büyük ayrıcalıklar verilmiştir. Kırsal da yaşayan Ermeniler toprak sahibi idiler. Kendilerinde ait toprakları belli kurallar çerçevesinde istedikleri gibi kullanabiliyordu. Şehirde yaşayan Ermeniler ise bankerlik, sarraflık, mimarlık ve ticaret sayesinde zenginleşmişlerdi. Osmanlı Devleti’nde Ermeni olan Balyan Ailesi 18. Ve 19. Yüzyıllarda hassa mimarı olarak görev almışlardır. Pek çok eseri yapmışlardır. Dolmabahçe Sarayı, Beylerbeyi Sarayı, Çırağan Sarayı en önemli eserleridir.

  1. 3. GÜNLÜK YAŞAM

Osmanlı şehirlerinde günlük yaşam İslam gelenekleri gereği sabah namazıyla başlardı. Mesai saatlerini belirleyen unsur sabah ve akşam namazı arasında geçen vakitti.

Mahalleler aynı dinden ve sosyal gruptan, genelde hemşerilik anlayışı ile bir araya gelmiş gruplardan oluşurdu. Köylerde yerleşim şekli akrabalık bağı ile şekillenmiştir. Her köyün misafir ve özel toplantıları için köy odaları bulunurdu.

  1. 4. VAKIF SİSTEMİ

Vakıf; kişilerin kendilerine ait menkul, gayrimenkul mallarını veya paralarını toplum yararına oluşturulacak eğitim, din, sağlık, bayınd?

Bu ders notu faydalı mıydı?
Bunu nasıl iyileştirebilirim?