Türk Dili ve Edebiyatı 7 ders notları

Bu ders içereği Yeni müfredata uygundur.
Ünite 1

GİRİŞ

GİRİŞ

Edebiyat ile Düşünce Akımları- Felsefe Arasındaki İlişki

Edebiyat güzel sanat dallarından biridir. Diğer bilim dalları ve Felsefe ile yoğun ilişki içindedir. Felsefe genel anlamda insanı, doğayı, evreni ve değerleri anlamak için en kapsamlı araştırma olarak karşımıza çıkar. Bu iki alan konu bakımından benzerlik gösteriyor. İki alan da insanı ilgilendiren konuları ele alır. Edebi eserler içerik olarak felsefi boyutlara sahiptir. Türk ve dünya edebiyatına yön veren edebi akımların ortaya çıkması bir felsefi düşünceye dayanır. Filozoflar da edebiyatın anlatım imkanını kullanarak düşüncelerini edebi eserlerle yarınlara bırakmıştır. Sanatçılar felsefede içerik bakımında yararlanırken edebi eserleri felsefi bir eser olmaz. İki tür de eserlerin birtakım noktaları üzerinde ortak olsa da temel olarak konuyu ele alışları, amaçları, dili kullanmaları ve temel özellikleri farklıdır. Edebiyat ve felsefe arasındaki farklılıklar şunlardır:

  • Edebiyatın amacı güzellik duygusuyken felsefede bazı konularda sistematik düşünce ortaya konur.
  • Edebiyatta söz söyleme esasken felsefe de ise içerik önemlidir.
  • Edebiyatta duygular ön plandayken felsefede aklı ve mantık ön plandadır.
  • Edebiyatta dil sanatsal işlevde kullanılırken felsefe de göndergesel işlevde kullanılır.
  • Edebiyatta kelimeler mecaz anlamda kullanılırken felsefede gerçek anlamda kullanılır.
  • Edebiyatta sanatlı söyleyiş varken felsefede dil ve anlatım açıktır.
  • Edebiyatta imgeli dil kullanılırken felsefede kavramların hakim olduğu bir dil kullanılır.
Edebiyat ile Psikoloji ve Psikiyatri Arasındaki İlişki

Edebiyat ve psikoloji arasındaki ilişki geçmişe dayanır. Edebi eserlerde psikolojik unsurların tespiti ve edebi eserlerin bilim dalları verileriyle incelenmesi ilk kez Freud ile başlar. Daha sonra Adler gibi psikoloji ve psikiyatrinin önde gelen isimleri Tolstoy gibi edebiyatçıları bu anlamda incelemiştir. Edebiyat ve psikoloji insanı ve insan davranışlarını ele alması, iç dünyayı anlama çabası aradaki ilişkinin temelidir. Edebiyat da psikoloji de insanı yaşadığı çevreyle ele alarak davranışlarına, düşüncelerine ve duygularına yön veren bilinçaltı süreçleri öne çıkarmıştır. Bu benzerlik bir edebi eserin oluşmasında okurla buluşmaya kadar geçen aşamaların birçoğu psikolojiyle ilişkilidir. Mesela bir romanı incelerken kahramanları davranışlarını anlamlandırmak ve metni doğru şekilde yorumlamak için bilim dallarından yararlanılır.

Dilin Tarihî Süreç İçerisindeki Değişimini Etkileyen Sebepler

Dil yaşayan bir varlıktır ve değişime muhtaçtır. Bir dil iç ya da dış sebeplere bağlı olarak değişir. Bu değişimin en belirgin göstergelerinden biri de kelimelerin zamanla uğradığı ses değişimidir. Bunun dışında okuduğunuz metinlerde belirtilen kelimeler aynı kalsa da yüklenen anlamlar zamanla değişebilir. Dil sosyal bir varlık olduğu için insan düşüncesinde, toplumda meydana gelen her değişim dile de uğrar. Siyasi, toplumsal, kültürel, ekonomik değişime ve teknolojik gelişmelere bağlı olarak dil değişir. Manihaizm’in kabulü, Türklerin Kavimler Göçü sayesinde farklı bölgelere yayılması, İslamiyet’in kabulü, Osmanlı’da Batılılaşma, Tanzimat Fermanı, Cumhuriyet gibi siyasi ve sosyal olaylar hayatımızı değiştirdiği gibi Türkçeyi de etkisi altına almıştır.

Bu tarz olaylar özellikle etkileşim halinde olduğumuz milletlerin dilini de kelime düzeyinde kurallar bakımında Türkçeyi etkisi altına almıştır. Bunun yanında Türkçe de birçok dili etkilemiştir. Diller arasında ortaya çıkan etkileşim dili değiştiren önemli etkilerden biridir. Osmanlı’daki dilde sadeleşme çabası, Yeni Lisan hareketi ve Cumhuriyet döneminde dil devriminde meyvelerini verir. özellikle de Cumhuriyet döneminde Türk Dil Kurumunun kurulması, Türkçe üzerine araştırmalar, okuma yazma oranında artış, kitaplara kolay ulaşma gibi sebepler konuşma diliyle yazı dilini yakınlaştırmıştır. Bu durum da dilin değişim geçirmesine yol açmıştır. Günümüzde ise dilin değişimine yol açan en önemli etkilerden biri de teknolojik gelişmedir. E-posta, televizyon, radyo, İnternet ve sosyal medya gibi birçok değişim dilin de değişmesine yol açmıştır.

İlk Örneklerden Günümüze Türkçenin Önemli Sözlükleri

Bir dilin tüm ya da belli çağda kullanılan kelime ve deyimlerinin alfabe sırasına göre tanımlarını yapan, açıklayan, başka dillerdeki karşılıklarını veren eserlere lügat kitaplarına sözlük denir. Temel başvuru kitapları olan sözlükler yabancı dil öğrenmek için ortaya çıkmıştır. İnsanlar çok eski dönemlerde bile anlamını bilmediği kelimelerin listesini yaparak onlardan kelime dizinleri yapmıştır. Okuyan, araştıran herkes, kendi ana dilinde ya da başka bir dilde anlamadığı kelimenin anlamını incelemek ister. Sözlüklerde dilde yer alan tüm söz varlığı bulunur, tanımları yapılır, okunuşları, yazılışları, vurguları, hangi dilden geldikleri, dil bilgisindeki yerleri gösterilir. Uzak ve yakın, gerçek ve mecaz tüm anlamları örneklerle açıklanır. Bazı sözlüklerde köken bilgisi de verilir. Sözlükler ait olduğu milletin sadece söz varlığını değil, bunun yanında sahip olduğu değerleri, kültürel varlıkları ve yaşama tarzlarını da yansıtır. Sözlükler tek ya da çok dilli, abecesel, genel, lehçebilim, eşanlamlı, eşadlı, terim, argo, deyim ve atasözü sözlükleri gibi çeşitler bulunur. Türk dilinin ilk sözlüğü Divan-ı Lügat’it Türk olarak bilinir.

DİL BİLGİSİ Kelimede Anlam

Dilin anlamlı en küçük parçası kelimedir. Kelimeler nesne ya da hareketi karşılayan göstergelerdir. Gösterge, birbirinden ayrılmayan, birbirini bütünleyen iki unsurdan meydana gelir. Gösteren kelimenin kulakla işitilen ses yönüyken gösterile zihinde ortaya çıkan tasarımıdır. Bu iki unsur arasındaki bağ zihninizde kelime ile karşılığı olan nesneyi ilişkilendirir. Böylece kelime anlamı doğar.

Anlam Bakımından Kelimeler

Gerçek (Temel) Anlam

Kelimelerin akla gelen ilk anlamına temel anlam adı verilir. Kelimenin gerçek anlamı herkes tarafından bilinen kelimenin ilk anlamıdır. Mesela “burun” dendiğinde ilk akla gelen temel anlamı organ adıdır.

Yan Anlam

Temel anlamla bağlantılı olan ancak zaman içinde ortaya çıkan değişik anlamların her birine yan anlam adı verilir. Yan anlamda olan kelime yakıştırma ve benzerlik ilgisiyle olur. Mesela “Kapının kolu” tamlamasında benzetme yoluyla bir ilgi ortaya konmuştur.

Mecaz Anlam

Bir kelimenin gerçek anlamından tamamen uzaklaşarak yeni bir anlam kazanmasıdır. Bir kelimeye mecaz anlam kazandırabileceğiniz yollar şunlardır:

  • Benzetme, istiare, kinaye, cinas, kişileştirme gibi edebi sanatlar
  • Dolaylama yaparak. (Derya kuzusu: Balık)
  • Ad aktarması, deyim aktarması, duyular arası aktarma yaparak.
Terim Anlam

Bir bilim, sanat ya da meslek dalıyla ilgili kavramı karşılayan kelimelere terim adı verilir. Terimlerin anlamları dar ve sınırlıdır. Terimler gerçek anlamda kullanılan sözlerdir. Terimlerin mecaz, yan ya da deyim anlamı yoktur. Mesela deneme, şiir edebiyatla; üçgen, açı matematikle ilgili terimlerdir.

Somut ve Soyut Anlam

Beş duyu organından herhangi biriyle algılanan kavram ve varlıkları karşılayan kelimelere somut kelimeler denir. Mesela masa, ağaç, insan ve deniz gibi kelimeler somut anlamlıdır. Beş duyu organından herhangi biriyle algılanmayan ancak var oldukları akıl, inanç ve sezgilerle kabul edilen kavram ve varlıkları karşılayan kelimeler de soyut anlamlı kelimelerdir. Mesela akıl, özlem, rüya, güzellik soyut anlamlıdır. Soyut anlamlı kelimeleri kavramak zor olduğu için bu kelimeler somut kelimeler kullanılarak anlatılır. Bu durum somutlama olarak adlandırılır.

Genel ve Özel Anlam

Kelimenin bir türün tamamı için kullanılması genel anlam, o türün sadece biri ya da birkaçını karşılayacak şekilde kullanılması ise özel anlamdır. Mesela “Palto insanı sıcak tutar.” Genel anlam, “Paltosunu otobüste unutmuş.” Özel anlamdır.

Sonraki Ünite
Bu ders notu faydalı mıydı ?
Bunu nasıl iyileştirebilirim?

3 kişi oy kullandı
ÜNİTE 2ÜNİTE 3