Türk Dili ve Edebiyatı 7 ders notları ünite 3

Bu ders içereği Yeni müfredata uygundur.
Ünite 3

ŞİİR

ŞİİR

Saf Şiir Anlayışı

Bu anlayış şiirde dili her şeyden üstün tutan sembolist bir estetikten doğar. Valery, Mallerme gibi şairler geliştirmiştir. Türk edebiyatında ise Ahmet Haşim ve Yahya Kemal öncüleridir. Bu anlayışın özellikleri şunlardır:

  • İdeolojilerin baskın olduğu dönemde şiiri fikirden kurtarmaya çalışmışlardır.
  • Ölüm, aşk, yalnızlık, metafizik, tabiat sevgisi gibi insanlığı ilgilendiren temalar işlenmiştir.
  • Şiirde musikiden yararlanarak estetik ön planda tutulmuştur.
  • Sanat için sanat anlayışıyla yazılmıştır.
  • İmge ve çağrışıma dayalı bir dil kullanılır.
  • Mükemmeliyetçilik ön plana çıkmıştır.
  • İdeolojiler dışarıda bırakılarak estetik haz uyandıracak şiirler yazılmaya çalışılmıştır.
  • Milli edebiyat döneminde sadeleşen dil benimsenmiştir.
  • Sembolist şairlerden etkilenme vardır.
  • Şiirde ahenk ön plana çıkar.
  • Hece ölçüsü modern şiire yaklaştırılmıştır.

Cumhuriyet Sonrası (1923-1960) Toplumcu Eğilimleri Yansıtan Şiir

Cumhuriyet dönemi Türk şiirinde eğilimlerden biri de toplumcu gerçekçi anlayıştır. Ağırlıklı şekilde Marksist estetikten beslenmiştir. Türk edebiyatına ise Nazım Hikmet, Ercüment Behzat Lav gibi şairlerle girer. Özellikle Nazım Hikmet’in yolunda toplumcu gerçekçilik edebiyatımızda yaygınlaşır. Bu dönemde halkın sorunlarına eğilmeye çalışılır. İşçilerin ve emekçilerin şairi olduğunu söyleyen Nazım Hikmet, sanatı toplumsal şartların belirlediğini savunur. Serbest nazımla da kendi kuşağını ve sonraki kuşakları etkilemeyi başarmıştır. Toplumcu gerçekçi şairlerin bazı ortak özellikleri bulunur:

  • Serbest nazımla şiir yazarlar.
  • Toplum için sanat anlayışıyla eserler verilir.
  • Yoksulluk, halkın sömürülmesi ve emperyalizm karşıtlığı, özgürlük isteği ve barış özlemi gibi temalar işlenir.
  • Şairler ideolojilerini şiire yansıtır.
  • Daha çok söylev üslubuna yakın bir tonda, yüksek sesle, marş olarak okunmaya uygun şiirler üretilmiştir.
  • Gelecekçilik olan Fütürizm akımından etkilenmişlerdir.

Millî Edebiyat Anlayışını Yansıtan Şiir Türk

Edebiyatımızda ikinci meşrutiyetten sonra Genç Kalemler dergisi etrafında buluşan Ali Canip Yöntem, Ömer Seyfettin ve Ziya Gökalp gibi sanatçılar Milli Edebiyat anlayışının temellerini attı. Türkçülük ve milliyetçilik akımıyla birlikte dilde sadeleşme, hece ölçüsünü kullanma, Anadolu insanının sorunlarını anlatma anlayışına dayanır. Milli edebiyat anlayışı 1910’lu yıllarda başlayarak ikinci dünya savaşına kadar varlığını sürdürmüştür. Cumhuriyetten sonra sanatçılar Anadolu’ya, halk kültürüne ve folkloruna yöneldi. Bu dönemde şiir yazan şairlerin ortak özellikleri şöyledir:

  • Milliyetçilik ve Türkçülük akımı etkileri görülür.
  • Memleket sevgisi, yurt güzellikleri, kahramanlık ve yiğitlik gibi temaları işlediler.
  • Halk şiiri imkanlarından yararlanarak modern şiire yönelmişlerdir.
  • Hece ölçüsünü esas almışlardır.
  • Sade bir dille yazmışlardır. Mahalli söyleyişlere yer vermişlerdir.
  • Şiirlerde söylev tarzında bir eda vardır.
  • Şiirde lirik ögelerin yanında didaktik özellikler de görülür.

Garip Akımı (I. Yeni)

Bu akım şiirimize birçok yenilik ve değişiklik getirerek Türk şiirinin dönüm noktası olmuştur. Orhan Veli Kanık, Oktay Rıfat Horozcu ve Melih Cevdet Anday 1941 yılında birlikte Garip adlı kitap basar. Garipçiler, şiir anlayışını ve görüşünü kitabın ön sözünde dile getirir. Kendilerinden önceki şiir ve sanat anlayışını temelde değiştirmek isterler ve alışılmadık bir şiir anlayışı ortaya koyarlar. Bu şairler ölçü ve uyağa karşı çıkmıştır. Şiirde şairanelikten kaçarak edebi sanatları kullanmadılar. Onlar görülen ve hissedilen şeylerin herkesin kullandığı kelimelerle anlatılmasını, şiirde parça ve mısra güzelliği yerine bütün güzelliğinin önemsenmesini, ahenk konusunda mısracı ve musikicilerin görüşlerinin benimsenmemesini savunmuştur. Gerçeküstücülük akımı etkisiyle aklın, geleneklerin, alışkanlıkların uzağında bilinçaltı gerçekleri yansıtan bir şiir ortaya koymak isterler. Eskiye ait olan her şeyi yıkmak isteyen Garipçiler, kendilerinden önceki tüm geleneklere reddederek, şiiri düz konuşmadan yatıran bütün özellikleri atmış ve yeni bir şiir estetik anlayışı geliştirmiştir. Yergi ve mizahtan da yararlanarak sıradan insanların duygu ve düşüncelerini doğal şekilde şiire taşıdılar. Şiiri yıpranan kalıptan ve klişeden kurtardılar.

İkinci Yeni

Garip akımına tepki olarak doğmuştur. 1953 yılında örnekleri verilen hareket 6 yıl kadar sürerek 1960’da etkisini kaybetmiştir. Turgut Uyar, Edip Cansever, Cemal Süreya, Ece Ayhan, İlhan Berk, Sezai Karakoç ve Ülkü Tamer gibi şairler eser verir. 1956 yılından sonra Pazar Postası isimli dergide bu şairler bir araya gelir. Ortak bir manifesto olmasa da benzer ilkeler benimsemişlerdir. İkinci yeniler kapalılıktan dolayı anlamsızlar, şiir anlayışından dolayı da anlamsız şiir olarak adlandırılmışlardır. Sanat için sanat ilkesiyle hareket ederek seçkin tabakaya hitap eden eserler vermişlerdir. Garipçiler ve toplumcu gerçekçi anlayışa karşı çıkarlar ve saf şiire ulaşmak isterler. Konuşma dilinden uzaklaşarak soyut bir şiir dili oluşturmaya çalışarak Türkçenin yapısını zorlayarak gramer kurallarını görmezden gelirler. Türk şiirine dil kullanımı ve yeni imge oluşturma bakımından yeni bir boyut katarlar. İkinci yeni şiirinin temel özellikleri:

  • Sanat, sanat içindir anlayışı
  • Halka değil, aydınlara seslenmek
  • Edebi sanatları kullanmak
  • İmgeci şiir oluşturmak
  • Konuşma diline, ortak dile sırtını dönmek
  • Kelimelerin çağrışımına dayanan soyut bir şiir dili oluşturmak
  • Halkın hayatından ve kültüründen uzaklaşmak
  • Şehir yaşamında kaybolan yalnız insanları anlatmak.

Dinî Değerleri, Geleneğe Duyarlığı ve Metafizik Anlayışı Öne Çıkaran Şiir

Edebiyatımızda divan ve tekke şairleri tarafından yazılan tasavvufi eserler dini değerleri, geleneğe duyarlığı ve metafizik anlayışı öne çıkaran şiirleri edebiyata kazandırmıştır. Bu gelenek Cumhuriyetle de devam eder. Şairler geleneksel unsurları modern şiir biçimlerine sentezler. Sezgicilik ve mistisizm akımları etkisiyle metafizik ve dini konular ele alınır. Geleneksel Türk İslam kültür, sanat ve edebiyat birikimleri farklı şekilde kullanılmıştır. Necip Fazıl ve Asaf Halet Çelebi gibi sanatçılar bu anlayışı Cumhuriyet döneminde ilk olarak ortaya çıkaran şairlerdir. Bu şairler tasavvufi kavramları, sembol ve mecazları yenden yorumlamıştır; modern şiir imkanlarıyla dini değerler, gelenekler, metafiziğin öne çıktığı şiirler yazılmıştır.

1960 Sonrası Toplumcu Eğilimleri Yansıtan Bir

Ülkemizde 1940 sonrasında değişen sosyal ve siyasi hayat toplum ve bireyi de değiştirir. Siyasi hayattaki hareketlilik 60’lardan sonra daha da hızlanır. Bu hareketliliğin beraberin sosyal ve kültürel hayattaki problemler şiire yansır. Türk şiiri bu dönemde ülkedeki siyasi, ekonomik, toplumsal gelişmeler etkisiyle İkinci Yeni anlayışından uzaklaşır. Bu dönemde toplumcu gerçekçi anlayış yeniden hız kazanır. 60’larda Nazım Hikmet eserlerinin yeniden yayımlanması o dönemin siyasi atmosferiyle birlikte 60 kuşağının şairlerini etkiler. Sanat hayatının ilk yıllarında etkisi altında oldukları İkinci Yeni’yi bireyci ve toplumdan uzak burjuva şiiri olarak suçlarlar. Halkın hatta bütün dünya halklarının dertleriyle ilgili olurlar ve açık, sade, insancıl bir şiir kurma çabasına girerler. Bu yüzden halk kültürüne yönelerek toplum için sanat anlayışını benimseyen eserler yazarlar.

1980 sonrası Türk Şiiri

80’lerden sonra yaşanan siyasi, sosyal ve ekonomik olaylar Türk edebiyatını da etkilemiştir. Bu dönemde toplumcu gerçekçi anlayış egemenliği bitmiş ve bireysel eğilimler artmıştır. Türk şiirinde bu dönemde orta poetika, belirli bir eğilim ya da edebi topluluk oluşmadı. Yeni arayışlar içine giren şairler, şiirlerini bireysel olarak dergilerde yayımlar. Bu dönemde farklı şiir anlayışına yönelme, iyi şiire ulaşma anlayışı vardır. Şiirde imgeye ve uzak çağrışımlara önem verilir ve şiir düz yazıya yaklaştırarak kapalı anlatımla şiirler yazılır.

Cumhuriyet Dönemi Halk Şiirinin Önemli Temsilcileri Eserleri

Âşık Veysel Şatıroğlu

Sivas’ta doğar. Okuma yazma bilmez ve heceyle yazar. Vatan ve toprak sevgisi, aşk temalarını işler.

Murat Çobanoğlu

Kars doğumludur. Usta çıra ilişkisiyle yetişir. Babasından öğrenerek söylediği Kiziroğlu Mustafa Bey türküsüyle tanınır. Aşıklık geleneğini yaşatmak için yoğun çalışmaları vardır. Taşlama, hikaye, şiir, leb değmez gibi dallarda ödüller vardır. Folklor çalışmaları ve radyoda aşıklık geleneğiyle programlar yaptı.

Şeref Taşlıova

Ardahan doğumludur. Günümüz saz şairlerinin önemli temsilcilerindendir. Aşk, hasret, tabiat ve sosyal konuları işler. Aşık makamları ve halk hikayeciliğine hakimdir.

Aşık Feymani

Osmaniye doğumludur. Güzelleme, koçaklama, taşlama, nasihat, mektup, destan ve devriye tarzında çok sayıda şiiri vardır. Atışmalarda başarılıdır ve Çukurova aşıklık geleneğinde önemli yere sahiptir.

Aşık Mahsuni Şerif

Maraş doğumludur. İlk dünyasında kendi iç dünyasını yansıtır. Daha sonra toplumsal konuları konu edinir. Halk şiiriyle toplumcu gerçekçi anlayışı harmanlar. Güncel konularda taşlamaları vardır.

Abdurrahim Karakoç

Maraş doğumludur. Saz çalmaz ama şiirleri halk gelenekleri ile yazılmıştır. Taşlamalarıyla tanınır ve Mihriban adlı şiirleri geniş kesimlerce sevilir.

DİL BİLGİSİ Kelimede Anlam

Kelimelerde Anlam Değişmeleri

Her bir kelime bir temel nesne ya da hareketi karşılar. Kelimenin zaman içinde karşıladığı kavramdan uzaklaşması ve yeni bir kavram yansıtması durumu anlam değişmesi olarak bilinir.

Anlam Genişlemesi

Bir kelimenin, bir nesnenin, bir işin bir bölümünü ya da bir türünü gösterirken zaman içinde o nesnenin tamamını, bütün türlerini anlatır duruma gelmesidir. Mesela yol kelimesi yürünen yerken, anlamı genişleyerek yöntem anlamı kazanmıştır. Anlam genişlemesine uğrayan kelimelere çok anlamlı kelimeler adı da verilir. Bir kelimenin, anlam genişlemesi yoluyla asıl anlamı olan ilişkisini kaybetmeden yeni anlamlar kazanmasıdır.

Anlam Daralması

Bir kelimenin eskiden anlattığı nesnenin bir bölümünü, bir türünü karşılar duruma gelmesidir. Mesela eski Türkçede çocuk anlamında kullanılan oğul kelimesi günümüzde sadece erkek çocuğu anlamına gelir.

Anlam Kayması

Bir kelimenin başlangıçta karşıladığı anlamdan uzaklaşarak yeni bir anlam kazanmasıdır. Mesela koca kelimesi eskiden yaşlı adam anlamındayken günümüzde kadının eli anlamında kullanılır.

Anlam İyileşmesi

Bir kelimenin eskiden kötü anlamı varken zamanla daha iyi bir anlam kazanmasıdır. Mesela yavuz kelimesi eskiden hırsız anlamındayken günümüzde kahraman anlamında kullanılır.

Anlam Kötüleşmesi

Bir kelimenin eskiden iyi bir anlamı varken zamanla kötü bir anlam kazanmasıdır. Mesela canavar eskiden canlı anlamında kullanılırken günümüzde yırtıcı hayvan anlamına gelerek olumsuz bir anlamı karşılar hale gelmiştir.

SÖZLÜ İLETİŞİM Şiir Dinleme

Şiir dinleme etkinliği sırasında dikkat etmeniz gereken durumlar şunlardır:

  • Şiir dinleme sırasında not alarak dinleme, empati kurarak dinleme, seçici dinleme ve eleştirel dinleme gibi tekniklerden birini kullanabilirsiniz.
  • Şiirin temasını tespit edin.
  • Şiirde yer alan birimlerde dile gelen duygu ve düşünce akışını takip edin.
  • Şiirde temel kavramları ve ayrıntıları tespit edin.
  • Size verilmek istenen açık ve örtülü tüm iletileri belirleyin.
  • Şiirde dile getirilen duygu ve iletileri kendi cümlelerinizle ifade edin.
  • Şiirde dile getirilen duygu ve düşünceleri ön bilgilerinizle karşılaştırın.
unite-2
Bu ders notu (ünite 3) faydalı mıydı ?
Bunu nasıl iyileştirebilirim?

2 kişi oy kullandı
ÜNİTE 1ÜNİTE 2