Türk Dili ve Edebiyatı 1 ders notları

Bu ders içereği Yeni müfredata uygundur.
Ünite 1

edebiyat sanatı; duygu, düşünce ve hayallerin, olayların, eşyanın ve diğer unsurların, estetik haz uyandıracak tarzda ve özgün bir biçimde kelimelerle ifade edilmesine dayanır. Edebiyat sanatının ve biliminin hareket noktası metinlerdir. İnsanların iletişim kurmak, kendilerini ifade etmek amacıyla bir araya getirdikleri cümleler topluluğuna metin denir. Metinler farklı yapı, farklı şekil, farklı muhteva gibi değişikliklerle karşımıza çıkar. Bu ölçütlere göre metinler iki ana gruba ayrılır:

Öğretici metinler, bilgi vermek amacıyla yazılan metinlerdir.

  • Muhatabında estetik heyecan (güzellik duygusu) uyandırır. Doğrudan bilgilendirme amacı taşımaz.
  • Günlük dilden farklı edebî bir dile sahiptir.
  • Kelimeler yan ve mecaz anlamlarıyla kullanılır.
  • Ferdî, tek ve biricik eserlerdir.
  • Edebî metni oluşturan birimler bütün içerisinde anlam kazanır.
  • Çok anlamlılık söz konudur.
  • Anlatıcı öznel bir tutum izler.
  • Estetik bir kaygıyla yazılır. Sanatlı mecazlı anlatıma başvurulur.
  • Özel bir iletişim aracıdır. Yaratıldığı dili konuşan topluluğun yaşamış olduğu duygusal ve düşünsel gelişmeleri yansıtır ve kültür taşıyıcısıdır.
  • Gerçeğimsi (kurmaca) bir yapıya sahiptir.

Edebî metinler,duyguya, hayale ve estetik heyecana dayalı uyarımlar yoluyla zihinde yer edebilme gücüne sahip olan sözlü veya yazılı metinlerdir. Edebî metinlerde hayalî unsurlar, öğretici metinlerde ise gerçeğin kendisi vardır.

  • Bilgi verme amaçlıdır. Nesnel bilgilere yer verilir.
  • Kelimeler gerçek anlamlarıyla kullanılır.
  • Tanımlar, yer, zaman, miktar gibi somut ve kesin bilgiler içerir.
  • Sunulan somut, sayısal bilgiler grafiklere, çizelgelere, tablolara dönüştürülür.
  • Anlatıcı nesnel bir tutum izler.
  • Anlatım sade, cümleler kısadır.
  • Terimler ve teknik kelimeler yoğun olarak kullanılır. Söz sanatlarına baş vurulmaz.
  • Anlatım açık ve nettir.
  • Kurmaca söz konusu değildir.
Gazetelerin yaygınlaşması ve Matbaanın bulunması edebi türlerin yaygınlaşmasına yardımcı olmuştur.

Dil Bilgisi

  • Lehçe: Bir dilin tarih içerisinde bilinmeyen bir dönemde kendinden ayrılmış olup büyük farklılıklar gösteren kollarına denir. “Çuvaşça ve Yakutça” Türkçenin lehçeleridir.
  • Şive: Bir dilin bilinen tarihî seyri içinde kendinden ayrılmış olup bazı farklılıklar gösteren kollarına denir. “Kırgızca, Kazakça, Azerice…” Türkçenin şiveleridir.
  • Ağız: Bir ülke içinde aynı dilin farklı konuşma şekillerine denir. Yörelere göre söyleyiş farklılıkları vardır ama yazılış aynıdır. “Karadeniz ağzı, Ege ağzı…” Türkçenin ağızlarıdır.
  • Argo: Bir sosyal sınıfın, bir meslek grubunun ya da bir topluluğun üyelerinin kullandığı, genel dilin kelimelerine yeni anlamlar yükleyerek ya da yeni kelimeler, deyimler katarak oluşturulan özel dil.
  • Jargon: Dilcilerin grup dili ya da özel dil adını verdikleri diller; bir toplumda bireyin içinde bulunduğu sınıfa, yaşa, özellikle mesleğe göre belirlenen dillerdir.
Bir ülkedeki ağızlardan biri çeşitli sebeplerden ortak kültür dili durumuna gelir, bu ortak kültür dili zamanla ülkenin standart dili olur.

Paragraf

Paragraf; bir fikri, bir duyguyu, bir düşünceyi, bir yargıyı, bir durumu, bir isteği belirten; bir fikrin, bir yardımcı fikrin anlatıldığı cümle ya da cümleler topluluğudur. Paragraf tek bir cümleden oluşabileceği gibi konunun genişliğine göre cümle sayısı artabilir. Şekil yönünden paragrafı, bir satır başından öteki satır başına kadar uzanan bölüm diye tanımlayabiliriz.

Paragraf, yazıda düşünce birimidir. Her paragrafta ana fikri destekleyen, besleyen, geliştiren bir yardımcı fikir işlenir. Paragraflar arasında anlam, fikir, dil ve üslûp bütünlüğü olmalıdır. Yapı bakımından paragraflar; giriş, gelişme, sonuç cümlelerinden meydana gelir. Giriş cümlesi, paragrafın ana fikrini ortaya koyan; amacını, konusunu belli eden cümledir. Gelişme cümleleri, giriş cümlesiyle ortaya konan düşüncenin, konunun, benzerlikler, zıtlıklar ve örneklerle geliştirildiği bölümdür. Sonuç cümlesi, verilmek istenen duygu, düşünce veya hayâlin vurgulandığı son cümledir.

Paragrafın üç bölüm vardır: giriş, gelişme ve sonuç bölümü.

Giriş bölümü: Konunun ortaya konduğu, okuyucuyu konuya hazırlamak amacıyla düzenlenen bölümdür. Olay ağırlıklı yazılarda giriş bölümüne “serim” de denir. Konuya soru sorarak, betimleme yaparak ya da doğrudan bir hikâye, bir özdeyiş, bir atasözü ile farklı şekillerde giriş yapılabilir.

Gelişme bölümü: Yazının gövdesi sayılabilen bölümdür. Bir yazıda en az iki üç paragraftan oluşur. Bu bölümde konu çeşitli yönleriyle ele alınır, açıklanır, tartışılır. İspatlar, örnekler, belgeler yine bu bölümde yer alır. Olay ağırlıklı yazılarda “düğüm” adını alır.

Sonuç bölümü: Yazının son bölümüdür. Konu bu bölümde bir yargı ile biter. Okuyucunun veya dinleyicinin kafasındaki soruların cevaplandırıldığı, ilk iki bölümde anlatılanlardan çıkan temel yargının veya çözümün verildiği bölümdür. Sonuç bölümü, tıpkı giriş bölümü gibi kısadır. Olay ağırlıklı yazılarda bu bölüme “çözüm” denir.

Paragraf Çeşitleri

Olay paragrafı: İlgi çekici bir olayı, daha çok kronolojik sıraya bağlı kalarak anlatan paragraflardır. Masal, hikâye, roman gibi türlerde kullanılır.

Fikir paragrafı: Bir fikrin delillerle desteklenerek inandırıcı, etkili, mantıklı bir biçimde anlatıldığı paragraflardır. Fıkra, makale gibi düşünce yazılarında kullanılır.

Tahlil paragrafı: Bir olayı, olay kişilerinin davranışlarını, bir meseleyi, bir fikri, bir özelliği çözümleme yoluyla ele alan paragraflardır.

Tasvir paragrafı: Olay ağırlıklı metinlerde mekân, varlık ve nesneleri ayırıcı nitelikleriyle okuyucuya tanıtmak üzere kurulmuş paragraflardır.

Düşünceyi Geliştirme Yolları

Tanımlama: Bir varlığın, bir kavramın temel niteliğiyle ya da bir olayın belirgin özellikleriyle ifade edilmesine tanımlama denir. Tanım, kısaca “nedir” sorusuna verilen cevaptır.

Örnekleme: Bir düşüncenin ona yakın asıl düşünceyi hatırlatıcı, destekleyici türlü kavram, isim ve durumlar ile desteklenmesine örnekleme denir. Sayısal verilerden yararlanma: Bir düşünceyi bilimsel, matematiksel ya da sayısal verilerden yararlanarak destekleme yoluna sayısal verilerden yararlanma denir.

Tanık gösterme: Bir düşüncenin ilgili konuda uzmanlığı ve yeterliliği kabul görmüş bir kişiden alıntı yapılarak desteklenmesi yoluna tanık gösterme denir.

Karşılaştırma: Bir düşüncenin iki varlık, iki kavram ya da iki şey arasındaki benzerlik ve karşıtlıklardan yararlanma yoluyla ortaya konulmasına karşılaştırma denir. Benzetme: Aralarında benzerlik olan iki şeyden nitelikçe zayıf olanı güçlü olanla anlatmaktır.

Edebiyatın Güzel Sanatlar Arasındaki Yeri

Güzellik ve zevkle ilgilenen sanatlara güzel sanatlar, sanat ürünlerini meydana getiren kişiye de sanatçı denir. Sanatın en temel amacı güzele ulaşmak ve güzeli yansıtmaktır. Güzel sanatların sınıflandırılması şöyledir: fonetik (işitsel) sanatlar, plastik (görsel) sanatlar ve ritmik (dramatik) sanatlar.

Fonetik sanatlardan biri olan edebiyat; duygu, düşünce, istek ve hayallerin kelimelerle yazılı ya da sözlü olarak güzel ve etkili bir şekilde anlatma sanatıdır. Edebiyatın malzemesi dildir. Edebiyat diğer sanat dallarından, kullandığı malzeme, üslup, yöntem ve teknikler ile ortaya çıkan yapısal ve içerikle ilgili hususlarla ayrılır.

Güzel sanatların sınıflandırılması
  1. Plastik (Görsel) sanatlar (maddeye biçim veren sanatlar)
    • Resim
    • Heykel
    • Mimari
    • Kabartma
    • Hat
    • Tezhip
    • Minyatür
  2. Fonetik (İşitsel) sanatlar (sese, söze biçim veren sanatlar)
    • Edebiyat
    • Müzik
  3. Ritmik (Dramatik, Karma) sanatlar (harekete biçim veren sanatlar)
    • Tiyatro
    • Bale
    • Dans
    • Opera
    • Sinema

Edebiyatın Bilim Dallarıyla İlişkisi

Bir edebî eser oluşturulurken az ya da çok bilim dallarının verilerinden yararlanılır. Kimi zaman da bilim insanları mevcut edebî eserlerden esinlenebilirler. Sonuç olarak bilim dalları ile edebiyatın yöntemleri ve kullandıkları araçlar farklı olsa da aralarında etkileşim söz konusudur. Bunlardan bazıları şunlardır:

Edebiyat-Tarih ilişkisi: Yazarlar edebî eserlerinde tarih biliminin verilerinden yararlanırlar.

Edebiyat-Sosyoloji ilişkisi: Edebî metinlerden toplumların sosyal yapıları, kültürel gelişimlerinin yanında, bir toplumun değişim ve gelişimleri hakkında ipuçları elde etmekteyiz. Toplum bilimini öğrenmeden bu türlerde edebî eser yazmak çok zordur. Edebiyat ve psikoloji:Psikoloji, tek başına bir bilim alanı olmanın yanında edebiyatın da en önemli kaynaklarından ve ilgi alanlarından biridir.

Edebiyat ve felsefe: Felsefe edebiyat arasındaki en temel ilişki sistemi, edebiyat kuram ve akımlarında görülmektedir. Bununla birlikte edebî eserde ortaya konulan bir dünya ve bu dünyanın ilişkiler sistemi sorgulanırken felsefe devreye girer. Felsefe, bu ilişkiler sisteminin neden ve köklerini araştırır; bunları tanımlar.

Edebiyat ve coğrafya: Her eser bir mekânın üzerinde ve o mekânın etkileri ile kaleme alınır. Mekân söz konusu olduğunda coğrafya da devreye girer. Bu yüzden bir edebiyat eserini, dolayısıyla edebiyatı coğrafyadan ayrı düşünmek mümkün değildir.

Örnek Soru

Ağaçların bile sıhhatine imrenerek yürürdüm. Ben de onların arasındaydım ve onların arasında büyüğüm de yoktu. Yalnız bende meçhul bir hastalık vardı, sekiz yaşımdan beri çekiyordum. Ben de o muayene odasının ve nice muayene odalarının önünde senelerce bekledim.
Benim yanımda büyüğüm de yoktu. Yalnız başıma demir parmaklıklı kapıdan içeriye girerdim, dokuzuncu hariciye koğuşuna doğru ağaçların bile sıhhatine imrenerek yürürdüm, camlı kapıların garip bir beyazlıkla gözlerime vuran ve içimde korku ile karışarak yuvarlanan parıltıları arasında o dehlize girerdim ve yalnız başıma bir köşeye ilişirdim, kımıldamazdım, susardım, beklerdim, korkudan büzülürdüm, rengimin uçtuğunu hissederdim.
Bu parçada, yazar eserini oluştururken aşağıdaki bilim dallarından hangisinden yararlanmıştır?

  • Psikoloji
  • Tarih
  • Felsefe
  • Sosyoloji

Bu parçada hasta bir çocuğun iç dünyası yansıtılmıştır. Yazar, bu çocuğun ruh çözümlemesini yapar. Bu romanda psikoloji biliminden yararlanılmıştır. Psikolojik aynı zamanda otobiyografik roman türünde yazılmış bu tür eserlerde yazarlar; yaşantılarını, duygularını birebir yansıtmasalar da onlardan izler taşır. “9. Hariciye Koğuşu” adlı roman edebiyat ve psikoloji arasındaki etkileşimini gösteren güzel bir örnektir. Cevap A

Metinlerin Sınıflandırılması

Edebiyat eserlerinin biçimlerine, teknik özelliklerine ve konularına göre ayrıldığı çeşitlere tür denir. Edebî türler değişmeyen yazı kalıpları değildir. Toplumlarda zamanla kendini gösteren değişiklikler, yeni ihtiyaçların ortaya çıkması, bunların edebiyata yansıması da yeni türlerin doğmasına yol açmıştır. Her metnin kendine özgü anlamı, yazılış amacı, anlatım biçimi, dili ve yapısı vardır. Bazı metinler öğretmeyi, bazıları düşündürmeyi, bazıları da sezdirip duygulandırmayı amaçlar. Metinler bu özelliklerine göre sınıflandırılır.

Sanat Metinleri
  1. Coşku ve heyecan dile getiren metinler (şiir)
  2. Olay çevresinde gelişen metinler
      • Trajedi
      • Komedi
      • Dram
    • Karagöz, meddah, orta oyunu
      • Fabl
      • Masal
      • Halk hikâyesi
      • Roman
Öğretici Metinler
  1. Kişisel hayatı konu alan metinler (mektup, günlük, anı, biyografi, otobiyografi, gezi yazısı)
  2. Gazete çevresinde gelişen metinler (eleştiri, makale, deneme, fıkra, haber metni,sohbet)
  3. Felsefi metinler
  4. Tarihî metinler
  5. Bilimsel metinler
Örnek Soru

Fuzulî, Koca Nişancı’nın Dicle’ye sırtını dayamış konağının kapısına varıp kâhyasına kendisini tanıtırken yüreğinin duracağını sandı. Yiyeceklerle donatılmış gümüş tepsilerin sıra sıra sedirleri donattığı salona girdiğinde yüzüne çarpan sıcaklığın ortadaki büyük pirinç mangaldan mı, içini kaplayan heyecandan mı, yoksa kendisine gülümseyen dost yüzlerden mi kaynaklandığını anlayamadı. Çeng ve santur nağmelerinin doldurduğu salonda bulunanların yarısı o içeri girince ayağa kalkmış, diğer yarısı da onun şiirlerinden dizeler okuyarak ayrı ayrı hoş geldin demişlerdi. Nişancı Bey’in sağ yanındaki şilteye oturduğunda kendini ilk defa bir sınav heyeti huzurundaymış gibi hissetti.
Bütün gözler üzerindeydi. Servi boylu sakiler sofraları donatmaya başladıklarında aradaki resmiyet kalkıp senli benli bir şiir sohbeti ve müzik ziyafeti başladı. Kimi gazel okuyor, kimi muamma soruyor, kimi mesnevi anlatıyordu.
Bu metnin türü aşağıdakilerden hangisidir?

  • Roman
  • Deneme
  • Sohbet
  • Anı

Verilen edebî metinde yazar, Fuzulî gibi tarihsel kişiliklerden ve üzerinde yaşadığımız gerçek dünyadan hareketle kurmaca yani hayali bir dünya oluşturmuştur. Sanatçının oluşturduğu kurmaca dünyada da kişiler, varlıklar, bunların duygu, düşünce, hayali ya da başından geçen olay ve durumlar vb. vardır. Örneğin Fuzuli’nin Koca Nişancı’nın konağına gelerek şiir sohbeti ve müzik ziyafetine katılması kurmaca dünyada gerçekleşir. Ancak tüm bunlar gerçeğin bir yansımasıdır. Edebiyatçı, yaşanan gerçekliği eserinde ele alırken seçer, ayıklar, değiştirir ve kurgular. Bu yeni bütünlük yaşanan gerçeğe ait birtakım izler taşımakla beraber hayatın tıpkısı değildir, bu bir edebî gerçekliktir.
Bu metnin temel amacı ve işlevi sahip olduğu estetik değerlerle muhataplarında güzellik duygusu uyandırmaktır. Ayrıca metinde kullanılan dil ile günlük konuşmalarımızda kullandığımız dilden farklı olarak edebî dil kullanılmıştır. Bu nedenlerden dolayı metnin türü romandır. B, C ve D seçenekleri ise öğretici metin türleridir. Cevap A

Sözlü iletişim

Gönderici ve alıcı konumundaki iki insan ya da insan grubu arasında gerçekleşen duygu, düşünce, davranış ve bilgi alışverişine iletişim denir. İletişim sadece dille gerçekleştirilmez; jest ve mimiklerle, resim, şekil, çizgi gibi sembol ve simgelerle de gerçekleştirilir. İnsan duygu ve düşüncelerini en iyi, dil ile anlatır. Dille gerçekleştirilen iletişim; resim, şekil, işaret ve vücut diliyle yapılan iletişimden daha güçlü ve daha kullanışlıdır.

İletişimin Ögeleri
  • İletişimin kurulması için gönderici (kaynak), alıcı, ileti (mesaj), kanal (iletim yolu), bağlam (ortam), dönüt (geri bildirim), kod gibi temel ögelere ihtiyaç duyulur.
  • Gönderici: Duygu, düşünce ve isteklerin aktarılmasında sözü söyleyen kişi veya topluluktur.
  • Alıcı: Duygu, düşünce ve isteklerin iletildiği, aktarıldığı kişi ya da topluluktur.
  • İleti: Gönderici ile alıcı arasında aktarılan duygu, düşünce, isteğe denir.
  • Kanal: Göndericinin, iletiyi alıcıya gönderirken kullandığı yol veya araçtır.
  • Bağlam: İletişimin gerçekleştiği yerdir.
  • Dönüt: Alıcının göndericiye verdiği her türlü cevaptır.
  • Kod: İletişimin dil biçimi hâlinde düzenlenmesi, şifrelenmesidir. Nesneler kelimeler hâlinde kodlanır. Gönderici; iletisini yazıyla, resimle, rakamla vb. aktarabilir. İşte bunlardan her biri şifredir.
Sonraki Ünite
Bu ders notu faydalı mıydı ?
Bunu nasıl iyileştirebilirim?

9 kişi oy kullandı
ÜNİTE 2ÜNİTE 3ÜNİTE 4