Türk Dili ve Edebiyatı 6 ders notları

Bu ders içereği Yeni müfredata uygundur.
Ünite 1

ROMAN

ROMAN

Cumhuriyet Döneminde Roman(1923-1950)

Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Reşat Nuri Gültekin gibi Cumhuriyet ilk dönem yazarları topluma önem vermiştir. Anadolu’yu savaş yıllarında tanıyarak, Anadolu’yu eserlerinin merkezine almışlardır. Bunun yanında Refik Halit Karay ve Peyami Safa gibi sanatçılar da daha çok bireyin iç dünyasını yansıtan eserler meydana getirmiştir. Büyük sıkıntılar çekilen ikinci dünya savaşı ve yeni siyasi dönem, yazarlara yeni konulara yöneltmiş ve konuları çeşitlendirmiştir. Bu dönemde köy edebiyatı denen ve 1970 yıllarına kadar genişleyerek süren köy ve köylünün sorunlarına eğilen yazarlar ortaya çıkmıştır. Ahmet Hamdi Tanpınar, Halikarnas Balıkçısı gibi toplumcu gerçekçi yazarlar ilk eserlerini bu dönemde vermiştir.

Cumhuriyet Döneminde Roman (1950-1980)

1950’li yıllar ikinci dünya savaşı yıllarında yetişen köylü, Köy Enstitülü yazarların köy ve kasaba romanlarını yayımlamaya başladıkları dönemdir. Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Fakir Baykurt, Kemal Tahir, Aziz Nesin, Tarık Buğra gibi birçok yazar toplumcu gerçekçiliğe yönelerek köye ve köylü sorunlarına yönelmiştir. Ayrıca roman yazma yöntemleri de değişerek gelişmiştir. 1960 yılından sonra ise siyasal, toplumsal ve ekonomik değişimler ve sonuçları yazarların işlediği konulardır. Bu dönemde roman yazarları artış göstermiş ve roman konuları çeşitlenmiştir. Daha sonra 27 Mayıs ve 12 Mart olayları romanlara yansımıştır. Bu dönemde ülkemizden başlanan Almanya göçü romanlara girer. Ülkemizden Almanya’ya giden çocukların dil sorunu, anne babalarının iş yaşamındaki zorlukları, sıla özlemi, Almanlara uyum sağlamada yaşanan zorluklar yazarların 1980’lere doğru işlediği konular arasındadır.

Dünya Edebiyatında Roman (20. Yüzyıl)

Roman, Avrupa’da sözlü edebiyattaki destan türünün geçirdiği evrim olarak ortaya çıkar. Roman türünün ilk başarılı örneği ise Miguel de Cervantes tarafından 16. yüzyılda yazılan Don Kişot romanı olarak kabul edilir. daha sonra Madame De La Fayette Klasisizm etkisiyle eserler kaleme almıştır. Roman türünde en yetkin örnekler 1800’lü yıllarda ortaya çıkmıştır. Roman bir tür olarak karakteristik özelliklerini Romantizm ve Realizm akımları sayesinde kazanır. Stendhal, Balzac, Flaubert, Turganyev, Dostoyevski, Tolstoy, Emile Zola, Henry Janes gibi yazarlar dönemin önemli romancılarıdır. Daha sonra yirminci yüzyılda sosyal ve teknolojik gelişmeler romana yansımıştır.

Anlama Dayalı Anlatım Bozuklukları

Gereksiz Kelime Kullanımı

Aynı kavram ya da varlığı karşılayan birden fazla kelimenin, işlevi olmayan bir kelimenin ya da ekin aynı cümlede kullanılması anlatımda bozukluk yaratır. Ayrıca bir kelimenin anlamının aynı cümlede başka bir kelime içinde yer alması da anlatım bozukluğu olarak kabul edilir. Mesela “Aklıma yine eski geçmiş günlerimiz geldi.” (Eski günler zaten geçmiştedir.)

Anlamca Çelişen Sözcüklerin Kullanımı

Bir cümlede anlam yönünden birbiriyle ters düşen kelimelerin ya da sözlerin bir arada kullanılmasıyla ortaya çıkan anlatım bozukluklarıdır. Genel olarak “kesinlik” anlamı içeren bir kelimeyle “olasılık” anlamı içeren bir kelimenin aynı cümlede kullanılmasıyla ortaya çıkar. Mesela “Eminim ki bugün de gelmeyecekler galiba.” (Eminim kesinlik, galiba olasılık bildirir.)

Kelimenin Yanlış Anlamda Kullanılması

Anlam ya da yazım bakımından birbirine yakın bulunan kelimelerin, birbiri yerine kullanılması yüzünden kaynaklanan bozukluklardır. Mesela “Görmeyeli saçların bir hayli büyümüş.” (Saçlar büyümez, uzar.)

Kelimenin Yanlış Yerde Kullanılması

Cümlede, bir kelimenin gerektiği yerden farklı bir yerde kullanılmasından kaynaklanan anlatım bozukluklarıdır. Bu anlatım bozukluğu genel olarak zarf olarak kullanılması gereken kelimeleri sıfat, sıfat olarak kullanılması gereken kelimelerin zarf olarak kullanılması yüzünden ortaya çıkar. Mesela “Başarımı tebrik eden, ilk annem oldu.” (Başarımı ilk tebrik eden annem oldu.)

Deyim ve Atasözlerinin Yanlış Kullanılması

Deyimler kalıplaşmış anlama sahip söz gruplarıdır. Bu yüzden kalıplaşan anlamları çerçevesinde kullanılırlar. Kalıplaşan ve belli bir anlamı olan deyimin başka bir anlamda kullanılması anlatım bozukluğudur. Mesela “Güzel notlar alınca öğretmenin gözünden düştü.” (Burada gözüne girdi denmesi gerekirdi.)

Anlam Belirsizliği Tamlayanı

İkinci tekil yani sen ya da üçüncü tekil yani o kişi zamiri olan tamlamalarda tamlayan düştüğünde, tamlananın ikinci tekil kişiye mi yoksa üçüncü tekil kişiye mi ait olduğu anlaşılmadığında ya da cümle yapısı yüzünden iki anlama gelecek biçimde kurulmasından kaynaklanır. Mesela “Kardeşini okulda gördüm.” (Senin kardeşin mi, onun kardeşi mi, belli değil.)

Mantık ve Sıralama Yanlışlığı

Cümlede dile getirilmiş olan durum ya da olayların önem sırasına göre söylerken yanlışlık yapılmasından ya da mantık bakımından tutarsızlık bulunmasından ortaya çıkan anlatım bozukluğudur. Mesela “Kral ölünce yeni kralı seçmek için halk sandığa gitti.” (Burada mantık yanlışı var. Krallık babadan oğula geçer, seçim yapılmaz.)

YAZMA İnceleme ve Değerlendirme Yazısı Yazma

Bir eserin tanıtılmasını sağlayan, yorumlar ve eleştiriler barındıran metinlere değerlendirme yazısı adı verilir. Bu yazılardan değerlendirilen metnin konusu, konunun işleniş şekli, öne sürülen düşünceleri kritik ederek yapıcı yorumlar getirilir. Bir değerlendirme yazısı şu sorulara cevap içermelidir:

  • Okuduğunuz metnin yazarı neyi amaçlamıştır?
  • Metnin iletisi açıkça verilmiş mi yoksa iletiye metinden çıkarımlar yoluyla mı ulaşılıyor?
  • Konular arasında bağlantı nasıl sağlanıyor?
  • Olaylar ya da şahıslar nasıl betimleniyor?
  • Yazar çalışmasını bir analiz biçimine mi yoksa bir teoriye mi dayandırıyor?
  • Sizce yazarın yorumları mantıklı ve tutarlı mı?
  • İşlediği konuyu açıklığa kavuşturuyor mu yoksa daha bulanık bir hâle mi getiriyor?
  • Metinde yer alan fikirler ve olaylar geniş bir zeminde bağlamına oturtulabilmiş midir?
  • Yazar konusuna odaklanabilmiş midir? Yazarın yaklaşımı sizin konuyu daha iyi anlamanıza yardımcı oluyor mu?

SÖZLÜ İLETİŞİM Roman ile Film Karşılaştırma

Roman ve film karşılaştırma işleminde benzer ya da farklı yönler dikkate alınır ve şu sorulara cevap aranır:

  • Romanda sözü edilen her şey filmde anlatılabilmiş mi?
  • Karakterler romandaki aslına uygun verilebilmiş mi?
  • Yan karakterler yeterince verilmiş mi?
  • Film ve kitabın başlangıç bölümleri aynı mı?
  • Geriye dönüş tekniği her ikisinde de aynı yoğunlukta mı?
  • Diyaloglar her iki eserde de aynı mı kullanılmış?
  • Olayların kronolojisi aynı sırayı takip etmiş mi?
  • Mekânlar birebir yansıtılabilmiş mi?
Sonraki Ünite
Bu ders notu faydalı mıydı ?
Bunu nasıl iyileştirebilirim?

2 kişi oy kullandı
ÜNİTE 2ÜNİTE 3ÜNİTE 4