Türk Dili ve Edebiyatı 8 ders notları

Bu ders içereği Yeni müfredata uygundur.
Ünite 1

GİRİŞ

ROMAN

Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatında Roman

Cumhuriyetin ilk yıllarında toplumsal konular, anlaşma ve savaş yılları memleket edebiyatını ortaya çıkarmıştır. Yazarlar sorunlara çözüm bulmak yerine izlenim aktarır. 30’lu yıllardan itibaren toplumcu gerçekçi edebiyat ortaya çıkmıştır. İkinci dünya savaşıyla birlikte Türk romanı yeni konuları işler. Ekonomik sıkıntı, çok partili hayata geçişle köyden kente göç, gecekondu mahallelerindeki sıkıntılar romana girer. Buna ek olarak köy ve köylü sorunları ele alınmaya başlar. 60’lı yıllardan sonra ise roman teknik ve konu açısından gelişir. Yazarlar siyasi, toplumsal ve ekonomik değişimleri yoğun olarak işler. Bu dönemde tezli tarih romanları yazılır. Ayrıca kadın romancı sayısı artar ve kadın sorunları ele alınır. Ayrıca 60 ve 70’li yıllarda birden fazla toplumsal ve bireysel sorunun iç içe olduğu romanlar ortaya konur. 80’li yıllara doğru ise roman sayısında büyük artış olur. Toplumsal ve tarihi romanlarla birlikte Almanya’ya göç eden Türklerin sorunları da romana girer. Daha sonra bireysel konulara ek olarak toplumdan kesitler de verilir. Daha sonra romana Postmodernizm etkisi girer ve klasik yapıdan uzaklaşarak yeni anlatım teknikleri ortaya çıkar.

Cumhuriyet Dönemi Türk Romanındaki Anlayışlar

Bizde roman Cumhuriyetle birlikte siyasi, sosyal ve ekonomik gelişmelere bağlı olarak gelişmiştir.

Milli Edebiyat Zevk ve Anlayışını Sürdüren Sanatçılar

Bu dönemde Anadolu’ya yöneliş devam etti. Halide Edip, Yakup Kadri, Reşat Nuri gibi isimler bu devirdeki öncü romancılardır. Milli edebiyat zevk ve anlayışı devam eder. Romanda realist bir bakış açısı vardır. Anadolu halkının yaşamı, aydın ve halk çatışması, Milli mücadele ve inkılaplar yoğun olarak işlenmiştir.

Bireyin İç Dünyasını Esas Alan Sanatçılar

Bu dönemde Türk romanında bazı sanatçılar bireyin iç dünyasına seslenir. Peyami Safa, Tarık Buğra gibi isimler bireyin iç dünyasına yoğun olarak eğilip psikolojik tahlillere yer verilmiştir.

Toplumcu Gerçekçi Anlayışla Yazan Sanatçılar

Türk romanı içinde 30’lu yıllarda toplumcu gerçekçi bir anlayış ortaya çıkar. Bu roman anlayışında toplumsal sorunlar ve çatışmalar ile köy gibi küçük yerleşim yerlerinin sorunları anlatılır. Eserlerde ağa-köylü, öğretmen-imam, halk-yönetici, zengin-fakir gibi zıt karakterlerin çatışması anlatılır. Bu yazarlar bir de büyük şehirlere göçün ortaya çıkardığı sorunları anlatır.

Modernizmi Esas Alan Sanatçılar

Edebiyatımızda dış gerçeklikten iç gerçekliğe yönelen, yabancılaşan bireyi işleyen, farklı kurgu tekniğiyle romanımıza farklı bir çehre kazandıran modernist anlayış 1950’den itibaren görülmeye başlar. Bu sanatçılar romanda farklı olarak geriye dönüş tekniğini kullanır. Böylece zaman anlayışı ve neden sonuç ilişkisi ortadan kalkar. Modernist romanda zaman iç içe geçer. Bu yazarlar kahramanların anı ve bilgilerini, aklından geçenleri okuyucuya aktarmak için bilinç akışı, iç konuşma ve monolog gibi farklı teknikleri kullanır. Geleneksel anlatım dışına çıkarak ara ara alegorik anlatımdan yararlanır. Sözcüklerin çağrışım gücünden dolayı şiirsel dil kullanırlar.

Postmodernizmi Esas Alan Sanatçılar

Romanımızda 60 sonrası ortaya çıkan ve 80 sonrası yaygınlaşan postmodern anlayış, roman kültürünün temeli olan olay, kişi, zaman, mekan, bakış açısı, dil kurgusu, ve tematik unsurları değişikliğe uğratırlar. Metinlerarası ve üstkurmaca gibi yeni anlatım tekniklerini kullanırlar. Bu yapıda bulunan romanlarda yüzyıllarca kabul edilen roman yapısında farklı bir yapı ortaya koyarlar. Kuralsızlık bu anlayışın temelidir.

Gelenekçi Roman Anlayışına Sahip Sanatçılar

Toplumun kültürel kurmaca dünyasına taşıyan romanlar gelenekçi romanlardır. Edebiyatımızda gelenekçilik, toplumdaki kültür değerine ilişkin farkındalık oluşturur. Sanatçılar milli ve İslami konulardan beslenir. Tarihten, yaşam tarzından, inançlardan gelen her şeyi eserine taşır. Bu romanlarda klasik olay kurgusu, kronolojik zaman ve ilahi bakış açısı kullanılır.

1980 sonrasında Türk Romanı

Türk romanında 80 sonrası 12 Eylül etkisiyle psikolojik, fantastik, mistik, yani gerçeküstü ve bireysel temalar işlenir. Siyasi gelişmeler, gelişen teknoloji ve değişen hayat şartları ile güveni sarsılarak yalnızlaşan insanlar kendine sığınır. Bu yüzden postmodernizm 80 yıllarından sonra romanda yoğun olarak işlenir. Burada merkeziyetçi bireycilik ve çoğulculuk vardır. Evrensel idealle ve insancıl değerler dikkate alınmaz. Yazarlar artık toplum sorunu yerine biçim sorununa eğilir. Metinlerarasılık, üstkurmaca gibi teknikler içerik yönünden tarih, fantastik, polisiye gerilim gibi konuları anlatır. Dış dünyanın olduğu gibi metne aktarılmasına karşı başı sonu belli olmayan, birden fazla okuması olan, çok sayıda bakış açısına sahip, zaman ve mekan bulanıklığı olan metinler edebiyata girmiştir.

Türk Dünyası Romanı

Zengin bir kültür mirasına sahip olan ülkemiz dışındaki çağdaş Türk edebiyatı ile ülkemizdeki edebiyat arasında sıkı ilişki vardır. Ortak bir kültürden beslenen eserler önemli bir bağ oluşturur. Türk dünyası edebiyatı 20. Yüzyılın başına kadar İstanbul’da yer alan gelişmelere göre değişim gösterir. Ülkemiz dışında yer alan birçok Türk devlet ve topluluğunda siyasi nedenlerle edebiyat, demokratik olmayan ortamlarda gelişir. Sanatçılar düşüncelerini özgür şekilde ifade edemez. Tüm bu olumsuzluklara rağmen namı kendi ülkesinin sınırlarını aşan ve dünyada edebiyatında söz sahibi olan çok sayıda sanatçı yetişir. Cengiz Aytmatov ve Cengiz Dağcı gibi yazarlar dünya edebiyatında da tanınırlar.

DİL BİLGİSİ Paragraf

Bir yazının bütününde yer alan satır başlarıyla ayrılan bölümleridir. Paragrafın bazı özellikleri vardır:

  • Paragraf tek bir düşünceyi açıklar.
  • Yazıdaki düşünce birimidir.
  • Bir ya da daha çok cümleden oluşur.
  • Temel cümle ve yardımcı cümlelerden oluşur.
  • Birbiriyle anlamca yakın cümlelerden meydana gelir.
  • Kendi içinde tamamlanmış bütündür.
  • Anlam ve biçim yönünden birlik ve bütünlük oluşturur.
Paragrafta Konu ve Ana Düşünce

Her paragrafın belli bir konusu ev bu konuda anlatılan bir düşünce bulunur. Konu yazarın üzerinde durduğu, bahsettiği kavram, durum, duygu ya da düşüncedir. Paragraf yazarken konuyu sınırlamak ve paragrafın neyle ilgili olduğunu okura anlatmak gerekir. Paragrafta konu yazarın ne anlattığının cevabıdır.

Ana düşünce, paragrafta asıl anlatılmak istenen düşüncedir. Tüm cümleler bu düşünceye bağlıdır. Böylece paragrafta anlam olarak bütünlük sağlanır. Ana düşünceyi veren cümle paragrafın başında, ortasında ya da sonunda olabilir. Ana düşünce açıkça verilebilir ya da gizli bırakılabilir. Paragrafın yazılış amacı ana düşüncesini ortaya çıkarır.

Paragrafta Yardımcı Düşünce

Paragrafta ana düşünceyi açıklamak, geliştirmek ve desteklemek konusunda yardımcı olan düşüncelerdir. Paragrafta örnekler ve ayrıntılar yardımcı düşünce olur. Bu düşünceler konu ve ana fikirle tutarlıdır. Bir ana düşüncenin birden fazla yardımcı düşüncesi olabilir. Bu düşünceler için düşünceyi geliştirme yollarından yararlanılır.

Paragrafta Başlık

Başlık ele alınan konuyu, düşünceyi bir, iki ya da üç kelimeyle belirten sözlerdir. Bu yüzden bir paragrafın başlığının bulunması için paragrafın konusu okunmalı ve ana düşüncenin belirlenmesi gerekir.

SÖZLÜ İLETİŞİM Hazırlıksız Konuşma

Bir kitap hakkında hazırlıksız konuşma yaparken şu noktalara değinebilirsiniz:

  • Kitabın adı, türü, yazarı vb. özellikleri ile konusu
  • Ana kahramanları ve bunların özellikleri
  • Kitabın ilginç özellikleri, beğendiğiniz ya da beğenmediğiniz yönleri
  • Yazarın dili ve üslubu
  • Yazarın okuyucuya vermek istediği mesaj
  • Bu kitap sayesinde öğrendikleriniz ve çıkarımlarınız
  • Yazarın sanat anlayışına dair tespitleriniz
  • Kitap hakkındaki değerlendirmeleriniz
Sonraki Ünite
Bu ders notu faydalı mıydı ?
Bunu nasıl iyileştirebilirim?

1 kişi oy kullandı
ÜNİTE 2ÜNİTE 3ÜNİTE 4